Fişe nedir, Fişe ne demek

Fişe; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

Fişe ile ilgili Cümleler

  • Fişekler ısı arayan füzeleri önlemek için kullanılır.
  • Havai fişek gösterisi hava karardıktan sonra başlayacak.
  • Bu havai fişekler muhteşem.
  • Avustralya'da havai fişek yasal mı?
  • Fişeğimiz kalmadı.
  • Akşama kadar kalıp havai fişekleri izleyelim.
  • Dün gece havai fişek fabrikasında bir patlama meydana geldi.
  • Havai fişekler tam gece yarısı patladı.
  • Yeni Papa'nın seçimi havai fişekler eşliğinde kutlandı.

Fişe anlamı, kısaca tanımı:

Fişek : Tüfek, tabanca vb. hafif ateşli silahlara, atılmak için sürülen ve içinde barut bulunan bir kovan ile bu kovanın ucuna yerleştirilmiş mermiden oluşan cephane. Donanma ve şenliklerde kullanılan çeşitli yanıcı veya patlayıcı maddeler.

Fişek atmak : Ortalığı karıştıracak bir söz söylemek. cinsel birleşmede bulunmak.

Fişek gibi : Hızla.

Fişek salıvermek : Ara bozacak söz söylemek.

Fişekçi : Fişek yapan veya satan kimse.

Fişekçilik : Fişekçinin yaptığı iş.

Fişekhane : Fişek yapılmış olan yer.

Fişekli : İçinde fişek bulunan.

Fişeklik : Kütüklük. Üzerine tüfek, tabanca fişekleri geçirilip bele asılan veya omuzdan bele doğru çapraz geçirilen kemer, kargılık.

 

Fişeksiz : İçinde fişeği bulunmayan.

Arayıcı fişeği : Bir tür donanma fişeği.

Deli fişek : Delişmen ve atak (kimse).

Havai fişek : Geceleyin düşman bölgelerini aydınlatmak amacıyla kullanılan fişek. Gece yapılmış olan törenlerde yakılarak havaya uçurulan, renkli ışıklar saçan fişek.

İşaret fişeği : Bulunduğu yeri belli etmek için havaya atılan, renkli ışık saçan fişek.

Kestane fişeği : İçinde tane barut ve fitilin geçmesine yarayan küçük bir kanalı olan bir tür şenlik fişeği.

Manevra fişeği : Askerî harekâtta kullanılan ve kurusıkı atım yapan fişek.

Mobilya : Oturulan, yemek yenilen, çalışılan, yatılan yerlerin döşenmesine yarayan taşınabilir eşyaya verilen genel ad, möble.

Kilit : Atların alnından alt çenesine uzanan beyazlık. Bir yanı değirmi, öbür yanına demir çubuk geçirilmiş olan yarım halka. Anahtar, düğme gibi takılıp çıkarılabilen bir parça yardımıyla çalışan kapatma aleti.

Benzeri : Aynı.

Fakat : Ancak, ama, lakin.

Farklı : Farkı olan, aralarında fark bulunan, değişik, ayrımlı.

Ölçü : Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu. Ölçüt. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı. Belirlenmiş boyut. Değer, itibar. Ölçme sonucu bulunan rakam. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi. Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan.

Yaylı : Ok ve yayla silahlanmış. Yayı olan. Üstü ve yanları kapalı, dört tekerlekli, altında yayları olan, atla çekilen bir tür binek arabası, yaylı araba.

 

Fişek pirinci : Fişek yapımında kullanılan % 70 bakırlı pirinç.

Fişek vermek : Kışkırtmak.

Fişek virmek : Kışkırtmak.

Fişeklemek : Kışkırtmak.

Fişeklenmek : Birdenbire yerinden doğrulmak ve aynı hızla harekete geçmek: Oğlan bu sözü duyar duymaz fişektendi.

Fişeklikli : Fişekliği olan. İlgili cümle: "“Gittiği zaman karşısında filintalı, fişeklikli, külotlu ve kalpaklı aslan gibi bir genç adam bulmuştu.”" T. Buğra.

Fişelek : Hareketli, becerikli.

Fişeng : Fişek

Fişengh : < Far. fişenk: fişek; mermi; nişan; krş. ayrıca ficeyh

Fişenk : Mermi, kurşun.