Fact türkçesi Fact nedir

  • Eylem.
  • Bilgi.
  • Hakikat.
  • Olgusal gerçek.
  • Gözlenebilir ya da görgül işlemlerle kavranabilir olan ve kendine özgü bir örüntüsü bulunan olay.
  • Unsur.
  • Gerçek olay.
  • Vakıa.
  • Hukuk alanında kullanılır.
  • Doğru bilgi.
  • Olay.
  • Durum.
  • Nitelik.
  • Olgu.
  • Olmuş şey.
  • Vak'a.
  • Vaka.
  • Gerçek durum.
  • Gerçek.
  • Çarpınım.

Fact ile ilgili cümleler

English: Ali is having trouble coping with the fact that his son committed suicide.
Turkish: Ali oğlunun intihar etmesi gerçeğiyle başa çıkmada sorun yaşıyor.

English: Ali is a nice guy in spite of the fact that he has a lot of money.
Turkish: Ali çok parası olması gerçeğine rağmen iyi bir adam.

English: Ali can't deny the fact that he did what Mary accused him of doing.
Turkish: Ali Mary'nin onu yapmakla suçladığı şeyi yaptığı gerçeğini inkar edemez.

English: A fact is, essentially, irrefutable.
Turkish: Bir gerçek, esas olarak, tartışılmazdır.

English: Ali concealed the fact that he had been in prison.
Turkish: Ali hapiste olduğu gerçeğini gizledi.

Fact ingilizcede ne demek, Fact nerede nasıl kullanılır?

Fact film : Belgesel film. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Gerçek yaşamdan alınan herhangi bir olguyu, kendi doğal çevresi ve akışı içinde ya da buna en yakın biçimde sonradan kurulmuş bezemler, seçilmiş yerlerde işleyen, çok kez belirli bir amacı yansıtan film çeşidi.

 

Fact finding : Bilgi araştırması ve ortaya çıkartılması. Belirli bir olay veya durumun sebeplerinin belirlenmesi veya tanımlanması.

Fact finding board : İşçi-işveren anlaşmazlığında gerçeği araştırmak ve kamuoyuna açıklamalarda bulunmak için tarafsız kişilerden oluşturulan bir grup. Soruşturma kurulu.

Fact finding mission : Keşif heyeti. Keşif grubu. Bilirkişi heyeti.

Fact findings : Araştırma neticesinde veya yoluyla keşfedilen bilgi.

Due to the fact that : Çünkü. -nden dolayı. -masından dolayı. -den dolayı. -ması yüzünden.

Fact is that : Gerçek şu ki.

Absolute fact : Salt gerçek.

Fact is stranger than fiction : Gerçek kurgudan daha şaşırtıcıdır. Gerçek hayatta gerçekleşen şeyler genellikle uydurulan hikayelerdekinden daha tuhaftır. Gerçekler hayallerden daha gariptir.

Contrary to fact conditional statement : Olmuş bir durumu olmamış sayarak tutumları ölçmeye yarayan anlatım. Olana aykırı koşullu önerme.

İngilizce Fact Türkçe anlamı, Fact eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fact ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Indicant : Gösteren. Belirten. İşaret eden. Gösterici. Ortaya döken. Gösterge. Gösteren (şey).

Circumstance : Teferruat. Keyfiyet. Zenginlik. Ayrıntı. Hal. Şart. Koşul.

Data : Bir sanat eserine veya edebi bir esere temel olan ana ilke. Veriler. Deneysel ölçümler ya da sayımlar sonucu elde edilen sayılar kümesi. Karakteristik. Bir gözlem yordamı ya da ölçme aracıyla elde edilmiş ve çeşitli düzeylerde işlenerek çözümlenmiş bilgi gereci. Bir gözlem ya da ölçülere ilişkin olarak verilmiş değerler. Bilgiler. Malumat. Esaslar.

 

Basics : Temel bilgiler yardım. Bir şeyin en önemlisi. Bir şeyin en basit ama en önemli kısımları. Temel prensip. Temeller. Bir şeyin en basiti. Temel öğeler.

Point : Sayı. Nokta. Doğrultmak. Puan. Ferma yapmak (av köpeği). Bitirmek. İşaret etmek. Ucunu sivriltmek. Çıkmak (çıban vb). Tevcih etmek.

Attribute : Atıfta bulunmak. Yormak. Vermek. Bağlamak. Yüklence. Atıf yapmak. Dayandırmak. Hamletmek.

Sedition : Fesat. Fesatlık. İsyana teşvik. Ayaklandırma. Konuşma. Tahrik. Fitne. Hükümete karşı kışkırtıcı yazı. İsyan.

Reality : Görgül bilgi ve kavramsal kuruluşların konulu olan olgusal durum. Realite. Gerçeklik. Gerçekçilik. Gerçekte var olan şeyler. Gerçek olan, var olan şeylerin tümü. Asıl. Somut ve nesnel olarak varoluş.

Actions : Etki. Çalışma. Etkileme. Faaliyet. Amel. İcraat. Çarpışma. Dava. Amal.

Characteristic : Kişisel özellik. Ayrıt. Bir nesnenin gözlenmeye, bölütlenmeye ve çözümlenmeye elveren ayırıcı özellikleri, bk. bölütleme, küme (sayımsal). Özgü. Bir canlıyı meydana getiren göz rengi, saç rengi vb. gibi karakterlerin her biri. Özgelik. Özellik. Bir şeyi benzerlerinden ayırt etmeye yarayan nitelik, anlamdaş ıralgın. Karakteristik.

Fact synonyms : a wide saloon, abetment, appearance, phenomenon, abstainer, factorial, realities, affair, deed, aviso, conditions, score, action, verb, record, seditions, phenomenons, genuineness, conjuncture, apparition, factorials, index number, enlightenments, episode, composition, character, authentics, accused, dopes, attitude, really, general, record book.

Fact zıt anlamlı kelimeler, Fact kelime anlamı

Specific : Spesifik. Özgü. Kendine özgü. Açık. Özellikli. Bir türe özgü. Özgül. Belli. Belirli. Özel ilaç.

General : Şef. Genel. Halk. Yaygın. General. Genel mahiyette. Paşa. Genel ilkeler. Ordu komutanı.

Particular : Müşkülpesent. Özel. Tek. Tam. Farklı. Özgü. Husus. Tikel. Belirli. Diğerlerinden farklı.

Fact antonyms : unreality.

Fact ingilizce tanımı, definition of Fact

Fact kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A doing, making, or preparing.