Fund nedir, Fund ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tarla kenarlarındaki tümseklik.

Fund ile ilgili Cümleler

  • Herkesin bir evi var, edindiği, bir yuva, sığındığı. Evim benim çölüm, yuvam cılız fundalığım. Sadece kuzey rüzgarı benim ateşim, yağmur benim banyom.
  • Ağaçların büyümesini engelleyen bir fundalık sık sık yangın tarafından oluşturulur ya da genişletilir.

Fund kısaca anlamı, tanımı

Funda balığı : Doğal olarak Güney Kamerun ve Kongo’da yayılış gösteren, boyları 8 cm olabilen, genellikle mavimsi gri, zeytin kahvesi, yosun yeşili olan ton üzerinde 6–9 enine koyu renkli bant bulunan, karın yüzgeçleri kılıç gibi olan akvaryum balığı, yılan gurami, mavi gurami

Fundacık : Manisa şehri, Gördes ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Fundal plasenta : Normalde döl yatağının fundus kısmına tutunmuş plasenta.

Fundalık kenesi : Güneydoğu Avustralya’da genç sığırlarda kene felcine neden olan Avustralya kene tifüsünün muhtemel taşıyıcısı olan kene türü, Ixodes holocyclus.

Fundamental : Bir nota için kaynak alınabilecek en pes perdeli ses.

Fundere : Erime.

Fundoskop : Göz dibini muayenede kullanılan aygıt.

Fundoskopi : Göz dibi muayenesi.

Funduk : Fındık.

Fundus : Midenin alt bölgesi. Ortası boşluk gösteren bir organın giriş yerinden en uzakta kalan dip kısmı, organın taban kısmı. Enzim ve asit salgılayan bezlerin bulunduğu mide bölgesi. Dip, taban.

 

Fundus bezleri : Midede pepsin, hidroklorik asit, intrinsik faktör ve rennin gibi salgıların salındığı asıl mide bezleri.

Fundus meatus akustisi interni : İç işitme yolu tabanı.

Fundus uteri : Döl yatağı tabanı.

Fundus ventrikuli : Mide tabanı.

Fundus vezika fella : Öd kesesinin arkaya yönelik tabanı.

Gri boynuzlu fundalık koyunu : Almanya Luenburger Heide bölgesinin bir sembolü olan, oldukça dayanıklı ancak bu durumu özellikle ıslak veya soğuk alanlarda sürdüremeyen, tek doğan kuzular siyah renkte ve kuyruğu yapağılı olan, ilk kırkımdan sonra yapağı rengi gümüş gri renge dönen, baş, bacaklar siyah renkte ve çıplak, güçlü boynuzları olan ve boynuzları kıvrımlı, dişilerdeki boynuzlar ise daha kısa, yapağısı Belçika ve Türkiye’de kilim yapımında kullanılan koyun ırkı.

Leopar funda balığı : Leopar.

Tavus benekli funda balığı : Kongo orijinli, boyları 10 cm olabilen, renkleri yaşa bağlı olarak çok değişken, kahve–kırmızı ton üzerinde koyu lekeler bulunan, gözle burun arasında iki koyu bant ve genç balıklarda vücudun ortasında açık bir bant bulunan akvaryum balığı.

Funda : Süpürge otu.

Funda sıçanı : Şili ve Peru'da yaşayan, kemiriciler takımından bir tür memeli (Octadon degus).

Funda tavuğu : Avustralya'da yaşayan tavuksulardan bir tür kuş (Cathetfurus lathami).

Funda toprağı : Funda yapraklarının çürümesiyle oluşan ve gübre olarak yararlanılan toprak.

Fundagiller : Fundalar takımından, bayağı funda veya süpürge çalısı, açelya, yaban mersini, koca yemiş gibi çoğu her zaman yeşil birçok çalı ve ağaççığı içine alan bir bitki familyası.

 

Fundalar : Fundagillerle birlikte bunlara benzeyen daha başka familyaları da içinde toplayan bir bitki takımı.

Fundalık : Funda ile kaplı yer.

Fundamentalist : Kökten dinci.

Fundamentalizm : Kökten dincilik.

Diğer dillerde Fumigasyon anlamı nedir?

İngilizce'de Fumigasyon ne demek ? : fumigation