Gösterme nedir, Gösterme ne demek

"Gösterme" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Akreditifi açtırmadan ithal edilecek malı karşılık olarak gösterme olanağı yok." - Ç. Altan

Bilimsel terim anlamı:

a adının, (…) yorumunda X nesnesini gösterme'si X nesnesinin a adının (…) yorumundaki kaplamı olması demektir.

İngilizce'de Gösterme ne demek? Gösterme ingilizcesi nedir?:

designation

Gösterme anlamı, tanımı:

Gösterme hakkı : Sinema, tiyatro, konser vb. görsel sanatlarda telif hakkı.

Gösterme hastalığı : Büyüklük hastalığı.

Gösterme parmağı : İşaret parmağı.

Gösterme sıfatı : İşaret sıfatı.

Gösterme zamiri : Varlıkların yerini, işaret yoluyla belirten zamir, işaret zamiri.

Gösterme zarfı : Bir fiilin, bir adın veya bir zarfın anlamını gösterme yoluyla sınırlayan zarf: Ta uzaklara gitti gibi.

Göstermecilik : Cinsel organlarını gösterme biçiminde görülen ruhsal sapıklık, ut açıcılık, teşhircilik, eksibisyonizm. Kendini üstün gösterme çabası.

Göstermek : Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek. Kanıtla inandırmak. Bir şeyin etkisi altında tutulmak. Etmek. Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak. Belirtmek, anlatmak. Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak. Görünmek, benzemek. Öğretmek, açıklamak. Yapmasını söylemek, görevlendirmek. Sert bir biçimde karşılık vermek. Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek.

 

Göstermelik : Gerekli olduğu için değil, iş olsun diye yapılan. Tanıtım amacıyla hazırlanmış (nesne). Gösterişi olan.

Aba altından sopa göstermek : Birini imalı bir biçimde tehdit etmek.

Aday göstermek : Bir iş veya bir görev için birini aday olarak belirlemek, namzet göstermek.

Adres göstermek : Birini hedef göstermek.

Anlayış göstermek : İstenilen veya söylenilen bir şeyi hoşgörüyle karşılamak.

Arifeyi gösterip bayramı göstermemek : Bir işi sonuna kadar başarılı götürüp sonunda olumlu sonuca ulaşamamak.

Aşinalık göstermek : İlgilenmek, tanıdığını belli etmek.

Boy göstermek : Görünmek. gösteriş yapmak.

Büyüklük göstermek : Gönül ululuğu göstermek.

Çaba göstermek : Bir işi başarmak için çalışmak, uğraşmak, gayret göstermek.

Cesaret göstermek : Yürekli davranmak.

Cins kedi ölüsünü göstermez : "onurlu kişi kötü durumlarını çok gerekmedikçe kimseye göstermez ve söylemez" anlamında kullanılan bir söz.

Dünyanın kaç bucak olduğunu göstermek : Dünyada ne gibi güçlükler olduğunu bildirmek (veya anlamak), insanın başına neler gelebileceğini öğretmek veya öğrenmek.

 

Etkisini göstermek : Etkisini ortaya koymak, belli etmek.

Faaliyet göstermek : Çalışmak. işler durumda olmak, etkinlik göstermek.

Gayret göstermek : Çaba harcamak, başarmak için çalışmak.

Gerçek yüzünü göstermek : Sakladığı düşüncelerini sonradan ortaya koymak.

Gerekçe göstermek : Gerektirici sebep ve doküman ileri sürmek.

Gününü göstermek : Tehdit yollu cezalandırmak.

Hedef göstermek : Bir kimseyi olumsuz, kötü bir amaç için bir yere veya şeye yönlendirmek. birini kötü bir durumda kalması için hedef hâline getirmek.

Hırsıza yol göstermek : Birine bilmeyerek kötü bir işte yardımcı olmak.

Hüner göstermek : Herkesin yapamayacağı bir işi yapmak. beceriklilik ortaya koymak.

Hüsnü kabul göstermek : İyi karşılamak, güler yüz göstermek.

İlgi göstermek : İlgisini esirgememek, belli etmek.

