Gümrük kapısı nedir, Gümrük kapısı ne demek

  • Yurt dışına gidiş veya yurt dışından dönüş sırasında gümrük işlemlerinin yapıldığı yer, sınır kapısı

Gümrük alanında kullanılan anlamı:

Bir ülkenin gümrük yasaları uyarınca mal ve yolcu giriş ve çıkışlarına izin verilmiş yerler, a. bk. gümrük yolları.

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Kara, hava ve denizyolu ile ülkeye girecek veya ülkeden çıkacak yolcular ile eşyanın giriş ve çıkışlarının yapılması için belirlenen yerler.

İngilizce'de Gümrük kapısı ne demek? Gümrük kapısı ingilizcesi nedir?:

customs barrier, entrance customs barrier

Gümrük kapısı anlamı, kısaca tanımı:

Gümrük : Bu verginin alınması işlemiyle uğraşan devlet kuruluşu. Sınır kapılarında denetim ve gözetim işlerinin yapıldığı yer. Bir ülkeye giren veya bir ülkeden çıkan mal ve eşya üzerinden alınan vergi.

Kapı : Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân. Gidere yol açan gereksinim. Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat. Devlet dairesi. Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. Ev gezmesi için gidilen yer. Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri.

 

Yurt : Memleket. Bakıma ve barınmaya muhtaç bir grup insanın oturduğu, yetiştirildiği veya bakıldığı kurum. Bir şeyin ilk veya çok yetiştirildiği yer, vatan. Diyar. Sahip olunan arazi, emlak. Bir halkın üzerinde yaşadığı, kültürünü oluşturduğu toprak parçası, vatan. Öğrencilerin kaldığı, barındığı yer. Göçebe Türklerin oturduğu çadır. Yörüklerin yazın veya kışın oturdukları yer.

Gidiş : Gitme işi. Gitme biçimi, tempo. Tutum, durum, davranış.

Dönüş : Oyuncunun bir ayağını yerden kesmeden yaptığı dönme hareketi. Dönme işi.

İşlem : Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele.

Sınır : İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Uç, son. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit.