Gömlek nedir, Gömlek ne demek

"Gömlek" ile ilgili cümle

  • "İplik dikiş, karton kapak ve beş renkli kuşe gömlek içinde çıkacak olan ... kitaplığımızın en değerli eserleri arasında yer alacaktır." - Y. Z. Ortaç
  • "İki pehlivan yenişememiştir ama Aliço'nun bir gömlek üstün olduğu iyice belirlenmiştir." - S. Birsel
  • "İki gömlek yukarı dedesi filancadır."
  • "Don ve gömleği ile fırlamış erkekler kapıların önlerinde giyiniyorlardı." - A. H. Tanpınar
  • "Sarı zeminli, kırmızı çiçekli gömleğinin yalnız boğazına tesadüf eden düğmesi ilikli, ötekiler açıktı." - S. F. Abasıyanık

Yerel Türkçe anlamı:

Su kovası

Bakraç.

Güreş terimi olarak anlamı:

Yağlı güreşte ve karakucakta güreşçiler arasındaki teknik, güç ve ağırlık farkını belirten ölçü.

Bilimsel terim anlamı:

Ciltli ya da karton kapaklı kitaplarda, cildin ya da kapağın üzerine geçirilen koruyucu ve genel olarak ilgi çekici kâğıt kap.

 

İngilizce'de Gömlek ne demek? Gömlek ingilizcesi nedir?:

book jacket, book cover

Fransızca'da Gömlek ne demek?:

tunique

Osmanlıca Gömlek ne demek? Gömlek Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

kamis, layner

Gömlek hakkında bilgiler

Gömlek, vücudun üst kısmına giyilen kollu veya yarım kollu, yakalı giysi.

Gömlek anlamı, tanımı:

Kollu : Herhangi bir biçimde kolu olan. Kolu olan.

Yarım : Hastalıklı, sakat, sağlıksız. Saatte on iki otuz. Bütün bir şeyin ayrıldığı iki eşit parçadan her biri. Bir bütünün yarısı olan miktar. Tam ve istenildiği gibi olmayan, eksik, noksan.

Yakalı : Herhangi bir biçimde yakası olan. Boynu üzerinde manto yakasına benzeyen tüyleri bulunan bir tür güvercin.

Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.

Gömlek değiştirmek : Yılan üst derisini değiştirmek. huy veya düşünce değiştirmek.

Gömlek eskitmek : Deneyim kazanmış olmak.

Gömleğinden geçirmek : Evlat olarak kabul etmek, evlat edinmek.

Ateşten gömlek : Acı, üzüntü veren, dayanılmaz, sıkıntılı durum.

Don gömlek : Üzerinde sadece iç çamaşırı var denilecek kadar soyunmuş durumda.

Kırmızı gömlek : Ne kadar saklanmaya çalışılırsa çalışılsın gizlenemeyen şey.

 

Yakasız gömlek : Kefen.

Yedi gömlek uzak : Soyca veya yakınlık bakımından bir hayli uzak.

Deli gömleği : Tehlikeli ve saldırgan delilere giydirilen kolsuz gömlek.

Frenk gömleği : Yakası kravat takmaya uygun, çoğu uzun kollu, ceket veya yelek altına giyilen erkek gömleği.

Yılan gömleği : Yılanların üzerinden her yıl sıyrılarak değişen üst deri, yılan kavı.

Gömlekçi : Gömlek diken veya satan kimse.

Gömlekçilik : Gömlekçinin yaptığı iş.

Gömlekli : Gömleği olan.

Gömleklik : Gömlek yapmaya elverişli (kumaş).

Gömlekliler : Vücutları torba biçiminde ve yarı saydam, sert bir gömlekle örtülü, denizlerde yaşayan bir hayvan sınıfı.

Gömleksiz : Gömleği olmayan.

Al gömlek gizlenemez : Kanlı gömlek gizlenemez.

Bir don bir gömlek : Yarı çıplak.

Bir gömlek aşağı : Birinden bir derece daha düşük.

Bir gömlek fazla eskitmiş olmak : Birinden daha yaşlı ve daha görmüş geçirmiş olmak.

Don gömlek kalmak : Her şeyini kaybetmek.

Kanlı gömlek gizlenemez : "bazı kötü şeylerin gizlenmesi mümkün değildir" anlamında kullanılan bir söz.

Kadın : Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Bayan. Hizmetçi bayan. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan.

İnce : Ayrıntılı. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Tiz (ses), pes karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Hafif, gücü az. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Zayıf. Taneleri ufak, iri karşıtı. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı.

Kumaş : Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme. Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma.

Kolsuz : Kolu olmayan. Kol geçirilmemiş olan (giysi).

Yakasız : Yakası olmayan.

Çamaşır : İç giysisi. Kirli eşyaları yıkama işi.

Kombinezon : Bir işi başarıya ulaştırmak için alınan önlemler, düzenleme. Kadınların giydikleri kısa ve kolsuz iç çamaşırı.

Kitap : Herhangi bir konuda yazılmış eser. Ciltli ve ciltsiz olarak bir araya getirilmiş, basılı veya yazılı kâğıt yaprakların bütünü. Kutsal kitap.

Kap : Kadınların giydiği kolsuz üstlük. Türlü şeylerin taşınması veya saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb. İçi gaz, sıvı veya katı herhangi bir maddeyi alabilen oyuk nesne. Kapak, cilt. Kap kacak. Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılmış olan bir tür üst giysisi.

Kılıf : Yolsuz bir işe bulunan sudan gerekçe. Bir şeyi korumak için kendi biçimine göre, çoğunlukla yumuşak bir nesneden yapılmış özel kap.

Dosya : Aynı konu, aynı kimse, aynı işle ilgili belgeler bütünü. Bu gibi belgelerin toplandığı kartondan kap.

Göbek : Bazı sebze ve meyvelerin orta kısmı. Şehir, ülke vb.nin orta kısmı. Kilitleme sistemlerinde, anahtar dişlerinin tam olarak birbirine oturduğu pirinç yuva. İnsan ve memeli hayvanlarda göbek bağının düşmesinden sonra karnın ortasında bulunan çukurluk. Yağ bağlamış şişman karın. Ön ve arka tekerlerin ortasına oturtulmuş mil üzerinde dönen ve teker tellerinin takılmasına yarayan parça. Kağnı tekerleğinin ortası, araba tekerleğinin dingil geçen yeri. Hızı azaltarak trafiği yönetmek amacıyla bir kavşağın girişine yerleştirilen çember veya üçgen biçimindeki ada. Kuşak, nesil, batın. Değirmen taşının ortası. Dölütte, yumurtanın dölüt dışında kalan bölümlerle ilişkisini sağlayan organların çıktığı yer. Bahçe, halı, tavan, tepsi vb. süslü şeylerin ortalarındaki biçim.

Batın : Karın. Kuşak.

Basamak : Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru rakamlarının derecelerine göre her birinin bulunduğu yer, hane. Derece, aşama, kerte, evre. Bir amaca ulaşmak için yararlanılan kişi, durum veya yer. Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti. Bir yere çıkarken veya bir yerden inerken basılan ve art arda gelen, birbirine belirli aralıkları olan düz yüzeylerden her biri.

Kat : Bükülen veya kıvrılan bir şeyin her kıvrımı. Sonuca bağlama, bitirme. Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey. Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü. Üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka. Makam, mevki. Kez, defa, misil. Katman. Ön, yan. Huzur. Apartman dairesi. Kesme. Kesme, kesilme. Tekrarlanan bir sayının toplamı. Giyeceklerde takım. İlgiyi kesme.

Derece : Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri. Sıcaklıkölçer. Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim. Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe. Başarı gösterme. Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi. Denli, kadar.

Gömlek değişimi : Deri değişimi.

Gömlek eşi : Pantalon. Don. Dizlik.

Gömlek kaplama : yapıcılık: Bir yapının, mermer ya da meşeden iç duvar kaplaması.

Gömlekçiler : Karabük kenti, Eskipazar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Gömlekhisar : Samsun şehri, Vezirköprü ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Gömlekli sıcak su deposu : Sıcak suyun ısıtılması için üste geçirilen bir gömlekten yararlanarak yapılmış basınçlı sıcak su deposu.

Gömleksiz arpa : Kılçıksız, ince kabuklu arpa.

Gömlekten çıkmak : Meyve ağaçlarının çiçekleri dökülüp çağla haline gelmek. Fazla kızmak: Gömlekten çıkarma beni.

Gömlek ile ilgili Cümleler

  • Bu gömlek benim için büyük.
  • Ali her zaman mavi gömlek giyer.
  • Yazın kısa kollu gömlekler giyerim.
  • Bu gömleklerin hepsi aynı boyutta.
  • Gömlek temiz ve kuru.
  • Gömlekle zeki görünüyorsun.
  • Gömleklerimi katladım ve onları valizime koydum.
  • Ali benim gömleklerimden birini giyebilir.
  • Gömlek ne kadar?
  • Gömleklerin yıkanılmalı.
  • Polisin Tom'un yatağının altında bulduğu gömlekte kan lekeleri vardı.
  • Gömlek giyen bir kadın görüyorum.
  • Gömlekler kuru.
  • Sana aldığım gömlek nerede?

Diğer dillerde Gömlek anlamı nedir?

İngilizce'de Gömlek ne demek? : n. shirt, blouse

Fransızca'da Gömlek : chemise [la]

Almanca'da Gömlek : n. Hemd, Kittel, Oberhemd, Strumpf

Rusça'da Gömlek : n. рубашка (F), сорочка (F), гимнастерка (F), халат (M), рубаха (F), чехол (M), кожух (M), обшивка (F), поколение (N), степень (F), папка (F)