İş göstermek : Yapması için birine iş vermek, iş buyurmak.

Isıracak it dişini göstermez : "kötülük edecek kimse önceden haber vermez, belli etmez" anlamında kullanılan bir söz.

Kapıyı göstermek : Kovmak, uzaklaştırmak.

Kazaya rıza göstermek : Yargıya, verilen hükümlere boyun eğmek. kadere, alın yazısına boyun eğmek.

Kefil göstermek : Bir iş için gerekli olan kefili bulmak.

Kendini göstermek : Beğenilecek niteliklerini ortaya koymak. pas alabilmek için boş alana kaçmak. ortaya çıkmak, belirmek.

Kırmızı kart göstermek : Ciddi bir biçimde uyarmak. oyundan çıkarma cezasına çarptırmak. dışlamak.

Kolaylık göstermek : Yapabilme yolu, imkânı sağlamak.

Kulağı ters taraftan göstermek : Kolay yolu varken bir işi daha zor ve uzun yollar kullanarak yapmak.

Liyakat göstermek : Başarmak.

Marifet göstermek : Ustalığını ortaya koyabilmek.

Metanet göstermek : Kötü bir duruma katlanmak, dayanmak.

Misal göstermek : Örnek vermek.

Mucize göstermek : Sadece peygambere özgü, insan aklının ve kabiliyetinin erişemeyeceği olağanüstülükler göstermek. olağanüstü bir olay yaratmak.

Namzet göstermek : Bir iş için aday belirleyip sunmak, aday göstermek.

Nezaket göstermek : Davranışlarda nazik olmak.

Öfke yüzü göstermek : Çok sinirlendiğini belli etmek.

Özen göstermek : Bir şeyi özenerek elden geldiğince iyi olmasına gayret ederek yapmak, itina etmek.

Reaksiyon göstermek : Tepkimek.

Rıza göstermek : Razı olmak, onamak, uygun bulmak.

Sadakat göstermek : Bağlı kalmak.

Sadakatsizlik göstermek : Sadakatsiz olduğunu ortaya koymak, açıklamak.

Sağ eliyle sol kulağını göstermek : Kısa yoldan yapılacak bir işi dolambaçlı yollardan geçerek yapmaya çalışmak.

Sancak göstermek : Gemi, ulusunu belirten sancağını göndere çekmek.

Sarı kart göstermek : Hakem oyun kurallarına aykırı hareket eden oyuncuya sarı renkte kart cezası göstermek.

Saygı göstermek : Saymak, değer vermek.

Sıcak yüz göstermek : Yakınlık göstermek.

Şiddet göstermek : Kaba, sert davranmak.

Suya göstermek : Hafifçe yıkamak.

Teessür göstermek : Üzüntüsünü açığa vurmak.

Telaş göstermek : Telaşını belli etmek.

Tepki göstermek : Bir olay veya durum karşısındaki düşüncesini söz veya davranışla belirtmek, tepki koymak.

Terakki göstermek : Geliştiğini, ilerlediğini ortaya koymak.

Tesirini göstermek : Etkisini göstermek.

Teslimiyet göstermek : Birinin isteğini olduğu gibi kabul etmek.

Teveccüh göstermek : Güler yüz göstermek.

Tırnak göstermek : Korkutmak, gözdağı vermek.

Titizlik göstermek : Titizlenmek.

Varlık göstermek : Kendinden beklenilen görevi yerine getirmek, beğenilir bir iş yapmak.

Yakınlık göstermek : Biriyle ilgilenmek, sevgiyle davranmak.

Yıkkınlık göstermek : Yıkılmaya yüz tutmak.

Yol göstermek : Kılavuzluk etmek, yolu bilmeyene anlatmak, tarif etmek. ne yapılacağını, nasıl davranılacağını öğretmek.

Yön gösterme eki : Yön bildiren, yer ve zaman adları yapan ek, yön eki: son-ra, taş-ra, dış-arı, iç-eri vb.

Yumruk göstermek : Korkutmak, gözdağı vermek.

Yüreklilik göstermek : Korkmamak, cesur davranmak.

