Fusion türkçesi Fusion nedir
- Kaynaşık mal.
- Eritme.
- Güçlü bir ortaklığın tecimsel gücünü ve hukuki görüntüsünü kaybetmiş diğer bir ortaklığın borçlu ve alacaklı değerleriyle yükümlenmek ve bunlardan doğacak her çeşit sonuçları da üzerine almak suretiyle onunla birleşmesi.
- Kaynaşma.
- Kaynaştırma.
- İki ya da daha çok ortaklığın bir araya gelmesi, birleşerek bir ortaklık kurmaları.
- Fizik, iktisat, kimya, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır.
- Ergime.
- İki firma ya da şirketin, hukuki varlıklarını sona erdirerek, yeni yasal unvan altında bir araya gelmeleri sonucu, her türlü varlık ve yükümlülüklerin yeni oluşturulan firmaya devredilmesi ya da bu iki firmadan birinin diğerine katılması.
- Kimi çekirdeklerin, çok yüksek sıcaklıklarda ve çok büyük nicelikte erke salarak birleşip, daha.büyük bir çekirdek oluşturmaları.
- Kimi virüslerin hücreye giriş için kullandıkları, virüs zarfıyla hedef hücrenin zarlarının kaynaşması sonucunda virüsün hücreye girmesiyle sonuçlanan bir yöntem. kaynaşma, birbirine temas eden iki organın birbirine yapışması.
- Eritilme.
- Kaynaşım.
- Birleşme.
- Erime.
- Yeğni öğe çekirdeklerinin, daha ağır bir çekirdek oluşturmak üzerebirleşmeleri.
- Isı etkisiyle örüt yapıları çözülen katıların, sıvı evreye geçmeleri olayı ; donmanın tersi.
- Birleştirme.
- Katılma.
- Erimiş kütle.
- Çekirdek kaynaşması.
- Birbirinden ayrı iki ya da daha çok mal yapısının saptanması ve kabul edilen biçim ve koşullarla birleştirilerek bir tek ortak mal yapısı elde edilmesi.
- Füzyon.
- Birleştirmek.
- Mecz olma.
- Eriyip kaynaşma.
Fusion ile ilgili cümleler
English: Everyone coming together is an example of fusion.
Turkish: Birlikte gelen herkes füzyonun bir örneğidir.
English: A blood transfusion is necessary.
Turkish: A kan nakli gereklidir.
English: The physicist was aware of the potential danger of nuclear fusion.
Turkish: Fizikçi, nükleer füzyonun potansiyel tehlikesinin farkındaydı.
English: Every second, the Sun converts 4 million tons of its material into heat and light through the process of nuclear fusion.
Turkish: Her saniye, Güneş malzemesinin 4 milyon tonunu nükleer füzyon sürecinde ısıya ve ışığa dönüştürür.
English: Jazz fusion is a combination of rock and jazz.
Turkish: Caz füzyon rock ve cazın bir kombinasyonudur.
Fusion ingilizcede ne demek, Fusion nerede nasıl kullanılır?
Fusion bomb : Füzyon bombası. Hidrojen bombası. Termonükleer bomba.
Fusion energy : Füzyon enerjisi. Nükleer füzyon sonucu açığa çıkan yaklaşık 200 mev'luk enerji.
Fusion frequency : Kaynaşma sıklığı. Görüntü erime frekansı. Erime frekansı. Görüntülerin birbirini izleme sıklığının belirli bir değeri. (bu değerin üstündeki frekanslarda görüntülerin renk ya da öznel parıltı ayrımları algılanamaz.). Birleşme frekansı.
Fusion of culture : Ekinsel kaynaşım. İki ya da daha çok ekinin birleşerek yeni bir ekinsel bileşim oluşturmaları süreci.
Fusion piercing : Ergitmeli delme.
Fusion principle of the budget : Gelecek akçalı yıl içinde düşünülen tüm kamu gider ve gelirlerinin bir tek ödeneklikte gösterilmesi ilkesi. (genellik ilkesinden ayrılan yönü tüm kamu gider ve gelirleri tek bir ödeneklikte yer alırken bunlara ilişkin oranlamaların bir tek değil çeşitli ödenekliklerde bulunabilmesidir). Ödenekliklerde birlik ilkesi.
Fusion welding : Eriterek kaynak. Eritme kaynağı. Eritme kaynağı yapma. Ergitme kaynağı. Füzyon kaynağı. Kaynaşma kaynağı yapma. Ergime kaynağı. Erime kaynağı.
Fusion reaction : Füzyon reaksiyonu.
Fusion protein : Füzyon proteini. Kaynaşma proteini. Bazı virüs ailelerindeki virüslerin zarfında bulunan ve hücreyle viral zarfın kaynaşmasını sağlayarak virüsün hücre içerisine girmesini sağlayan veya virüsün hücre dışına çıkmadan doğrudan enfekte olmamış hücrelere geçişine imkan tanıyan protein, füzyon proteini.
Fusion welded : Erime kaynaklı. Kaynaşma kaynaklı.
İngilizce Fusion Türkçe anlamı, Fusion eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Fusion ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Adjoining : Bitişikteki. Yandaki. Yan yana. Bitişik olma. Yan. Bitiştiren. Bitişik.
Deliquescence : Sulanma. Nem emerek sıvılaşma işlemi. Eriyip su olma. Sıvılaşma. Çözünüp su olma. Bir özdeğin havadan nem çekip çektiği suyun etkisiyle çözünmeye başlaması.
Melting : Eritici. İzabe. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Eriten. Ergitme. Hal. Bir katının katı evresinden ısı ve basınç etkisiyle sıvıya dönüşümü.
Aggregates : Ulaşmak (toplamı). Toplamak. Toplam büyüklükler. Etmek (toplamı).
Ally : Ticaret serbestliği. Arkadaş. Katmak. Birleşmek. Müttefik. Katılmak. Müttefik ülke. Dost.
Alliances : Antlaşma. Anlaşma. İttifak. Birlik. Dünürlük. Akrabalık. Pakt. Bağ.
Affiliate : Bağlamak. Tanımak. Evlat edinmek. Üye etmek. Katmak. Üye olarak almak. Üye olmak. Yakınlaşmak. Katılmak. Birleşmek.
Harmonizations : Bağdaştırma. Uyumlaştırma. Ahenkli kılma. Uyum kurallarına uydurma. Uyumlastırma. Uyum. Armonize etme.
Unification : Birleştirim. Yeni bir yapının ya da tasarının gerçekleştirilebilmesi için, ayrı ayrı ellerde bulunan taşınmaz malların, tek bir iyelikte toplanarak üzerinde yapı yapılmasına elverişli bir yerbölüm biçimine sokulması.
Thawing : Buzu çözülmek. Buz çözülmesi. Erimek. Çözme. Eritmek. Açılmak. Rahatlatmak. Buzun çözülmesi. Çözülme.
Fusion synonyms : amalgamations, adjunction, fusing, coalescence, cohesions, compounding, adhesion, meltdowns, agglutinates, allying, accession, alliance, anchylosis, accessioning, attendancy, dissolutions, cohesion, amalgamates, saturation, fusions, dissolving, associativity, reductions, bondings, affiliations, assembly, lysis, communion, coalitions, accretions, resolution, conglutination, ankylose.
Fusion zıt anlamlı kelimeler, Fusion kelime anlamı
Separation : Karı kocanın karşılıklı anlaşıp, eşin ve çocukların bakım ve desteklenmesi konularını bir çözüme bağlayarak evlilik birliğini bozmaları. Ayrışma. Ayrılış. Toplu bir birlik oluşturan öğelerden kimilerinin birlikten kopması ya da davranış düzgülerinden sapması, bk. bağlanma, birleşme. Ayırma. Ayrı yaşama. Ayrı olma. Bölünme. Ayrılık. Müstakil olma.
Fusion ingilizce tanımı, definition of Fusion
Fusion kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act or operation of melting or rendering fluid by heat. The act of melting together. As, the fusion of metals.

Bu kısımda Fusion kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Fusion ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Fusion anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Fusion ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.