Flounder türkçesi Flounder nedir

  • Bata çıka ilerlemek.
  • Köpekdili.
  • Batmamak için çabalamak.
  • Çırpınmak.
  • Boşuna çabalamak.
  • Çabalama.
  • Dere pisisi.
  • Debelenmek.
  • Bocalamak.
  • Kemikli balıklar (teleostei) takımının, yanyüzergiller (pleuronectidae) familyasından, denizlerde yaşayan bir tür.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Şaşırıp kalmak.
  • Bata çıka yürümek.
  • Kemikli balıklar (teleostei) takımının, yanyüzergiller (pleuronectidae) familyasından, 40 cm kadar uzunlukta, avrupa kıyılarında yaşayan ve kıyılardan ırmak ve göllere kadar geçen bir tür.
  • Çabalamak.
  • Dil balığı.
  • Batmamak.

Flounder ingilizcede ne demek, Flounder nerede nasıl kullanılır?

Flounder around : Çabalamak.

Floundered : Çabalama. Şaşırıp kalmak. Çırpınmak. Bata çıka yürümek. Çabalamak. Debelenmek. Bata çıka ilerlemek. Batmamak. Dil balığı. Bocalamak.

Floundering : Bocalama. Şaşırıp kalmak. Bocalamak. Bata çıka yürümek. Bocalayan. Debelenmek. Boşuna çabalamak.

Flounderingly : Debelenerek. Mücadele ederk. Zar zor. Güç bela. Acemice. Çabalayarak. Beceriksizce. Güçlükle.

Flounders : Şaşırıp kalmak. Çırpınmak. Çabalamak. Bocalamak. Debelenmek. Çabalama. Bata çıka yürümek. Dil balığı. Batmamak. Boşuna çabalamak.

Flour beetle : Ortalama 15 mm. boyda olup, zedelenmiş ekin ürünlerinden başka, un, kepek, kırma, hatta ekmeklerde yaşayabilen ve sıçan şeridine arakonakçılık eden, parlak, çok koyu kahverengi böcek. Un böceği. Un kurdu.

 

Flouncing : Öfke ile fırlamak. Farfara. Farfaralı kumaş. Fırfır. Farbala ile süslemek. Sabırsızca davranmak. Fırlayıp yürümek. Azametle yürümek.

Flounce out : Bir hışımla çıkmak.

Flounced : Farbala ile süslenmiş. Fırfırla süslenmiş.

Flour mill : Un değirmeni. Un fabrikası. Çeşitli yemleri öğütmede kullanılan, taşlı, diskli veya çekiçli olabilen ve genellikle bir eleği de bulunan değirmen. Tahılı öğüterek una dönüştürmek için kullanılan değirmen. Öğütme değirmeni.

İngilizce Flounder Türkçe anlamı, Flounder eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flounder ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Endeavouring : Çaba gösterme. Çaba harcamak. Çalışma. Gayret etmek. Çalışmak. Uğraşmak. Gayret etme. Yapmaya çalışma. Emek harcama.

Walk : Taşımak (iterek). Adımlamak. Eşlik etmek. Yürüyüş. Gezmek. Adımla ölçmek. Yürüyüş biçimi. Yürümek. Üzerinde yürümek. Gezdirmek.

Struggled : Mücadele etmek. Mücadele. Dövüşmek. Uğraşmak. Savaşım vermek. Boğuşmak. Cebelleşmek.

Halt : Aksamak. Duraksamak. Sendelemek. Tökezlemek. Topallamak. Tereddüt etmek. Durdurmak. Tereddüd etmek. Duruş.

Float : Yüzdürmek. Yüzeç. Uzak duruş. Yüzdürücü. İçi boş karaçta ya da yakıtlıkta yakıt düzeyini denetleyen kapalı kutu. Görüş almak. Dolaşmak. Piyasaya çıkarmak. Su üzerinde durmak.

A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

 

Wallows : Yuvarlanmak. Yuvarlanma (içinde). Çamurlu çukur. Zevklenmek. Çimmek. Yuvarlanma. Ağnak. Çamurda yuvarlanmak. Ağnamak.

Abiotic environment : Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Cansız çevre. Abiyotik ortam. Abiyotik çevre.

Flick : Çabuk bir sallama hareketi. Hafif vuruş. Fiske vurmak. Hafifçe vurmak. Parmak şıklatmak. Seğirmek. Fiske. Vurmak. Fiske atmak.

Endeavour : Uğraşmak. Yapmaya çalışmak. Çalışmak. Emek harcamak. Uğraş göstermek. Gayret etmek. Çaba göstermek. Denemek. Çaba harcamak.

Flounder synonyms : be taken aback, go after, sole, flickers, flits, faltered, endeavoring, struggle, floats, floated, exserting, wallops, fluster, stagger, endeavor, flukes, flustering, wedge sole, fluctuated, fluke, be thunderstruck, convulsion, welter, soles, conation, tonguefish, walloped, falters, acacia, weltered, flounders, flit, flusters.

Flounder zıt anlamlı kelimeler, Flounder kelime anlamı

Ride : Bindirmek. Binmek (at veya bisiklet). Geçmek (yol). Gırgıra almak. Üst üste binmek. Kullanmak. Yüzmek. Karara bağlanmamış olmak. Arabaya binmek (sürmeden). Sürüklenmek.

Flounder ingilizce tanımı, definition of Flounder

Flounder kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of floundering. To roll, toss, and tumble. To flounce. To fling the limbs and body, as in making efforts to move. To struggle, as a horse in the mire, or as a fish on land. A flatfish of the family Pleuronectidæ, of many species.