Yüreksizlik göstermek : Korkmak, ürküp kaçmak.

Yüz aklığı göstermek : Bir işte başarıya ulaşmak.

Yüz göstermek : Ortaya çıkmak.

Zaaf göstermek : Zayıflığı, yeteneksizliği ortaya çıkmak.

Sergileme : Sergilemek işi, teşhir, ekspozisyon.

Teşhir : Büyü yapma. Büyüleme, kendine bağlama. Ele geçirme, zapt etme.

Gösterme adılı : (Derleme.. gösterme zamiri) Varlıkların yerini, işaret yoluyla tutan adıl: Bu, şu, o, bunlar, şunlar, onlar vb.

Gösterme belirteci : Bir eylemin, bir adın veya başka bir belirtecin anlamını, gösterme yoluyla sınırlayan belirteç: İşte geldik; İşte burada oturuyoruz; Ta uzaklara gitti; İşte kalem, işte defter vb.

Göstermeci : Cinsel organlarını göstermeyi, sergilemeyi seven (ruh hastası), ut açıcı, teşhirci.

Göstermeci tiyatro : Tiyatronun tiyatro, oyunun oyun olduğunu vurgulayan, kişileri ve olayları canlandırmadan gösteren, seyirci ile sahne arasına güzelduyusal uzaklık (yabancılaştırma) koyup seyircinin oyuna ussal yoldan katılmasını sağlayan tiyatro anlayışı. Örnek : Ortaoyunu, Çin tiyatrosu, İtalyan halk doğaçlama tiyatrosu, epik tiyatro, Japon tiyatrosu, Meyerhold'un biyome-kaniğe dayanan tiyatrosu vb. Tiyatronun iki temel türünden biri; öbürü: Benzetmeci Tiyatro. Oyunun oyun olduğunu vurgulayan Benzetmeci Tiyatroda olduğu gibi gerçek yaşam duygusu vermeyi araç edinmeyen tutum. Örn. Çin Tiyatrosu. Brecht'in Epik Tiyatrosu.

Göstermecilik gereksinmesi : (Murray) Canlılarda görülen, çevresindekileri çekme, uyarma, baştan çıkarma, eğlendirme ve canlandırma gereksemesi.

Göstermelik davranış : Açık olarak başkalarına yöneltilmemekle birlikte, onların varlığının etkisiyle ortaya çıkan davranış (Göstermecilikte olduğu gibi).

Göstermelik değişken : (bağlanım çözümlemesi) Bağlanım çözümlemesinde, özniteliklere yapay olarak verilen düzeylerden oluşan değişken.

Göstermelik gözlem : Degişke çözümlemesinde alt bölüm sayılarının uygun olmadığı bazı durumlarda gözeleri doldurmak üzere eklenen gözlemler.

Göstermeyle tanım : [Bakınız: örnekle tanım] bk. göstermeyle tanım.

Gösterme ile ilgili Cümleler

  • Muhtemelen insanların gösterilere protesto etmek için değil, sadece kendilerini göstermek için gittiklerini demek istiyor.
  • Göstermeme izin ver.
  • O oğlan hiç korku göstermedi.
  • Sana odanı göstermeme izin ver.
  • Sana kötü kabusunu göstermek için buradayım.
  • Erkeklerin kızlara saygı göstermesi gerekiyor.
  • Size göstermek istemiyorum.
  • Ali karara hiçbir tepki göstermedi.

Diğer dillerde Gösterme anlamı nedir?

İngilizce'de Gösterme ne demek? : n. showing, indication, demonstration, designation, demo, presentation, diagnosis, display, pointing, shew, view

Fransızca'da Gösterme : démonstration [la], déploiement [le], désignation [la], détermination [la], exhibition [la], exposition [la], indication [la], présentation [la], représentation [la]

Almanca'da Gösterme : n. Auslassung, Aussetzung, Darstellung, Exhibition, Nennung, Vorweisung

Rusça'da Gösterme : n. показ (M), демонстрация (F), демонстрирование (N), предъявление (N), указание (N), представление (N), выявление (N), нанесение (N), изъявление (N), оказание (N)