Fortune türkçesi Fortune nedir

  • Kişilerin belirli bir anda elinde bulundurduğu ekonomik değerlerin tümü.
  • Gelecek.
  • Servet.
  • Ekonomi alanında kullanılır.
  • Talih.
  • Bakı.
  • Zenginlik.
  • Şans.
  • Kader.
  • Kısmet.
  • Fal.
  • Kaza.
  • Devran.
  • Baht.
  • Uğur.
  • Varlık.

Fortune ile ilgili cümleler

English: Ali had his fortune told.
Turkish: Ali falını anlattırdı.

English: Ali donated his entire fortune to charity.
Turkish: Ali bütün servetini hayır için bağışladı.

English: A week before she died she changed her will and left her entire fortune to her dog Pookie.
Turkish: O ölmeden bir hafta önce vasiyetini değiştirdi,bütün servetini köpeği Pookie'e bıraktı.

English: Ali left a large fortune to his son.
Turkish: Ali oğluna büyük bir servet bıraktı.

English: Ali gambled away a fortune in one night.
Turkish: Ali bir gecede bir servet kaybetti.

Fortune ingilizcede ne demek, Fortune nerede nasıl kullanılır?

Fortune cookie : Şans kurabiyesi. Talih kurabiyesi. Talih pastaları. Yiyen için içerisinde küçük bir kehanet içeren çin pastası. İçinden fal çıkan çin kurabiyeleri. Fal kurabiyesi.

Fortune cookies : İçinden fal çıkan kurabiyeler. Talih pastaları. Yiyen için içerisinde küçük bir kehanet içeren çin pastası.

Fortune hunter : Servet düşkünü. Servet avcısı. Evlenerek zengin olmak isteyen.

 

Fortune listing : Amerika birleşik devletleri'nde en büyük 500 sanayi şirketlerinin listesi. Fortune listesi.

Fortune magazine : Fortune dergisi. Finansal ve ekonomik konuları ele alan amerikan dergisi.

Be a ball of fortune : Değişikliğe maruz kalmak. Şans topu olmak. Bir durumun kurbanı olmak.

Bad fortune : Şanssızlık. Talihsizlik.

A small fortune : Hatırı sayılır bir servet.

By good fortune : Rastlantı eseri. Tesadüfen. Şans eseri.

Carve out a fortune : Servet yapmak.

İngilizce Fortune Türkçe anlamı, Fortune eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fortune ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Divination : Tahmin. Kehanet. Keşif. Geleceği görme veya tahmin etme. Uzak bir yerde ya da gelecekte oluşacak olayları önceden saptayarak gerekli önlemleri almak amacıyla, yetenekli ya da yeteneksiz kişi ve toplulukların büyüsel, dinsel, simgesel eylemlerden yararlanarak yaptıkları, kökenleri tarihin temeline dayanan sözde haber verme işi. bk. hava bakısı, horoz bakısı, un bakısı, tuz bakısı, dölüt örtüsü bakısı. Sezme.

Future : İlerki. Gelecekte olacak şey. Vadeli. Ati. İleri. İlerideki. İstikbal. Filin anlattığı işin şimdiki zamandan sonraki bir zamana ait olduğunu gösteren kip. türkçede bir oluş ve kılışın gelecekte kesin olarak gerçekleşeceğini gösteren ek, -acak ekidir: dik-ecek, anlat-acak, sar-acak gibi. bu ek şahıs ekleri ile genişletilerek çekimli fiil olur. insanlara yalnız onlardan aldığımı vereceğim (t. buğra, yalnızlar, s. 102). yarın ben de onu bana gönderen makamın huzuruna çıkarak neşredilme imkanları aramakta olan dört kitabımdan söz açacağım… bakalım, beni nereye gönderecek (a. n. asya, ayın aynası, s. 71). meçhul yerlere doğru gideceğim, oradan kendimi en meçhule atacağım (peyami safa, bir tereddüdün romanı, s. 184). biraz sonra o, belki hepiniz bana nasihat vermeğe kalkacaksınız (a. h. tanpınar, huzur, s. 255). fakat, evvela cibalı’ya kadar yürüyeceğiz orada bir arkadaşa haber vereceğim (p. safa, mahşer, s. 292). vb. karşıtı geçmiş zaman’dır. bk. bildirme kipleri.

 

Luck : Tecelli. Yom. Akyazı. Nasip. Akyıldız.

Dooms : Son bulmak. Epeyce. Oldukça (damned {aşırı} kullanımının iskoçya ve kuzey ingiltere'deki edebi kelam biçimi). Mahkum etmek. Hüküm vermek. Zeval. (argo) çok. Kaderi kötü olmak. Akıbet. Aşırı.

A priori analysis : Öncül çözümleme. A priyori analiz.

Borough : Nahiye. İlçe. Köy. Kasaba. Bucak. İngiltere'de parlamentoya üye gönderen kent. ä°ngiltere'de parlamentoya üye gönderen kent. Kent.

Flukes : Kararsız. Dil balığı. Yaprak solucanlar. Yassı balık. Zıpkın ucu. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sürpriz. Sondaj kepçesi.

Fortunes : Gelecek olaylar. Alın yazısı. Bir insanın başına gelen şey.

Circumstances : Şartlar. Mali durum. Ahval. Durumlar. Koşullar.

Fluky : Şansa bağlı. Kararsız. Tesadüf. Tesadüfe dayanan. Dönek. Tesadüfi.

Fortune synonyms : hoarded wealth, even chance, lot, aspect, fertileness, destinies, chance, abundance, foreordainments, fatalities, oncomings, dispensation, accidentalness, evil, aalens linear regression model, dispensations, abc method, entities, circumstance, foreordaining, exchequer, chancing, being, a posteriori analysis, auspice, lushness, dooming, happed, the future, flukey, aftertime, sake, estates.

Fortune zıt anlamlı kelimeler, Fortune kelime anlamı

Misfortune : Şanssızlık. Kaza. Bedbahtlık. Terslik. Felaket. Kara talih. Bela. Talihsizlik. Kötü talih. Şansızlık.

Good luck : İyi şans. Kadem. Şans. Baht. Hayırlı ola!. Bol şanslar!. Akyazı. Bol şans. Talih kuşu. Uğur.

Good fortune : Ongunluk. Şans. Baht. İyi talih. Bahtiyarlık. Talih.

Fortune antonyms : success, bad luck.

Fortune ingilizce tanımı, definition of Fortune

Fortune kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To fall out. Also, the personified or deified power regarded as determining human success, apportioning happiness and unhappiness, and distributing arbitrarily or fortuitously the lots of life. The arrival of something in a sudden or unexpected manner. Luck. To happen. To make fortunate. Hap. To give either good or bad fortune to. Chance. Accident.