Film nedir, Film ne demek

Film; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Fotoğrafçılıkta, radyografide ve sinemacılıkta resim çekmek için kullanılan, selülozdan, saydam, bükülebilir şerit
  • Camlara yapıştırılarak içerinin görünmesini engelleyen bir tür ince yaprak.
  • Bir oyunun bütününü taşıyan şerit veya şeritlerin bütünü.
  • Sinemalarda gösterilen eser.

Kimya'daki anlamı:

1.Bir yüzeyi kaplayan ince katman veya çok ince zar halinde levha. 2.Fotoğraf çekmek için hazırlanmış, bir yüzü gümüş tuzları ve/veya ışığa duyarlı organik maddelerle kaplı, saydam ve elastik şerit.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Yönetmenin, film yayıncısına filmi yayına sokması için verdiği komut.

Sinema filmini gerçekleştirmekte kullanılan, selüloitten, saydam, esnek, bükülebilir, eni ve biçimi ölçünlere göre belirlenmiş kuşak; sinemanın ham özdeği.

Aynı kuşağın alıcıda kullanılmış, üzerinde gizli görüntü oluşmuş olanı, dolu film.

Bunun, henüz alıcıda kullanılmamış, duyarkatı etkilenmemiş olanı, boş film.

(Genel anlamda) Göstericide kullanılmak üzere her şeyi hazır, tamamlanmamış sinema yapıtı. (Filmin siyah-beyaz, renkli, dar, geniş, sesli, sessiz, negatif, pozitif, ve benzeri birçok çeşidi vardır; bunlar kendi maddelerinde ayrı ayrı gösterilmiştir).

 

İngilizce'de Film ne demek? Film ingilizcesi nedir?:

movie, film, motion picture, moving picture, cinematograph film, cine-film, pic (a.) spaghetti (a.), macaroni (a.), run telecine!, roll telecine!, run tki, roll tk!

Film hakkında bilgiler

Film, tarihi bakımdan ilkin hareketli resimlerin kaydı ve gösterilmesi için kullanılan bir terimdi. Ancak daha sonra genelleştirilmiştir. Film terimi ile birlikte "Sinema", "Gümüş ekran" gibi terimler de kullanılmaktadır. Herhangi bir oyuncu veya yönetmenin; oynadığı, yönettiği, yazdığı vb. tüm filmlerin listesine ise filmografi denir.

Filmler gerçek insan ve objelerin kamerayla kayıt edilmesiyle veya animasyon teknikleri veya özel efektlerle her iki unsurun yaratılmasıyla üretilir. Filmlerle bir seri tekil çerçeveler oluşturulur ancak bu imajlar ardışık ve hızlıca gösterildiğinde, izleyicide hareket illüzyonu denilen bir göz yanılgısı oluşur. Çerçeveler arası geçişler görülmediğinden göz imajı sürekli bir akış halinde algılar.

İki boyutlu imajların hareketli olarak gösterilmesi mekanizmasının varlığı 1860'lı yıllara kadar geri gider. Bu yıllarda zoetrope ve praxinoscope denilen basit optik aygıtların gelişmişi olan aygıtlar kullanılmaktaydı.

 

Fotoğrafçılıkta hâlâ kullanılan selüloid filmin geliştirilmesiyle nesnelerin gerçek zamanlı hareketini yakalamak mümkün olmuştur. İlk versiyonlarda izleyicinin akış halindeki resimleri görmesi için özel bir aygıtın içine bakması gerekiyordu. 1880'lere kadar olan gelişmelerle kameraların gerçek zamanlı görüntüleri yakalaması filme kayıt etmesi ve perde üzerine yansıtarak tüm bir izleyici kitlesine izletilmesi mümkün olmuştur. "Hareketli resimler" (motion pictures) denilen bu gösterilerde görüntüler üzerinde herhangi bir sinema tekniği kullanılarak oynanamamaktaydı.

Film ile ilgili Cümleler

  • Ali o filmi Mary'yle birlikte izlediğini söyledi.
  • Film başlamadan önce ne kadar zamanımız var?
  • Film 85 dakika sürdü.
  • Bu film tüm yaşlar için uygundur.
  • Film başlıyor.
  • Tom, filmi beğendiğini söyledi.
  • O, filmdeki performansıyla bir Akademi Ödülü kazandı.
  • Bugünün filmi The Sound of Music'tir.
  • Film beklediğimden daha ilginçti.
  • Film 2 saat sürdü.
  • Film başlamadan önce üç dakikadan daha az süremiz var.
  • Tom'un en sevdiği film Dumbo'dur.
  • Bir film izlemek istiyorum.
  • Film beni ağlattı.

