Gösteri nedir, Gösteri ne demek

  • İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun
  • Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo.
  • Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat.
  • Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi.
  • Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov.
  • Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş.

"Gösteri" ile ilgili cümle

  • "Uçakların uçuş gösterileri."
  • "Sinematekte film gösterileri başladı."

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Olgu ya da olayları göstererek anlatma ve açıklama yöntemi.

Belli olgu ve olaylara ilişkin ilkeleri açıklamak, birtakım teknik ve becerileri öğretmek amacıyla bir şeyi başkalarının önünde yaparak gösterme işi.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Bir oyunun bir yönetmen önderliğinde, yeterli sayıda çalışmadan sonra seyirci önünde oynanışı.

Güreş terimi olarak anlamı:

Karakucakta cazgır tarafından alana salınan güreşçilerin ellerini oyluklarına, sırtlarına ve karşılıklı durup birbirlerinin avuç içlerine vurarak düzenli hareketler yapmaları.

İngilizce'de Gösteri ne demek? Gösteri ingilizcesi nedir?:

demonstration, perfonmance, production

 

Fransızca'da Gösteri ne demek?:

expression

Osmanlıca Gösteri ne demek? Gösteri Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

perdah

Gösteri tanımı, anlamı:

Gösteri yapmak : Düşüncelerini halka veya yetkililere duyurmak için bir araya gelerek eylemde bulunmak. topluluk önünde bir beceri veya oyunu sergilemek.

Gösteri adamı : Şov yapan kimse, gösterici, şovmen.

Gösteri yürüyüşü : Bir topluluğun duygularını dile getirmek için ana yollar ve alanlarda yürüyerek yapılmış olan gösteri.

İlk gösteri : Sahneye konulan oyunun ilk temsili, prömiyer.

Giyim gösterisi : Defile.

Gövde gösterisi : Aynı amaçta birleşenlerin güçlerini göstermek için büyük bir kalabalıkla yaptıkları gösteri.

Tanıtım gösterisi : Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo.

Söz gösterisi : Toplumun ilgisini çeken, çeşitli konuların ele alındığı, karşılıklı şaka ve takılmalarla süslenen program, tolkşov.

Gösterici : Fotoğraf, film vb.ni bir yüzeye yansıtmaya yarayan araç, projektör. Gösteri yapan kimse, gösteri adamı, nümayişçi.

Göstericilik : Göstericinin yaptığı iş. Gösterici olma durumu.

Gösterilmek : Görülmesi sağlanmak.

Gösterim : Görüntülerin gösterici yardımıyla bir yüzeye yansıtılması işi, projeksiyon. Sinema, tiyatro, konser vb. sanat dallarında verilen gösterilerden her biri, seans. Sinema salonlarında filmin gösterilmeye başlaması, vizyon.

 

Gösterime girmek : Sinema salonlarında bir film oynamaya başlamak.

Gösteriş : Göze çarpıcı nitelik, göz alıcılık. Görkem. Gösterme işi. Başkalarını aldatmak, şaşırtmak, korkutmak veya kendini beğendirmek için birinin yaptığı yapay davranış, çalım, alım çalım, kurum.

Gösteriş yapmak : Başkalarını aldatmak, şaşırtmak, korkutmak veya kendini beğendirmek için yapay davranmak.

Gösterişçi : Gösteriş yapmasını seven, gösteriş amacı güden kimse.

Gösterişçilik : Gösterişçi olma durumu.

Gösterişe kaçmak : Gösteriş yapmaya başlamak.

Gösterişli : Gösterişi olan. Görkemli.

Gösterişlice : Biraz gösterişli, oldukça gösterişli.

Gösterişlilik : Gösterişli olma durumu. Görkemlilik.

Gösterişsiz : Gösteriş yapmayan. Gösterişi olmayan, mütevazı. Görkemsiz.

Alçak yer yiğidi hor gösterir : "basit bir çevrede yaşayan, önemsiz bir görevde çalışan değerli kişi, gereken ilgiyi göremez" anlamında kullanılan bir söz.

Arifeyi gösterip bayramı göstermemek : Bir işi sonuna kadar başarılı götürüp sonunda olumlu sonuca ulaşamamak.

Çoklu gösterim : Görsel veya işitsel iletişim araçlarını bir arada kullanarak herhangi bir konuyu daha yönlü tanıtma, multivizyon.

Gece gösterimi : Gece yapılmış olan sinema veya tiyatro gösterisi, suare.

Gündüz gösterimi : Tiyatro, sinema, konser salonu vb.nde yapılmış olan gösteri, matine. Herhangi bir eseri tanıtmak, okumak, yorumlamak veya bir sanatçıyı anmak amacıyla düzenlenen toplantı.

Kış kışlığını kuş kuşluğunu gösterir : "her olay, her varlık özelliğini belli eder" anlamında kullanılan bir söz.

