Fırın nedir, Fırın ne demek

Fırın; kökeni rumca dilinden gelmektedir.

  • İçinde genellikle odun yanan, her yanda aynı derecede ısı oluşturarak ekmek, pasta vb. pişirmeye yarayan, tavanı tonoz biçiminde, önünde tek açıklık bulunan ocak.
  • Elektrik, tüp gaz ve doğal gazla çalışan, yiyecekleri pişirmeye veya ısıtmaya yarayan alet
  • Bu ocakta pişirilmiş.
  • Ekmek, pasta vb.nin pişirildiği ve satıldığı dükkân.
  • Bir maddenin fiziksel veya kimyasal değişime uğratılması amacıyla içinde ısıtıldığı araç.

"Fırın" ile ilgili cümle

Kimya'daki anlamı:

Yüksek sıcaklıklara ısıtma amacıyla kullanılan, iç cidarı ateş tuğlası ile astarlanmış, metal muhafazalı, dirençli elektrik arklı ve indüksiyon akımları ile veya bir gaz yakıtla ısıtılan çok değişik tipleri olan, kapatılabilir mekan.

Bilimsel terim anlamı:

Özdekleri yüksek sıcaklıkta ısıtmaya, eritmeye ya da sertleştirmeye yarayan aygıt.

Sıvı ya da gaz yakıtlarla ya da elektrik erkesiyle ısıtılarak, içinde ısıl işlem yapılmış olan aygıt.

İngilizce'de Fırın ne demek? Fırın ingilizcesi nedir?:

furnace, oven, kiln

Fırın hakkında bilgiler

Fırın, ısıdan yararlanmak için kullanılan bir araç. Fırın sözcüğü Anadolu'da bazı şivelerde hurun olarak kullanılmaktadır. Genelde yemek pişirmek için kullanılır. Fırınların çeşitleri vardır. Bunlardan bazıları evde olan fırınlar, mikrodalga fırın metalleri eritebilmek için yüksek ateşli fırınlar, ekmek fırınları ve kazanlar fırınlara örnektir. Fırınlar ile yemek ya da ekmek pişirilebilir, metaller eritilebilir, cam şişeler eritilerek tekrar kullanılabilir.

 

Fırın ile ilgili Cümleler

  • Fırına giderdim.
  • Fırın nerede?
  • Belediye Binası önünde fırıncı fiyatlarını artırdı.
  • Fırıncı hamura tuz atmayı unuttu.
  • Bu kasabada bir yerde eski bir fırın yok mu?
  • Fırın sıcak.
  • Ben fırına gittim.
  • Bu fırına Tom'un ailesi sahip.
  • Fırın eldivenin nerede?
  • O fırında çalışan kız sevimli.
  • Fırın Pino caddesindedir.
  • Hala part time olarak bir fırında mı çalışıyorsun?
  • Fırın köşenin civarında.
  • Her gün fırında pişirir misin?

Fırın tanımı, anlamı:

Genel : Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan.

Ekmek : Parayı boşuna harcamak, ziyan etmek. Yemek, aş. Toprağı ekip biçmek için kullanmak. Bir şeyin başlamasına yol açacak sebepleri hazırlamak. Tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, sacda veya tandırda pişirilmesiyle yapılmış olan yiyecek, nan, nanıaziz. Yarışta geçmek. Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak veya gömmek. Birini uydurma bir sebeple bırakıp gitmek, savuşmak, atlatmak. İnsanı geçindirecek iş, kazanç. Serpmek.

 

Araç : Taşıt. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne.

Fırın gibi : Çok sıcak (yer).

Fırın boya : Kuruma ve sertleşmesi genellikle 80 derecenin üzerinde olan boya türü.

Fırın kebabı : Büyük tencerelere yerleştirilerek fırında pişirilen et yemeği, et kebabı.

Kara fırın : İçinde odun yakılmak suretiyle ekmek pişirilen, yüksek ateşe dayanıklı tuğlalardan yapılmış ve pişirme süresi modern fırınlardan daha uzun olan fırın, taş fırın.

Mikrodalga fırın : Elektromanyetik dalga ile yiyecekleri kısa sürede pişiren veya ısıtan fırın.

Taş fırın : Kara fırın.

Yüksek fırın : Sanayide kullanılan, ham demir madeninin eritildiği, ısı derecesi yüksek olan fırın.

Fırında makarna : Haşlanmış makarnaların arasına özellikle kaşar peyniri konularak üzerine süt dökülüp fırında pişirilen makarna yemeği.