Film anlamı, kısaca tanımı:

Fotoğrafçılık : Fotoğrafçının yaptığı iş.

Resim : Tören. Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat. Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılmış olan biçimleri. Açık gösterge, kesin sonuç. Fotoğraf. Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç.

Sinema : Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı. Güzel sanatların dalı olarak yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı, beyaz perde, yedinci sanat. Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran veya perde üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi.

Gösteri : Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi. Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş. İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun. Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo. Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat.

Film çekmek : Vücudun röntgenini almak. bir sinema kamerasıyla görüntüleri tespit etmek veya bir hareket ve görünüşün sıralı resmini çekmek.

Film çevirmek : Beyaz perdede oynatılacak bir eseri filme almak veya bu eserin çekilişi sırasında rol yapmak. eğlenmek, hoş vakit geçirmek.

Film oynamak : Bir film, sinemada gösterilmekte olmak.

Film oynatmak : Bir filmi sinemada göstermek.

Film müziği : Filmin görüntülerine eşlik etmek amacıyla özel olarak bestelenmiş veya hazırlanmış müzik.

Film yıldızı : Sinema dünyasında çok ünlü olan oyuncu, star.

Belgesel film : Hayattan alınan herhangi bir olguyu, kendi doğal çevresi ve akışı içinde veya gerçeğe en yakın bir biçimde hazırlanmış yapay bir yerde işleyen, belirli bir amacı yansıtan film.

Çizgi film : Bir konuyla ilgili olarak karakterlerinin hareketlerini belirtecek biçimde art arda çizilmiş resimlerden oluşan sinema filmi.

Dizi film : Bölümler hâlinde yayımlanan ve çoklukla aralarında konu bütünlüğü olan film, dizi, televizyon dizisi.

Eğitici film : Öğretime destek olmak amacıyla hazırlanmış belli konularda bilgi içeren film türü, eğitsel film.

Eğitsel film : Eğitici film.

Kopya film : Pozitif film.

Polisiye film : Konusunu polisin görev alanına giren olaylardan seçen film.

Pozitif film : Film üzerine alınan siyah beyaz görüntülerin, renklerinin aslına uygun olarak oluşmasını sağlamak için kopya yapılmış olan düşük duyarlıkta film, kopya film.

Renkli film : Renkleri yansıtan film.

Sesli film : Görüntü eşliğinde sesi veren film.

Sessiz film : Görüntü eşliğinde sesi vermeyen film.

Sözlü film : Oyuncuların yalnız davranışlarını değil, konuşmalarını da veren film.

Tarihi film : Tarihsel bir konuyu işleyen film.

Üç boyutlu film : Görüntüsü en ve boydan başka derinlik duygusu da uyandıran, özel gözlüklerle izlenen film.

Araştırma filmi : Herhangi bir bilimsel araştırmada alıcının salt bir kayıt aracı olarak kullanılmasıyla elde edilen film.

Boya filmi : Reçine, dolgu malzemesi ve pigmentten oluşan, boyanın uygulandığı yüzeye yapışan, onu dış etkenlerden ve korozyondan koruyan tabaka.

Reklam filmi : Herhangi bir ürünü tanıtmak amacıyla çevrilen kısa metrajlı film.

Sanat filmi : Kazanç düşünülmeden salt sanat kaygısıyla yapılmış olan film.

Tanıtma filmi : Bir sinemada bir sonraki programı veya filmi tanıtmak için filmden önce gösterilen örnek parçalar, fragman.

Televizyon filmi : Televizyonda gösterilmek için hazırlanmış film.

Filmci : Dalavereci, oyuncu. Sinemacı.

Filmcilik : Sinemacılık.

Filmleştirmek : Film durumuna getirmek.

Radyo : Elektrik dalgalarıyla düzenli olarak yayın yapan istasyon ve bu istasyonun programlarını düzenlemekle görevli kuruluş. Bu istasyonun yayınlarını alan araç. Elektrik dalgalarının özelliğinden yararlanarak seslerin iletilmesi sistemi.

Sinemacılık : Sinema çalışmalarıyla ilgili konular. Bu çalışmaları yapanların işi. Sinema filmlerinin gerçekleştirilmesi için gerekli araç ve gereçleri yapmak, film çevirmek, bunların sürüm ve dağıtımını sağlamak amacıyla yapılmış olan çalışmaların tümü, filmcilik, sinematografi.