Ön gösterim : Bir temsilin ilk oynanışı veya bir filmin ilk gösterimi, gala.

Parmakla gösterilmek : Seçkin, ünlü olmak. bir şey az bulunmak.

Sağ gösterip sol vurmak : Şaşırtmak.

Dikkat : İlgi, özen. "Dikkat ediniz!" anlamında kullanılan bir uyarma sözü. Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama, uyanıklık.

Çekmek : Örtmek, giymek. Taşıma gücü olmak. Yollamak. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. Yürütmek, sürmek. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İmbik yardımı ile elde etmek. Döşemek. Boya, badana vb. sürmek. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Herhangi bir anlama almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Çizgi durumunda uzatmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Germek. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Yol, ay sürmek. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. İçki içmek. İçine almak, emmek. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek. Daralıp kısalmak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Öğütmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Atmak, vurmak. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Hoşa gitmek, sarmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Asmak. Kaçan ilmeği örmek. Herhangi bir engel kurmak.

Topluluk : Aynı türden canlıların bir araya gelmesiyle oluşan küme. Aynı yerde bulunan insan kalabalığı. Vücudun dolgun olma durumu. Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet. Sanatçı grubu. Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup, ansambl.

Beceri : Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet. Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet.

Oyun : Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Kumar. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Hile, düzen, desise, entrika. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma.

İstek : Bir şeye duyulan eğilim, arzu, şevk. Yerine getirilmesi başkasından istenilen şey, talep. İstek ve niyet kavramı veren isteme kipi. Belirli bir gereksinimi karşılayacağı düşünülen nesne veya duruma karşı duyulan özlem, arzu.

Görüş : Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Görme işi. Cezaevi veya hastanedeki birine yapılmış olan ziyaret. Gözle bir şeyi algılama yetisi. Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir.

Gösteri cimnastiği : Çalıştırıcılıktan daha çok göz doyurucu devinimlerden oluşan cimnastik; giderek seyirciye beğendirme amacı güden alıştırmalardan kurulu bir çalışma.

Gösteri evi : Dramatik oyunların çalışıldığı, kotarıldığı ve oynandığı yapı.

Gösteri geçidi : Sirk sanatçılarının kimi hayvanlar ve araçlarıyla halkın önünden geçmeleri ve düzenledikleri gösterilere gelmesi için halka küçük gösteriler sunmaları ile ortaya çıkan geçit.

Gösteri görüşmesi : Görüşmeci takımının kullanıldığı alan araştırmalarında, görüşmeciler arasında uygulama birliğini sağlamak amacıyla yapılan örnek görüşme.

Gösteri hayvanı : Gösteri yapacak duruma gelmiş sirk hayvanı.

Gösteri sorumlusu : Gösterilerin, sırasından ve bunların düzenli bir biçimde gerçekleştirilmesinden sorumlu kişi.

Gösteri tutanağı : Her oyundan sonra sahne yetkilisinin düzenlediği, gösteri sırasındaki aksaklıkları ve olağan dışı durumları bildiren tutanak.

Gösterici ayağı : Göstericinin, üzerine yerleştirildiği ve sallanmaksızın gösterim yapmasını sağlayan ayak çeşidi.

Gösterici birim : Genellikle bir katod ışınlı ekrandan oluşan, istenen verilerin kullanıcıya ya da işletmene iletilmesi için veri çıkışı (ya da ışık kalemiyle veri giriş-çıkışı) amacıyla kullanılan donanım birimi. Kısaca gösterici de denir.

Gösterici deyim : Ad.

Gösteri ile ilgili Cümleler

  • Korku kurdu olduğundan büyük gösterir.
  • Çok gösterişsiz giyinmişti.
  • Hem Mustafa hem de Mary aday olarak gösterildi.
  • Gösteri bitti.
  • Gösteri çok ilginçti. Onu görmeliydiniz.
  • Onun saç sitili onu yaşından daha genç gösteriyor.
  • Gösteri akşam saat yedide yayında olacak.
  • Gösteri devam etmeli.
  • Termometre 10 dereceyi gösteriyor.
  • Ali yarasını gösteriyor.
  • Gösteri Avrupa'dan modern sanatı sundu.
  • Ne harika bir gösteri!
  • Gösteri boyunca giriş izni yoktur.
  • Gösteri bir başarıydı.

Diğer dillerde Gösteri anlamı nedir?

İngilizce'de Gösteri ne demek? : adj. performing

n. performance, show, play, program, programme [Brit.], demonstration, demo, showing, parade, entertainment, exhibition, house, shew

Fransızca'da Gösteri : démonstration [la], manifestation [la], spectacle [le]

Almanca'da Gösteri : n. Bekundung, Demo, Kundgebung, Ovation, Schaustellung, Show

Rusça'da Gösteri : n. демонстрация (F), смотр (M), выступление (N), манифестация (F)

adj. показательный