Fiyat nedir, Fiyat ne demek

Fiyat; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Alım veya satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri, eder, paha
  • Bir mal veya iş gücü için uygun görülen para karşılığı.
  • Bir değer ile para birimi arasındaki ilişki.

"Fiyat" ile ilgili cümleler

  • "Fiyatı her ne ise derhâl tediye ederim." - N. Hikmet
  • "Fiyat yükselişlerini de beş yüz mislinde durdurmayı bildi." - N. F. Kısakürek

Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:

[Bakınız: eder]

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Bir birim mal, hizmet ya da üretim faktörü ile satın alınabilecek para miktarı, diğer bir deyişle bir birim mal, hizmet ya da üretim faktörünün parasal değeri.

İngilizce'de Fiyat ne demek? Fiyat ingilizcesi nedir?:

price

Fiyat hakkında bilgiler

İktisat ve işletmede fiyat, bir mal, servis veya varlığın değiş tokuş değeridir. Fiyat kavramı mikroiktisatta temel kavramdır ve kaynak dağılımı teorisinin (fiyat teorisi olarak da adlandırılır) en önemli değişkenlerinden biridir.

Fiyat ayrıca pazarlamada da temel kavramlardandır ve işadamlarının pazarlama planı yaparken kullandıkları dört değişkenden bir tanesidir.

Fiyat ile ilgili Cümleler

  • Fiyat adildi.
  • Böyle bir fiyata müzik seti satın alamazsın.
  • Fiyat doğru.
  • Fiyat artışları reel ve nominal büyüme oranları arasındaki farkı açıklar.
  • Ev fiyatları düşüyor.
  • Fiyat çok yüksek.
  • Zaten fiyatlar yükselmeye başladı.
  • Fiyat benim için biraz yüksek.
  • Ev fiyatları artıyor.
  • Konut fiyatları yükselmiş.
  • Fiyat düşük ama kalitesi çok iyi değil.
  • Giriş ücreti saat 2.30'dan sonra yarı fiyatına.
  • Fiyat biraz yüksek ama buna değer.
  • Bu, fiyatı etkiler mi?
 

Fiyat anlamı, kısaca tanımı:

Değer : Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü. Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse.

Fiyat ayarlamak : Para değerindeki değişiklik ve başka ekonomik şartlar dolayısıyla fiyatları düzenlemek.

Fiyat biçmek : Bir değer için ödenecek para karşılığını belirlemek.

Fiyat kırmak : Fiyatı düşürmek, fiyatı indirmek.

Fiyat vermek : İsteyeceği veya ödeyeceği fiyatı bildirmek.

Fiyatları dondurmak : Fiyatların yükselmesini önlemek, fiyatların olduğu gibi kalmasını sağlamak.

 

Astronomik fiyat : Çok yüksek fiyat.

Başfiyat : En iyi ürün için belirlenen fiyat.

Doğal fiyat : Maliyet fiyatı.

Efektif fiyat : Alıcının bir mal karşılığı olarak ödediği bedel.

Kesin fiyat : Değişmez olarak tespit edilmiş, pazarlık edilmeyen fiyat, maktu fiyat.

Maktu fiyat : Kesin fiyat.

Normal fiyat : Maliyet fiyatı.

Rayiç fiyat : Piyasa fiyatı.

Yüksek fiyat : Değerinden fazla olan fiyat. Değeri fazla olan fiyat.

Alış fiyatı : Bir mal için alım karşılığı ödenen para ve üretim gereçleri fiyatı.

Denge fiyatı : Piyasalarda arz ve talep miktarlarının eşitlendiği fiyat.

Faiz fiyatı : Faize verilen para karşılığında alınan bir yıllık faiz.

Maliyet fiyatı : Bir malın çeşitli üretim ve dağıtım dönemlerinde, o döneme kadar yapılmış olan harcamaların bütünü, doğal fiyat, normal fiyat.

Piyasa fiyatı : Bir para biriminin veya malın sürüm değeri, piyasa bedeli, piyasa değeri, rayiç bedel, rayiç fiyat.

Satış fiyatı : Malın satılırken uygulanan ücreti, satış bedeli.

Taban fiyatı : Bir mala resmî kuruluşlarca konulan fiyatın en alt sınırı, en düşük satış bedeli.

Tavan fiyatı : Bir mala resmî kuruluşlarca belirlenen fiyatın üst sınırı.

Ölü fiyatına : Değerinden çok ucuza, yok pahasına.

Fiyatlandırmak : Fiyatını belirlemek, fiyat tespit etmek.

Fiyatlanmak : Bir şeyin fiyatı yükselmek, pahalılaşmak.

Fiyatlı : Fiyatı olan. Pahalı.

Satım : Satış.

Para : Kazanç. Kuruşun kırkta biri. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.

Eder : Fiyat, paha, değer.

Paha : Değer, fiyat, eder.

Uygun : Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Elverişli, yarar, müsait, muvafık. Orantılı, oranlı.

Birim : Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir kümenin her elemanı. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri.

İlişki : Bağlantı, temas. İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas.

İktisat : Tutum. Ekonomi.

Fiyat adımı : Bir defada gerçekleştirilebilecek en küçük fiyat değişimi.

Fiyat ağırlıklı dizin : İçerdiği her bir terimin fiyatlarıyla ağırlıklandırılarak hesaplanan dizin.

Fiyat alıcı : Piyasada oluşan fiyatı veri olarak alıp bu fiyata göre üretim yapan işletme. krş. fiyat yapıcı

Fiyat aralığı : Taşınır değerler borsasında hisse senedinin bir seansta belirlenen en alt ve en üst fiyat düzeyleri. Bir malın fiyatının perakende ya da toptan satış biçimine göre belirli bir aralıkta olması.

Fiyat belirleme anlaşması : Piyasa gücü oluşturmak amacıyla iki ya da daha fazla üreticinin aralarında önceden belirlenen bir fiyattan satış yapmak için anlaşmaları. krş. fiyat karteli

Fiyat bilinci : Alıcıların satın alacakları mallar ve bu mallara alternatif malların fiyatları hakkında sahip oldukları bilgi düzeyi.

Fiyat denetimi : Fiyatlar genel düzeyinin büyük oranda ve sürekli olarak yükselmesinin hükümet tarafından önlenmesi için belirli mallarda fiyat artışlarının sınırlandırılması veya fiyat dondurulması biçiminde uygulanan bir gelirler politikası aracı. Tekelci işletmeyi tam rekabet koşullarındaki gibi çalışmaya zorlamak ve tekelci fiyatı önlemek için hükümetin fiyatı marjinal maliyete eşit olarak belirlemesi.

Fiyat dışı destekler : Devletin; üreticileri veya tüketicileri koruyucu, yönlendirici ve özendirici nitelikte uyguladığı her türlü fiyat dışı destek. krş. destekleme politikaları

Fiyat dışı rekabet : Firmanın pazar payını korumak ya da artırmak amacıyla malın fiyatını değiştirmeden reklam, mal farklılaştırması gibi uyguladığı satış arttırıcı politikalar.

Fiyat dizini : Bir mal sepetindeki fiyatların belli bir temel döneme göre ne yönde ve oranda değiştiğini gösteren dizin.

Diğer dillerde Fiyat anlamı nedir?

İngilizce'de Fiyat ne demek? : n. price, cost, figure, terms

Fransızca'da Fiyat : prix [le], coût [le], cours [le]

Almanca'da Fiyat : n. Preis, Wert

Rusça'da Fiyat : n. цена (F), стоимость (F), расценка (F), такса (F), курс (M), котировка (F)