Çekmek : İçine almak, emmek. Çizgi durumunda uzatmak. Tartıda ağırlığı olmak. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Yol, ay sürmek. Atmak, vurmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yürütmek, sürmek. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Hoşa gitmek, sarmak. Asmak. Döşemek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak. Daralıp kısalmak. Germek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Taşıma gücü olmak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Herhangi bir engel kurmak. Yollamak. İçki içmek. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Örtmek, giymek. Kaçan ilmeği örmek. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Boya, badana vb. sürmek. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. İmbik yardımı ile elde etmek. Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. Öğütmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Herhangi bir anlama almak.

Selüloz : Bitkilerde hücre yapısının büyük bir bölümünü oluşturan kâğıt, yapay ipek ve patlayıcı maddelerin yapımında kullanılan bir karbonhidrat (C6H10O5).

Saydam : Sayısal ortamda hazırlanmış, yansıtım aygıtında kullanılmaya özgü pozitif görüntü, slayt, diyapozitif. Açık seçik, belirgin. Asetat. İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan (cisim), şeffaf, transparan. Üzerindeki resim ve şekilleri beyaz bir zemin üzerine yansıtmak amacıyla tepegöze konan şeffaf, ışığı geçiren kâğıt veya madde, slayt.

Şerit : Dar, uzun kıyı parçası. Bir kara yolunda trafik çizgileri ile ayrılmış bölümlerden her biri. Şeritgillerden, vücudu yassı, birbirine kenetlenmiş boğumları bulunan ve bazısı metrelerce boyda olan bir bağırsak asalağı, tenya, sığır tenyası, sığır şeridi, abdestbozan. Herhangi bir maddenin dar, düz, ince ve uzun parçası. Dar, uzun dokuma veya kumaş parçası.

Yapış : Yapma işi.

Tarih : Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı. Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyeti inceleyen bilim. Tarih dersi. Bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz. Tarih kitabı.

Eser : Soyut kavramlarda belirti. Emek sonucu ortaya konan ürün, yapıt. Yayın, kitap, yapıt. İz, işaret, im.

Film bozulması : Boş ya da dolu filmde çeşitli nedenlerden ileri gelen ve filmin gerekli sonucu vermesini engelleyen değişiklikler.

Film çıkrığı : Bir taban üzerine yerleştirilmiş ve filmin eninden biraz daha aralıklı, koşut iki kolun ortasına bir eksen geçirilerek yapılan, film kangalının bu eksene takılarak çeşitli kurgu işlemlerinin gerçekleştirilmesini sağlayan araç.

Film çözümlemesi : Filmi değerlendirmeye, film üzerinde yargıya varmağa hazırlık olarak, ele alınan filmin öğelerine ayrılması, her öğenin ayrı ayrı incelenmesi işi.

Film dışalımcısı : Başka ülkelerde çevrilmiş filmlerin belli bir ülkeye getirilip işletilmesi işiyle uğraşan kimse.

Film dışalımı : Bir ülkeye, yabancı bir ülkede çevrilmiş filmin getirilmesi.

Film dışsatımcısı : Bir ülkede çevrilen filmin başka ülkelere satılması işiyle uğraşan kimse.

Film dışsatımı : Bir filmin, çevrildiği ülkeden başka bir ülkeye satılarak gönderilmesi.

Film dizelgesi : Bir sinema sanatçısının, belli bir ülkenin, belli bir sinema türünün, vb. ortaya koyduğu filmleri sıralamak üzere, dar ya da geniş tutulmuş film kimliklerinden oluşan dizelge. Film kimliklerinin açıklamalar, yardımcı bilgiler, değerlendirmelerle desteklenmiş çeşidi.

Film fişi : Bir filmdeki çekimlerin, film sıralağına temel olmak üzere, ayrıntılarını gösteren fiş.

Film fotoğrafı : Bir filmden çıkarılan fotoğraf; filmdeki resimden elde edilen fotoğraf.

Diğer dillerde Film anlamı nedir?

İngilizce'de Film ne demek? : n. thin coating, thin layer; membrane; thin flexible material coated with light sensitive emulsion (Photography); motion picture, movie; material on which motion pictures are recorded

v. cover with a thin layer; be covered with a thin layer; record a motion picture

n. film, thin flexible material coated with light sensitive emulsion (Photography); motion picture, movie; film, material on which motion pictures are recorded; camera film, strip of photographic material used to take photographs which a camera

Fransızca'da Film : [le] film

Almanca'da Film : n. Film, Streifen

adj. filmisch

Rusça'da Film : n. фильм (M), кинофильм (M), кино (N), картина (F), кинокартина (F), лента (F), кинолента (F), пленка (F), кинопленка (F), фотопленка (F), зрелище (N)