Fesat nedir, Fesat ne demek

Fesat; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Fesat" ile ilgili cümleler

  • "Sen de ne fesat adamsın!"
  • "Fakat gitgide içlerine uygunsuz adamlar ve türlü fesatlar karışmış." - N. F. Kısakürek
  • "Birçokları kahveleri fesat yatağı saymayı sürdürürler." - S. Birsel
  • "Mide fesadı. Ahlak fesadı."

Fesat anlamı, tanımı:

Fesat çıkarmak : Ara bozmak, ortalığı karıştırmaya çalışmak, insanları birbirine düşürecek işler yapmak.

Fesat karıştırmak : Hile yapmak.

Fesat kumkuması : Fesat kaynağı, ortaklığı karıştırmayı huy edinmiş, kötülük peşinde koşan kimse.

İçi fesat : Her an kötülük düşünen.

Mide fesadı : Çok ve çeşitli yemenin yol açtığı mide bozukluğu.

Fesatçı : Arabozan.

Fesatçılık : Arabozanlık.

Fesatlık : Arabozanlık.

Fitne fesat çıkarmak : Ara bozucu söz söylemek. ara bozucu davranışta bulunmak.

Bozukluk : Bozuk olma durumu. Bozuk para.

Karışıklık : Karışık olma durumu, teşevvüş.

Kargaşalık : Kargaşa durumu, alavere.

Hile : Birini aldatmak, yanıltmak için yapılmış olan düzen, dolap, oyun, ayak oyunu, alavere dalavere, desise, entrika. Çıkar sağlamak için bir şeye değersiz bir şey katma.

 

İyimser : Genellikle her düşünce ve işi iyi olarak değerlendiren, kötümser karşıtı, nikbin, optimist.

Yorum : Gizli veya hayalî olan bir şeyden anlam çıkarma. Bir müzik parçasını veya bir tiyatro oyununu kendine özgü bir duyarlık ve teknikle çalma, söyleme veya oynama. Bir yazının veya bir sözün, anlaşılması güç yönlerini açıklayarak aydınlığa kavuşturma, tefsir. Bir olayı belli bir görüşe göre açıklama, değerlendirme. Bir ürünün, bir modelin, bir sanat eserinin farklı bir açıdan ele alınarak yeniden oluşturulmuş biçimi, versiyon.

Karıştırıcı : Ortalığı birbirine katan, fitneci, müfsit. İki veya daha çok maddeyi birbiri içinde dağıtmaya, karıştırmaya yarayan araçların genel adı. Çeşitli besin maddelerini karıştırma ve çarpma işinde kullanılan araç veya alet.

Ara : İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt. İç. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe.

 

Fesat çıkarmak : ara bozmak, ortalığı karıştırmaya çalışmak, insanları birbirine düşürecek işler yapmak.

Fesat ile ilgili Cümleler

  • Ben senin kadar fesat olmadığım için çıkar beklemeden ne düşündüysem onu yazmıştım.
  • Ali da fesat.
  • Bulunduğum her yere kamera koyup dışarıda fiziki takip yapıp bu kadar imkan bu kadar teknoloji varken elinizde hala yenilebiliyorsanız kalbiniz fesat demektir.

Diğer dillerde Fesat anlamı nedir?

İngilizce'de Fesat ne demek? : adj. poisonous, low-minded, jaundiced, sinister

n. malice, depravity, intrigue, mischief, corruption, plot, agitator

Fransızca'da Fesat : corruption [la], conspiration [la], faction [la], dépravation [la], perversion [la]

Almanca'da Fesat : n. Komplott, Meuterei

Rusça'da Fesat : n. расстройство (N), порочность (F), смута (F), бунт (M), интрига (F), козни (PL)

adj. мнительный, сплетничающий