Gözlemek nedir, Gözlemek ne demek
- Bir şeyin olmasını veya bir kimsenin gelmesini beklemek, intizar etmek

- Korumak, kollamak.
- İncelemek, araştırmak.
- Dikkatle bakmak, gözlemlemek, tarassut etmek.
- Gizlice bakmak, gözetlemek.
"Gözlemek" ile ilgili cümle
- "Kuzum, bana kim gelip gidiyor, hep böyle gözlüyor musun?" - E. Işınsu
- "Hava değişikliklerini gözlemek havacılık için önemli bir iştir."
Yerel Türkçe anlamı:
Nişan almak.
Beklemek
Onarmak, yamamak.
Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:
[Bakınız: izlemek]
Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:
Gökcisimleri ve olaylarını çıplak gözle, ırakgörürlü ya da herhangi bir araçla izleyip bulunan değerleri saptamak.
Diğer sözlük anlamları:
Gözetmek, riayet etmek.
Gözetlemek, bakmak, tarassut, tecessüs etmek.
İngilizce'de Gözlemek ne demek? Gözlemek ingilizcesi nedir?:
observe
Gözlemek tanımı, anlamı:
Gözleme : İçine peynir, kıyma, patates vb. konularak yufkadan hazırlanan, sacda veya yağda kızartılan bir hamur işi, dürme. Meralarda yağışın toprakla tutulması ve yem üretiminin artırılması amacıyla 40-50 santimetre aralıklarla 15-20 santimetre çapında ve 7-8 santimetre derinliğinde çukurlar açılması. Gözlemek işi, tarassut. Özel araçlarla inceleme.
Gözlem : İnceleme sonucu elde edilen değer, müşahede. Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi, müşahede. Bir gök cismini, bir gök olayını çıplak gözle veya bir araç yardımıyla izleyerek görülen değerleri tespit etme işlemi, rasat. Çeşitli araç ve gereçlerin yardımıyla olayların sebeplerini bilmek için uygulanan bilimsel yöntem. Bir yazı veya eseri yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi.
Yol gözlemek : Bir kimsenin gelmesini beklemek. bir şeyin olmasını ummak.
Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.
Gelme : Gelmiş olan. Gelmek işi. Yetişme. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi.
Beklemek : Ummak. Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Oyalanmak. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Aramak, istemek. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek.
İntizar : İlenme, beddua, inkisar. Birinin gelmesini, bir şeyin olmasını bekleme, gözleme.
Dikkat : İlgi, özen. "Dikkat ediniz!" anlamında kullanılan bir uyarma sözü. Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama, uyanıklık.
Bakmak : Aramak. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Yoklamak, incelemek, denemek. İlgilenmek. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Beslemek, geçindirmek. Renklerde benzemek, andırmak. Gözetmek, korumak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Hastayı muayene etmek. Anlamak, farkına varmak. Uğraşmak, meşgul olmak. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Bir iş birinden beklenmek.
Gözlemlemek : Bir nesneyi, olayı veya bir gerçeği, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelemek, müşahede etmek. Gözlemek.
Tarassut : Gözleme, gözetleme, dikkatle bakma.
Etmek : Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek.
İncelemek : Bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenli bir biçimde anlamaya, öğrenmeye çalışmak, tetkik etmek.
Araştırmak : Bir gerçeği ortaya çıkarmak için aramalarda bulunmak, sormak, soruşturmak. Birini veya bir şeyi bulmak için bir yeri gözden geçirmek. Bilimde ve sanatta yöntemli çalışmalar yapmak.
Gizlice : Kimseye göstermeden, kimseye belli etmeksizin, gizli olarak, zuladan.
Gözetlemek : Birine veya bir şeye gizlice bakmak, dikizlemek. Birinin yaptıklarını belli etmeden izlemek.
Korumak : Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek. Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek. Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek. Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek. Tehlikeli, zararlı durumları önlemek. Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek. Karşılamak, denk gelmek.
Kollamak : Göz önünde tutmak, gözlemek. Olmasını, ortaya çıkmasını beklemek, gözetmek. Korumak, gözetmek.
Diğer dillerde Gözlemek anlamı nedir?
İngilizce'de Gözlemek ne demek? : v. observe, watch, sight, spy, spy out, monitor, long, miss
Fransızca'da Gözlemek : attendre, contempler, observer, épier, remarquer, surveiller
Almanca'da Gözlemek : v. auflauern
Rusça'da Gözlemek : v. выжидать, наблюдать, всматриваться, выждать, всмотреться

Bu kısımda Gözlemek nedir? Gözlemek ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Gözlemek tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Gözlemek hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.