Elektrik fırını : Elektrik enerjisi ile çalışan mutfak aleti.

Hava gazı fırını : Hava gazı ile çalışan fırın.

İzabe fırını : Maden ergitme ocağı.

Pide fırını : Özellikle pide pişirip satan fırın.

Simit fırını : Simit pişirip satan fırın, simitçi fırını.

Simitçi fırını : Simit fırını.

Fırıncı : Fırın işleten kimse.

Fırıncılık : Fırıncının yaptığı iş.

Fırınlama : Fırınlamak işi.

Fırınlamak : Fırında pişirmek. Fırında kurutmak.

Fırınlanmak : Fırına konulmak veya fırında kurutulmak.

Fırınlatmak : Fırınlama işini yaptırmak.

Fırınlı : Fırınlanmış.

Fırınlık : Fırında pişirilmeye hazır (yemek).

Aç köpek fırın deler : "aç kimse karnını doyurmak için önüne çıkan engellerin tamamını aşar ve isteğini elde eder" anlamında kullanılan bir söz.

Ayıyı fırına atmışlar yavrusunu ayağının altına almış : "duygusuz insanlar, kendilerini kurtarmak için gerekiyorsa çocuklarını bile tehlikeye atmaktan çekinmezler" anlamında kullanılan bir söz.

Babalık fırın has işler : Babasının parası ile geçinenlere sitem olarak kullanılan bir söz.

Beylik fırın has çıkarır : "devlet görevlisi olmak insana birçok kazanç sağlar" anlamında kullanılan bir söz.

Mercimeği fırına vermek : Kadınla erkek gizlice aşk ilişkisi kurmak.

Odun : Yakılmak için kesilmiş, parçalanmış ağaç. Anlayışsız ve kaba (kimse).

Aynı : Aralarında ayrım olmayan. Başkası değil, yine o. Benzer. Eski durumunda kalmış, değişmemiş.

Derece : Sıcaklıkölçer. Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri. Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi. Denli, kadar. Başarı gösterme. Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe. Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim.

Pasta : İçine katılmış türlü maddelerle özel bir tat verilmiş, fırında veya başka bir yolla pişirilerek hazırlanmış bir tür hamur tatlısı. Otomobillerin gerçek renklerini ortaya çıkarmak ve parlatmak için kullanılan özel karışım. Giysilerde dikişli kıvrım.

Pişirme : Pişirmek işi.

Tavan : Bir şeyi değerlendirmede kabul edilen en yüksek seviye veya fiyat. Bir yapının, kapalı bir yerin üst bölümünü oluşturan düz ve yatay yüzey, taban karşıtı. Çatı kiremidi.

Tonoz : Tuğla ve harçla örülmüş, alttan obruk, yarım silindir biçiminde tavan örtüsü. Bir kemerin aralıksız devam etmesiyle oluşan örtü biçimi.

Yararlanmak : Kendine yarar sağlamak, faydalanmak, istifade etmek.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Fırın astarı : Fırın ve yunakların içine, ısı ve yenim dirençleri yüksek tuğlamsı gereçlerden örülmüş yalıtkan kat.

Fırın atmosferi : Yapılacak ısıl işlemi gerçekleştirmeğe uygun bileşimde olan gaz karışımı.

Fırın atmosferi ayarlama : Fırın atmosferinin istenilen bileşimi sürdürebilmesi için, bileşenlerin sürekli çözümlenmesi ve ayarının yapılması İşlemi.

Fırın büyüklüğü : Fırının, genellikle taban alanı ile ölçülen büyüklüğü.

Fırın çalışması : Bir fırının işlem yapmak üzere çalışması.

Fırın darısı : Fırınlanmış mısır.

Fırın darusu : Fırınlanmış mısır.

Fırın içi : Fırının, iç yüzeyleri ile sınırlanan oylumu.

Fırın kapağı : Fırın ağzını örten kapak.

Fırın paklası : Fırında kurutulmuş taze fasulye.

Diğer dillerde Fırın anlamı nedir?

İngilizce'de Fırın ne demek? : n. oven, roaster, cooker, stove, furnace, kiln, hearth, bakery, bakehouse

Fransızca'da Fırın : four [le], fourneau [le]

Almanca'da Fırın : n. Bäckerei, Backofen, Backröhre, Ofen, Ofenröhre, Röhre

Rusça'da Fırın : n. печь (F), горн (M), плита (F), духовка (F), пекарня (F), булочная (F), испечь (F)

adj. печной