Gözene nedir, Gözene ne demek

Yerel Türkçe anlamı:

Arılardan korunmak için başa giyilen ön tarafı tel olan başlık.

Suyun çıktığı yer, kaynak.

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Malatya şehrinde, Yeşilyurt ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Hatay ili, Samandağ belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Gözene hakkında bilgiler

Gözene, Malatya ilinin Yeşilyurt ilçesine bağlı bir köydür.

Yeşilyurt, Doğanşehir ve Akçadağ ilçe sınırlarının birleştiği noktada yer almaktadır. Selçuklu döneminde Kafkasya'dan göç eden Türkmenlerden oluşur.

Köyün başlıca geçim kaynakları tarım, hayvancılık ve ticarettir.

Gözene tanımı, anlamı:

Gözenek : Bir malzemenin içinde irili ufaklı boşlukların bulunması durumu, süngerimsi görünüş. Pencere. Bitkilerde solunum ve fotosentez için gerekli oksijen ve karbondioksit alışverişine, suyun buhar olarak dışarı atılmasına yarayan, yaprakların alt yüzeyinde çok sayıda bulunan, hücreler arasındaki küçük deliklerden her biri, mesame. Bir işlemede, örgüde, ipliklerin kesilmesi, ayrı tutulması yoluyla oluşturulan boşluk, ajur. Canlı dokularda dış deri üzerindeki küçük, basit açıklık, mesame. Delikli bir nesnenin deliklerinden her biri.

 

Gözenekli : Gözeneği olan.

Gözeneklilik : Gözenekli olma durumu.

Gözeneksiz : Gözeneği olmayan.

Gözeneksizlik : Gözeneksiz olma durumu.

Dağınık gözenek : Ağaç başkesitindeki gözeneklerin dengeli düzende dağılım gösterme durumu.

Kovan : Yayık. Çoğunlukla toprak veya tahtadan yapılmış olan arı barınağı. Fişeğin kapsül, barut ve kurşun taşıyan yuva bölümü, kapçık.

Arılar : Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaşayan, vücutları, özellikle karınları ve arka ayakları kıllarla örtülü zar kanatlılar familyası.

Korunmak : Kendini korumak, sığınmak, sakınmak. Koruma işine konu olmak.

Taraf : İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Yön, yan, doğrultu. Yöre, yer. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.

Başlık : Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Başlık parası.

Gözlük : Atların çevreden ürkmemeleri için gözlerinin iki yanına takılan siper. Görme bozukluğu olan gözlerin daha iyi görmesine veya gözleri korumaya yarayan, bir çerçeveye yerleştirilmiş çift camdan oluşan araç. Gözene.

 

Malatya : Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Gözenek ağzı : (botanik)

Gözenek altı odası : (botanik)

Gözenek macunu : Cilâlanacak ya da verniklenecek ağacın gözeneklerini doldurmada kullanılan bir tür macun.

Gözenekli cam kröze : Gözenekli cam bir diski bulunan süzme krozesi; sinterlenmiş cam kröze adını da alır.

Gözenekli kayaç : Öğeleri arasında boşluklar bulunması nedeniyle su emme, su geçirme gibi fiziksel nitelikler taşıyan kayaç.

Gözenekli platin : Amonyum kloroplatinatın ısıtılmasından elde edilen, yüzeyinde ufak delikler bulunan yumuşak platin, platinlenmiş asbest.

Gözeneklilik katsayısı : Bir katıdaki gözeneklerin oylumca yüzdesi.

Gözenekölçer : Katı özdeklerin gözenekliliğini, başka bir deyimle akışkanlarla ilgili geçirgenliğini ölçen aygıt. tarım: İncelenen toprak örneğinin gözenekliliğini ölçme işinde kullanılan araç.

Gözenekölçüm : genel uygulayım: Gereç, özdek vb. gözeneklerinin dağılımını belirleme işi. Belli ölçülere göre gözenekliliği saptama.

Gözenerk : Raf, dolap ya da duvarlarda oyularak yapılan eşya koyacak delik.