Gümüş nedir, Gümüş ne demek

Gümüş; bir kimya terimidir.

  • Atom numarası 47, atom ağırlığı 107,88, yoğunluğu 10,5 olan, 960 °C'ye doğru sıvı durumuna geçen, parlak beyaz renkte, kolay işlenir ve tel durumuna gelebilen element (simgesi Ag)
  • Bu elementten yapılmış.

"Gümüş" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Boynundan asılmış gümüş bir köstek taşırdı." - Y. K. Beyatlı

Yerel Türkçe anlamı:

Manda.

Kimya'daki anlamı:

Sembolü Ag, atom ktlesi 107,88 g, atom numarası 47, yoğunluğu 10,50 g/mL, e.n. 960,5 g , nitrik asit ve sıcak derişik sülfürik asitte çözünen, hidroklorik asit, soğuk sülfürik asitte çözünmeyen, bir değerlikli olup takılarda, para yapımında ve aletlerde kullanılan, tuzlarından fotoğrafçılıkta ve ilaçlarda yararlanılan beyaz bir metal.Tuzlarından sadece gümüş nitrat ve gümüş asetat suda çözünür, cıva ile amalgam yapar.

Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:

Mineral. (Ag; metal, parlak ak, çok kara sarımsı, kahverengi, oksitleşme kabuğu gösterir; yoğunluk 9.6-12; kubusal.)

Gümüş isminin anlamı, Gümüş ne demek:

Kız ismi olarak; Parlak, beyaz renkli kolay işlenir, değerli bir maden. Erkek ismi olarak; Parlak beyaz renkte, kolay işlenir, değerli bir maden.

Bilimsel terim anlamı:

En iyi elektrik iletkeni olan, ak renkli, oldukça yumuşak, sünek bir soy metal. A. A. 107.88, A. S. 47, Ö. A. 10.5 E. S. 760.5°C.

 

İngilizce'de Gümüş ne demek? Gümüş ingilizcesi nedir?:

silver

Fransızca'da Gümüş ne demek?:

argent

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Siirt şehrinde, Özpınar bucağına bağlı bir bölge. Şanlıurfa şehrinde, Ceylânpınar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Osmaniye ili, Düziçi ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Amasya ilinde, Gümüş bucağına bağlı bir yer. Denizli ili, Acıpayam ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Gümüş hakkında bilgiler

Gümüş, elementlerin periyodik tablosunda simgesi Ag(Ag sembolü Latince argentum kelimesinden gelir.) olan, beyaz, parlak, değerli bir metalik element. Atom numarası 47, atom ağırlığı 107,87 gramdır. Erime noktası 961,9 °C, kaynama noktası 1950 °C ve özgül ağırlığı da 10,5 g/cm³'tür. Çoğu bileşiklerinde +1 değerliklidir.

Gümüş çok eski zamanlardan beri bilinmekle birlikte yine de altın ve bakırdan sonra keşfedilmiştir. Altın az olmasına rağmen, dünyanın her yanına yayılması sebebiyle daha önce kullanılmaya başlanmıştır. Ayrıca tabii halde gümüş az olup, çok derinlerde bulunuyordu. Gümüşün MÖ 3100 yıllarında Misirlılar ve MÖ 2500 yıllarında Çinliler ve Persler tarafından kullanıldığı belirtilmiştir. Yunan tarihinde Atina'daki gümüş madenlerine rastlanır. MÖ 800 yıllarına doğru gümüş, Nil nehri havalisinde para olarak kullanılmaya başlanmıştır. Gümüşü ilk olarak Romalıların işlemeye başladıkları iddia edilmektedir. Endüstri ilerledikçe daha karışık ve saf olmayan gümüş filizleri üzerinde çalışılmaya başlandı. Bugün gümüş büyük bir nisbette bakır, kurşun ve çinko üretimindeki yan ürünlerden elde edilir.

 

Çok eskiden gümüş, dünyanın birçok yerlerinde az miktarda bulunan doğal gümüş kaynaklarından elde ediliyordu. Doğal gümüş; saf veya daha çok altın, bakır, civa ve diğer metallerle alaşımlar halinde bulunuyordu. Norveç’te, Güney Peru’da, Colorado’da kazılarda işlenmiş büyük külçeler bulunmuştur. İspanya’da 1860’ta sekiz tonluk bir külçe çıkartılmıştır. Gümüş, daha çok yer kabuğuna dağılmış bileşikler halinde bulunur. En çok rastlanan gümüş filizleri; argentit (Ag2S) ve gümüş klorür (AgCl) olmaktadır. Arsenik veya antimonla karışmış sülfür filizleri de vardır.

