Güldürü nedir, Güldürü ne demek

  • Güldürme özelliği olan şey.
  • İlkel, yalın güldürme ögelerinden yararlanan, bazen inanırlığın sınırını aşan, güldürmeyi amaç edinen sahne eseri, komedi, fars

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Güldürücü nitelikleri olan oyun türlerinin tümü.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

İnsanların, olayların, durumların gülünç yanlarını ele alan; bunları gülünç bir açıdan işleyen sinema ve televizyon oyunu türü. Gülünçlük çoğunlukla, olması gereken ile olmaması gerekenin beklenmedik, şaşırtıcı bir biçimde tersyüz olmasından doğar.

Tiyatro'daki terim anlamı:

[Bakınız: fars]

[Bakınız: komedya]

Bilimsel terim anlamı:

İnsanların ve olayların gülünç yanlarını ortaya koyan sahne yapıtı, bk. acıklı k., baletli k., büyükler k., çoban k., eski klasik k., lirik k., orta klasik k., parçalı k., sınıf k., son klasik k., tarih Ic, töre k.

İngilizce'de Güldürü ne demek? Güldürü ingilizcesi nedir?:

comical play, comedy

Osmanlıca Güldürü ne demek? Güldürü Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

komedya, komedi

Güldürü hakkında bilgiler

Komedi veya güldürünün klasik (komedi tiyatrosu) ve popüler (güldürme amaçlı espri) olmak üzere izlediği yolları vardır. Tiyatroda bu yol, trajedi'de başrol oyuncusunun yüksek statüsünü kaybetmesi üzerinedir. Komedide ise genç ve yaşlı bir otorite arasındaki yüzleşme söz konusudur.

 

Popüler anlamda komedi dikkatli tanımlama gerektirir. Espri; insanlar bir espriyi yeteri kadar komik bulduğu kadar gülecek sebep bulundurmayan bir durum olarak da, kırıcı veya kırıcı olmayacak şekilde de bulabilirler. Buna göre komedi kişinin zevkine göre değişir.

Komedide bir sunumun iyi ya da kötü olduğunun sınanması, bunu dinleyen ya da izleyenlerin tecrübeleriyle gerçekleşir.

Güldürü ile ilgili Cümleler

  • Bu her zaman beni güldürür.
  • Bu her zaman beni güldürüyor.
  • Ben seni güldürürüm.
  • Güldürüyordum.
  • Beni güldürüyorsun.
  • Beni her zaman güldürüyorsun.
  • Beni güldürürsün.
  • Doksan dokuz her zaman beni güldürür.

Güldürü kısaca anlamı, tanımı:

Komedi : Gülmeye neden olan olay veya olaylar. Güldürü. Yalan ve yapmacık söz veya davranış.

Güldürücü : Gülmeyi sağlayan, gülmeye yol açan, komik.

Güldürücülük : Güldürücü olma durumu.

Dost ağlatır düşman güldürür : "dost olan kimsenin söylediği söz, acı da olsa insanın iyiliği içindir." anlamında kullanılan bir söz.

Güldürme : Güldürmek işi.

İlkel : Basit, karmaşık olmayan. Zaman bakımından en eski olan, iptidai, primitif. Özellikle XIV-XV. yüzyıllarda İtalyan ressamlarına, Orta Çağ sonlarında Avrupa ressamlarına verilen ad. İlk durumunda kalmış olan, gelişmesinin başında bulunan, iptidai, primitif. Sanatta yalın bir nitelik gösteren, yapmacıksız olan, primitif. Eğitimsiz, kültürsüz, görgüsüz.

 

Yalın : Alev. Gösterişsiz, süssüz, sade (söz, yazı). Çıplak, kınından çıkmış.

Yarar : Yarayan, elverişli, uygun. Bir işten elde edilen iyi sonuç, fayda, avantaj. Çıkar.

Sınır : Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Uç, son. İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi.

Amaç : Gaye. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon. Ulaşmak istenilen sonuç, maksat. Hedef.

Sahne : Bir konu veya çalışma çevresi, çalışma dalı. Bir oyun veya filmin başlıca bölümlerinden her biri. Görüntü. İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer, oyunluk. Tanık olunan, gözlenen olay.

Klasik : Eski Yunan, Roma ve XVII. yüzyıl Fransız sanatıyla ilgili sanatçı veya eser. Eski Yunan ve Roma çağı dili ve sanatı ile ilgili olan. XVII. yüzyıl Fransız dili, sanatı ve yazarları ile ilgili olan. Üzerinden çok zaman geçtiği hâlde değerini yitirmeyen, türünde örnek olarak görülen eser. Kökleşik. Alışılmış. Sanatta kuralcı.

Şey : Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz. Nesne, madde.

Güldürü : Yazındaki, tiyatrodaki çeşitli güldürü geleneklerini, sinemanın sağladığı olanaklarla zenginleştirerek yansıtan film. İzleyicileri güldürmekle birlikte düşünmeye yönelten, sonunda az çok ağlatısal bir izlenim bırakan sinema yapıtı. Güldürü filmi, toplumsal yaşamla ilgili tüm aksaklıkları, toplumsal ilişkilerdeki düzensizlikleri, toplumda geçer akçe olan yanlış değerleri, kalıpları, insanların budalalıklarını alaycı, eleştirici bir tutumla yansıtır; bunların gülünç yanlarını gösterir. Toplumdaki gelenek ve göreneklerin, törenin, kişilerin inceden inceye gözlenmesiyle edinilmiş bilgilere dayanır. Güldürü türünün sinemada birçok çeşidi vardır.

Güldürü oyuncusu : Güldürü türündeki oyunlarda basan kazanıp ün yapmış oyunculara verilen ad. Güldürülerde oynayan, başarı kazanan oyuncu.

Güldürü romanı : Güldürücü olaylar üzerine kurulmuş roman.

Güldürücü dans : Gülünç tiplerden ve durumlardan kurulu dans düzeni. Gülünç tiplerden ve durumlardan kurulu dans düzeni.

Güldürücü gaz : Diazot oksit, N2O. (kimya) Azot protoksit.

Güldürücü hokkabaz : Seyircileri güldürmek amacıyla hokkabazlık yapan sanatçı.

Güldürücü kas : (biyoloji)

Güldürücü opera : Güldürücü ezgilerden ve tiplerden kurulu, daha çok ezgilere dayalı opera.

Güldürüm : Büyükçe taş parçası.

Güldürümlü : Şiddetli yağmur.

Diğer dillerde Güldürü anlamı nedir?

İngilizce'de Güldürü ne demek? : n. humor, humour [Brit.], comedy

Almanca'da Güldürü : Komödie, Lustspiel

Rusça'da Güldürü : n. комедия (F)