Flood türkçesi Flood nedir

  • Basmak.
  • Taşmak.
  • Aynalı ışıtaç.
  • Su basması.
  • Yağdırmak.
  • Sel basmak.
  • İstila etmek.
  • Tufan.
  • Akın etmek.
  • Sel gibi akmak.
  • Sel gibi taşmak.
  • Su basmak.
  • Ay ve güneş'in çekim etkisiyle büyük denizlerde suların yükselmesi, olayı.
  • Genel ışıklamada kullanılan, yüksek ışık gücü olan, merceksiz, aynalı ışıtaç.
  • Su baskını.
  • Çok sayıda olmak.
  • İçine veya üstüne fazla su koymak.
  • Sel.
  • Uzay alanında kullanılır.
  • Kabarma.

Flood ile ilgili cümleler

English: Ali should have purchased flood insurance.
Turkish: Ali sel sigortası satın almalıydı.

English: Damages from the flood amount to ten million dollars.
Turkish: Sel hasarı on milyon dolara ulaştı.

English: Our streets flood when we have rain.
Turkish: Yağmur yağdığında sokakları sel bastı.

English: In 1342, the cities on the Rhine, Main, and Danube were plunged into a flood of biblical proportions. Thousands of people lost their lives.
Turkish: 1342 yılında, Ren, Main ve Tuna üzerinde şehirler İncildeki oranlarda bir sel buhranına kapıldı. Binlerce insan hayatını kaybetti.

English: Ali lives in a flood zone, but he doesn't have flood insurance.
Turkish: Ali sel bölgesinde yaşıyor ama sel sigortası yok.

Flood ingilizcede ne demek, Flood nerede nasıl kullanılır?

Flood and ebb : Büyük denizlerde suların yükselmesi ve altı saat sonra olağan düzeyden aşağı inmesi olayı. Kabarma-alçama.

 

Flood control : Taşkın kontrolü. Feyezan kontrolü. Taşkın denetimi. Sel kontrolü. Sel kontrolu.

Flood dam : Taşkın seddi.

Flood damage : Sel tahribatı. Taşkın zararı. Sel hasarı. Sel zararı.

Flood disaster : Taşkın felaketi. Sel felaketi. Sel afeti.

Flood of rain : Su baskını. Sağanak. Sel. Şiddetli yağmur.

Flood of tears : Sel gibi akan göz yaşı. Gözyaşlarının aniden çok miktarda akması. Gözyaşı seli.

Flood of emotions : Duygu veya sevgi seli.

Flood out : Sel basmak.

Flood lighting : Pilot kabini aydınlatma lambası. Projektör.

İngilizce Flood Türkçe anlamı, Flood eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flood ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Brim over : Fazla olmak. İçi içine sığmamak. Çok olmak. Fazla gelmek. Taşmak (su vb). Çok gelmek.

Creeping : Toprak kaymasının daha yüzeysel, daha ağır gelişen bir türü. bk. toprak kayması. Sarmaşık türünden. Coğrafya, madencilik alanlarında kullanılır. Emekleme. Ürpertici. Sürünen. Tırmanıcı. Tırmanarak büyüyen. Sürünme. Emekleyen.

Cataclysm : Yerkabuğundaki ani ve aşırı değişme. Kıran. Felaket. Yerkabuğunun ani değişmesi. Karışıklık. Afet.

 

Eruptions : Patlama. Fışkırma. Püskürme. Patlak verme. Diş çıkması.

Hails : Dolu yağmak. Taksi çağırmak. Topa tutmak. Selamlamak. Yerlisi olmak. Limanından gelmek. Çağırmak. Yağmak.

Compress : Yara veya şiş ve yangıların tedavisinde kullanılan yumuşak ve çoğunlukla sıcak veya soğuk ıslak bez. Sıkıştırmak. Özetlemek. Bastırmak. Basınç yapmak. Bir kaç sözcükle anlatmak. Kompres yapmak. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Birkaç sözcükle anlatmak.

Effuses : Açılmak. Yayılmak. Dökmek. Akmak. Taşırmak. Dışarı akıtmak. Sızdırmak. Yaymak. Sızmak.

The deluge : Büyük tufan. Nuh tufanı.

Inundating : Garketmek. Boğmak. Gark etmek.

Fill up : Ek film. Doldurmak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ağzına kadar doldurmak. Dolmak. Tam doldurmak. Bir izlencenin eksik süresini doldurmak üzere gelişigüzel seçilmiş film. Taşırmak.

Flood synonyms : noah's flood, flashflood, noachian deluge, noah and the flood, hurls, attack suddenly, crush, cataclysms, cover, afflux, tuffoon, cyclones, hail down, infests, irrupting, submersion, coin, buckling, backwater, pour, deluge, shivering, airglow, catches, pelted, gushed, invade, absorptive power, flock, getting over, boil over, annex, deluges.

Flood zıt anlamlı kelimeler, Flood kelime anlamı

Empty : Abuk sabuk. Dökülmek. Boş. Önemsiz. Aç. İçeriksiz. Boşalmak. Akıtmak. İçini çıkarmak.

Flood ingilizce tanımı, definition of Flood

Flood kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A deluge. A freshet. Especially, a body of water, rising, swelling, and overflowing land not usually thus covered. A body of moving water. To inundate. The flowing stream, as of a river. An inundation. A great flow of water. As, the swollen river flooded the valley. To deluge. To overflow.