Gümüş, tarihte çeşitli yöntemlerle cevherlerinden ayrılmıştır. En eski metotlardan biri, kurşunla karıştırma yöntemidir. Bu yöntemde gümüş cevherleri veya saf olmayan gümüş ürünleri kurşun veya kurşun filizleriyle basit bir fırında eritilir ve gümüş-kurşun karışımı elde edilir. Buradan da kolay bir şekilde saf gümüş kazanılır.

Gümüş ile ilgili Cümleler

  • O, gümüş ağaçları olan altın şehirler hakkında harika hikayeler duymuştu.
  • Ali gümüş bir bıçakla vampire karşı koydu.
  • Gümüş toplar kırmızı topun etrafında.
  • Kraliçe muhteşem bir gümüş elbise giyiyordu.
  • Gümüşü nasıl alırsın?
  • Kırım Tatar Türkçesi'nde gümüşe "kümüş" denilir.
  • Ben gümüş takılarımı takıyorum.
  • Gümüş yüzükleri altın olanlara tercih ederim.
  • Gümüşü kalaydan ayırabilir misin?
  • Gümüş paranın miktarı ne kadar büyük olursa, rüşvet o kadar büyük olur.
  • Gümüş klorür tamamen suda çözünür değil.
  • Laboratuvar önlüğündeki leke gümüş nitrat yüzünden.
  • O kasabanın gümüşçülerinin aşırı yoksulluk nedeniyle gümüş yedikleri söylenilmektedir.

Gümüş anlamı, tanımı:

Atom : Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri. Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Yaprakları üst üste sarılı topak marul.

Numara : Öğrenciye verilen not. Eğlendirici oyunlardan her biri. Bir şeyin bir dizi içindeki yerini gösteren sayı, rakam. Benzer şeyleri ayırt etmek için her birinin üzerine işaret olarak yazılan sayı. Ölçü. Okullarda öğrencileri birbirinden ayırt etmek için her birine verilen sayı. Hile, düzen, dalavere, yalan.

Parlak : Temiz ve ışıklı. Göze çarpacak kadar başarılı. Parlayan, ışıldayan. Yüzü güzel (oğlan).

Beyaz : Ak, kara, siyah karşıtı. Beyaz ırktan olan kimse. Beyaz zehir. Baskıda normal karalıkta görünen harf türü. Bu renkte olan.

Kola : Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata). Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek. Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. Kolalama. Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı.

Element : Kimyasal yöntemlerle ayrıştırılamayan veya bileşim yoluyla elde edilemeyen madde.

Gümüş balığı : Gümüş balığıgillerden, gümüş renginde bir deniz balığı, aterina (Atherina presbyter).

Gümüş gol : Normal süresi berabere biten elemeli futbol maçının birinci veya ikinci uzatma süresinde atılan ancak devreyi sona erdirmeyen gol.

Gümüş göz : Para canlısı, açgözlü, cimri.

Gümüş grisi : Gümüş rengine çalan gri. Bu renkte olan.

Gümüş kaplama : Herhangi bir metalin gümüş ile örtülmüş biçimi.

Gümüş rengi : Gümüş parlaklığında, gümüşü andıran renk, gümüşi. Bu renkte olan.

Gümüşservi : Ayın suya yansımasıyla oluşan parıltılı görünüm.

Gümüş varak : Varak.

Gümüş yağmurcun : Kuzey yarım kürenin en uç noktalarında yaşayan yağmur kuşu (Squatarola squatarola).

Gümüş yıl : Eşlerin evliliklerinin yirmi beşinci yılı.

Yeni gümüş : Alman gümüşü.

Alman gümüşü : Çinko, bakır ve nikelden yapılan, gümüşü andırır bir alaşım, yeni gümüş, mayşor, alpaka.

Gümüş balığıgiller : Kemikli balıklar takımının, örnek hayvanı gümüş balığı olan bir familyası.

Gümüş sağ olsun altın gidekosun : "Elde bulunan değersiz bir şey, elde edilmesi güç olan daha değerli bir şeyden üstün tutulmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Gümüşçü : Gümüşü işleyen sanatçı veya gümüşten yapılmış eşya satıcısı.

Gümüşçülük : Gümüşçünün yaptığı iş.

Gümüşçün : Püskül kuyruklulardan, eski kitap sayfalarında, döşeme aralıklarında, şekerli maddeler ve tahta kırıntıları yiyerek yaşayan, vücutları küçük pullarla örtülü, kanatsız böcek (Lepisma saccharina).

Gümüşhacıköy : Amasya iline bağlı ilçelerden biri.

Gümüşhane : Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Gümüşi : Gümüş rengi. Bu renkte olan.

Gümüşi akasya : Mimoza.

Gümüşleme : Gümüşlemek işi.

Gümüşlemek : Gümüşle kaplamak veya süslemek. Gümüşün rengini andıran bir renk vermek.

Gümüşlenme : Gümüşlenmek işi.

Gümüşlenmek : Gümüşle kaplanmak. Gümüş gibi parıldamak.

Gümüşletmek : Gümüşle kaplatmak veya süsletmek.

Gümüşlü : Gümüşü olan, gümüşle kaplanmış veya süslenmiş olan.

Gümüşova : Düzce iline bağlı ilçelerden biri.

Gümüşsü : Gümüşü andıran, gümüşe benzeyen, gümüş gibi, gümüşümsü.

Gümüşsüz : Gümüşü olmayan.

Gümüşümsü : Gümüşsü.

Altın eşik gümüş eşiğe muhtaç olur : "hiç kimse zenginliğine güvenmemelidir, gün gelir yoksullaşır ve fakir kimseye muhtaç olur" anlamında kullanılan bir söz.

İşi iş kaşığı gümüş : "işi tam istediği yolda" anlamında kullanılan bir söz.

Söz gümüşse sükut altındır : "susmak bazen konuşmaktan daha iyi sonuç verir" anlamında kullanılan bir söz.

Yoğun : Kaba, kalın, iri (elek, iğne). Artmış, çoğalmış bir durumda olan. Şişman, iri, tombul. Dolu, sıkı, sıkışık, çok, konsantre. Koyu, kalın. Hacmine oranla ağırlığı çok olan, kesif. Etkisi güçlü olan, ağır (koku vb.).

Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Renk : Nitelik. Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum. Çeşitlilik.

Periyodik : Süreli. Süreli yayın.

Tablo : Bez, tahta, kâğıt vb. maddeler üzerine yapılmış yağlı boya, sulu boya, pastel veya kara kalem resim. Bir perdenin dekor değişikliğiyle belirlenen alt bölümü. Birbiriyle olan ilgilerine göre düzenlenerek yazılmış şeylerin hepsi. Yaşanan, var olan olay ve olguların hepsinin genel görünüşü, manzara.

Simge : Duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaret, alem, remiz, rumuz, timsal, sembol.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Gümüş alaşımı : Gümüş para yapımı niteliğinde olan alaşım. Gümüş metalinin, öteki elementler ile yaptığı gümüş temelli alaşım.

Gümüş aynası deneyi : Karbonhidratların indirgeyici özelliğini göstermek için veya indirgeyici özelliğe sahip olan karbonhidratların varlığının saptanmasında kullanılan bir deney.

Gümüş bromür : Duyarkatın temel gereci olan, jelatin içinde düzenli olarak dağılıp duyarkatı oluşturan, soluk sarı renkli, erimez tuz biçimindeki gümüş bromür kırılcaları (AgBr).

Gümüş çıkarma : Bir filmin işlenmesi sırasında saptama banyosunda kalan artık gümüşün ayrılıp alınması.

Gümüş doku : Gümüş kaplanmış metallerin yüzeyini kaplayan doku.

Gümüş dövme : Gümüş metalini inceltmek için, mekanik yoldan yapılan dövme işlemi.

Gümüş gibon : Maymunlar (Primates) takımının, uzun kollu maymungiller (Hylobatidae) familyasından, 1 m kadar uzunlukta, kül renkli bir tür.

Gümüş halojenürleri : Jelatin içine kırılca biçiminde dağılarak duyarkatı oluşturan gümüş ile halojenlerin bileşimi (gümüş bromür, gümüş klorür, gümüş iyodür).

Gümüş jibon : (Hylobates leuciscus): Maymunlar (Primates) takımının uzun-kollu-maymungiller (Hylobatidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 1 m kadardır. Külrengindedir. Cavada yaşar.

Gümüş kaplı : Gümüş kaplama işleminden geçmiş olan. gümüşlenmiş diye de bilinir.

Diğer dillerde Gümüş anlamı nedir?

İngilizce'de Gümüş ne demek? : [Gumuz] n. silver, argent, Luna

Fransızca'da Gümüş : argent [le]

Almanca'da Gümüş : n. Silber

Rusça'da Gümüş : n. серебро (N)

adj. серебряный, серебристый