Gösteriş nedir, Gösteriş ne demek

"Gösteriş" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Eski hayat baştan başa bir nümayiş ve gösteriş hayatı idi." - A. Haşim
  • "Bu yapının hiç gösterişi yok."

Bilimsel terim anlamı:

Doğrudan doğruya ya da bir çelgiden sonra, tepki yaratmak amacıyla, savut ucunu ileriye doğru uzatma.

İngilizce'de Gösteriş ne demek? Gösteriş ingilizcesi nedir?:

feint

Gösteriş anlamı, tanımı:

Gösteriş yapmak : Başkalarını aldatmak, şaşırtmak, korkutmak veya kendini beğendirmek için yapay davranmak.

Gösterişe kaçmak : Gösteriş yapmaya başlamak.

Gösteri : Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat. Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo. Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov. İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun. Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi.

Gösterişçi : Gösteriş yapmasını seven, gösteriş amacı güden kimse.

 

Gösterişçilik : Gösterişçi olma durumu.

Gösterişli : Gösterişi olan. Görkemli.

Gösterişlice : Biraz gösterişli, oldukça gösterişli.

Gösterişlilik : Görkemlilik. Gösterişli olma durumu.

Gösterişsiz : Gösterişi olmayan, mütevazı. Gösteriş yapmayan. Görkemsiz.

Gösterme : Teşhir, sergileme. Göstermek işi.

Aldatmak : Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Birine verilen sözü tutmamak.

Şaşırtmak : Şaşkınlaşmak, şaşmak. Daha iyi yetişmelerini sağlamak için ağaç fidanlarının veya çiçek fidelerinin yerlerini değiştirmek. Şaşırmasına sebep olmak. Yanıltmak.

Korkutmak : Gözdağı vermek. Kaygıya düşürmek. Korkmasına yol açmak.

Beğendirmek : Beğenilmesini, hoş görünmesini sağlamak.

Yapay : Yapmacık. Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle yapılmış veya üretilmiş, yapma, suni, doğal karşıtı.

Davranış : Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü. Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket. Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı.

 

Göze : Hücre. Su kaynağı.

Çarpıcı : Etkili bir biçimde. Etkili, dikkat çeken, sansasyonel.

Nitelik : Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği, kalite. Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet. Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçülebilen özellik, keyfiyet.

Göz : Nazar. Bazı yaraların uç bölümü. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Görme organı, basar. Çekmece. Delik, boşluk. Oda. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Terazi kefesi. Bakış, görüş. Bölüm, hane.

Alıcılık : Alıcı olma durumu.

Görkem : Büyüklük. Göz alıcı ve gösterişli olma durumu, gösteriş, debdebe, ihtişam, tantana, haşmet, şatafat, şaşaa.

Gösteriş etkisi : Tüketicilerin gelirlerinde bir artış olmamasına karşın, sosyal konumunu olduğundan daha yüksek göstermek amacıyla, fiyatı daha yüksek ve markalı malları satın almalarını ifade eden James S. Duesenberry tarafından geliştirilen kavram.

Gösterişçi tüketim : [Bakınız: Veblen etkisi] Kimi bireylerin, büyük ekonomik güçleri bulunduğunu ya da yukarı sınıftan olduklarını göstermeğe yönelik biçimde tüketim yapmaları.

Gösterişleme : (Söz sanatı terimi) Söylemede sesi yükseltmek, alçaltmak, heceleri uzatmak gibi yollara saparak, yazıda ise türlü söz sanatlarına baş vurarak bir fikir üzerine dikkati çekme, ona fazla bir önem verdirmek isteme. (GÖSTERİŞLİ, TUMTURAKLI, Emphatique; TUMTURAK VURGUSU, Accent emphatique).

Gösterişli konut : Toplumun yüksek gelirli katmanları için yapılan ve konut pazarına sürülen konut birimlerine verilen ad.

Gösterişsiz rol : Bir oyunda oyuncuyu ön plana çıkarmayan ikincil rol.

Gösterişsizlik : Gösterişsiz olma durumu, sadelik.

Gösteriş ile ilgili Cümleler

  • O gösterişli lokantaya öğlen değil, akşam yemeği için gidelim.
  • Bu, hiç gösterişli bir elbise değil.
  • Hiç kimse gösteriş düşkünlerini sevmez.
  • O sadece kızların önünde gösteriş yapıyor.
  • Bu fantezi kitap gösterişli çok güzel büyülerin bir birbirini izlemesidir ve onun yerine bu onu sıkıcı yapar.
  • Çok gösterişsiz giyinmişti.
  • O her zaman gösterişli kıyafetler giyer.
  • Gösteriş yapmayın.
  • Gösterişli kıyafetler basitlik simgesi olarak algılanır.

Diğer dillerde Gösteriş anlamı nedir?

İngilizce'de Gösteriş ne demek? : adj. put on

n. show off, ostentation, pomposity, show, display, showing off, showiness, affectation, array, blazon, blazonry, dash, flashiness, flourish, frill, furbelows, gaiety, glitter, glossiness, panache, parade, pretension, pride, shew, splendidness

Fransızca'da Gösteriş : action de montrer, affectation [la], faste [la], ostentation [la], frime [la], boursouflure [la], feinte [la], panache [le], pose [la], solennité [la], tralala [le]

Almanca'da Gösteriş : n. Mache, Zurschaustellung

Rusça'da Gösteriş : n. показ (M), демонстрация (F), видимость (F), рисовка (F), показуха (F), деланность (F), поза (F), проявление (N), декорация (F)