Güneş nedir, Güneş ne demek

Güneş; bir gök bilimi terimidir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de özel olarak kullanılır.

"Güneş" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Güneş yakmasın diye onun güzel başını/ Gördüm siper olurken iki arkadaşını" - F. N. Çamlıbel

Güneş isminin anlamı, Güneş ne demek:

Erkek ismi olarak; Gezegenlere ve yer yuvarlağına ışık ve ısı veren büyük gök cismi. Kız ismi olarak; Gezegenlere ve yer yuvarlağına ışık ve ısı veren büyük gök cismi.

Coğrafya'daki terim anlamı:

Kızgın gaz yığınından oluşan, ısı ve ışık saçan, yeryuvarının da içinde bulunduğu dizgenin özeği olan gökcismi.

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

Her gün doğup battığını gördüğümüz en parlak gökcismi.

İngilizce'de Güneş ne demek? Güneş ingilizcesi nedir?:

sun

Fransızca'da Güneş ne demek?:

soleil

Osmanlıca Güneş ne demek? Güneş Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

şems

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Sivas ilinde, Yazyurdu bucağına bağlı bir bölge. Şanlıurfa ili, Yardımcı nahiyesine bağlı bir yer. Sivas ili, Divriği belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

 

Güneş kısaca anlamı, tanımı:

Güneş açmak : Güneş bulutlardan sıyrılıp görünmek.

Güneş almak : Güneş ışınlarıyla aydınlanacak durumda olmak.

Güneş balçıkla sıvanmaz : "herkesin bildiği gerçek inkâr edilemez" anlamında kullanılan bir söz.

Güneş çavmak : Güneş yayılmak, güneş doğmak.

Güneş çarpmak : Sıcak havada güneş altında çok kalmaktan hasta olmak.

Güneş doğmak : Sabahleyin güneş ufuktan yükselmek.

Güneşe karşı işemek : Saygı gösterilmesi gereken şeylere saygısızlık göstermek.

Güneş girmeyen eve doktor girer : "güneşsiz evde hastalık eksik olmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Güneş görmek : Güneş ışığından yararlanır durumda olmak.

Güneşi üzerine doğdurmamak : Güneş doğmadan önce yataktan kalkmak.

Güneşin alnında : Güneşin yakıcı ışınları altında.

Güneş banyosu : Vücudun her yanını veya bir bölümünü güneş ışınlarına tutma, güneşlenme.

Güneş çarpması : Uzun süre güneş ışınlarının altında kalmaya bağlı bitkinlik, bayılma, kusma, ateş ve bazen havale ile belirgin rahatsızlık.

Güneş dil teorisi : Dilin türeyişi, felsefesi, psikolojisi ve sosyolojisi alanında Atatürk döneminde ortaya atılan bir kuram.

Güneş enerjisi : Güneş'in çekirdeğinde yer alan füzyon süreci ile açığa çıkan ışıma enerjisi. Bu enerjiyi ısınma veya suyu ısıtma amacıyla kullanan düzenek.

Güneş gözlüğü : Gözü güneşin zararlı ışınlarından korumaya yarayan alet.

Güneş günü : Güneş'in, Dünya'nın bir noktasındaki meridyen düzleminden arka arkaya iki kez geçmesi arasındaki süre.

Güneş hayvancıkları : Kök bacaklılardan, ışın biçimindeki yalancı bacaklarıyla hareket eden bir hücreli hayvanlar takımı, günsüler.

 

Güneş ışınımı : Güneş'ten gelen ve uzun kızılötesi dalga boylarından, kısa morötesi dalga boylarına değin geniş bir aralığı kapsayan ışınım.

Güneş kremi : Güneşlenme sırasında cildin kurumasını, aşırı yanmasını ve çatlamasını önleyen bir tür özel krem.

Güneş lekesi : Güneşlenme sırasında fazla yanmadan dolayı ten üzerinde oluşan siyah lekeler.

Güneş paneli : Isınma veya suyu ısıtma amacıyla güneş ışığından yararlanmayı sağlayan araç.

Güneş pili : Güneş ışığından elde edilen enerjinin doğrudan elektrik enerjisine dönüşmesini sağlayan araç.

Güneş saati : Bir düzlem ortasına dikilmiş bir çubuğun, bu düzlem üzerine ayrı ayrı zamanlarda düşen gölgesine bakılarak saati gösterecek bölümler çizilmiş araç.

Güneş sütü : Güneşlenme sırasında cildin kurumasını önleyen, koruyucu, beyaz renkli bir tür makyaj malzemesi.

Güneş takvimi : Güneş'in görünürdeki günlük ve yıllık hareketine göre düzenlenen takvim.

Güneştopu : Acem lalesi.

Güneş yağı : Güneşlenme sırasında cildin daha çabuk koyulaşması için kullanılan bir tür yağlı sıvı.

Güneş yanığı : Güneşte uzun süre ve korumasız olarak kalma sonucunda deride oluşan rahatsızlık.

Güneş yılı : Güneş'in görünürdeki yıllık hareketine göre tanımlanan yıl.

Akşam güneşi : Yaşlılık dönemi. Etkisi azalmış gün ışığı.

Üzümgüneşi : İnce uzun gövdeli, ön kanatlı ve ince duyargalı küçük kelebek.

Güneş lekeleri : Güneş yüzeyinde görülen siyah benekler.

Güneş sistemi : Güneş, gezegenler ve kuyruklu yıldızların oluşturdukları dizge.

Güneş tacı : Güneş atmosferinin yoğunluğu çok düşük ve çok sıcak en dış katmanı, korona.

Güneş tekeri : Güneş'in gökyüzündeki iz düşümü olan parlak daire.

Güneş tutulması : Ay'ın, Dünya ile Güneş arasına girmesinden dolayı yeryüzünün bazı bölgelerine ayın gölgesinin düşmesi, gün tutulması.

Güneşleme : Güneşlemek veya güneşlenmek işi.

Güneşlenmek : Güneş ışınlarından vücudun yararlanmasını sağlamak, güneşlemek.

Güneşletmek : Bir şeyi güneş ışığının etkisinde bırakmak.

Güneşli : Güneş ışınlarıyla yanmış. Açık, aydınlık (hava). Güneş ışınlarıyla aydınlanmış.

Güneşlik : Alıcı merceğini zararlı ışınlardan korumak için mercek önüne takılan ve merceğin önünde gölgeli bir alan sağlayan yardımcı donatım türü. Güneş ışınlarına engel olan perde veya buna benzer gereç. Siperlik. Güneş ışınlarını alan (yer).

Güneşsel : Güneş'e ilişkin, Güneş'le ilgili. Güneş'le birlikte doğan, Güneş'le birlikte batan (gök cismi).

Güneşsiz : Kapalı, bulutlu (hava). Güneş ışınlarıyla aydınlanmayan, güneş ışınlarını almayan.

Güneşsizlik : Güneşsiz olma durumu.

Günlük güneşlik : Açık ve bol ışıklı, sıcak, yağışsız (yer veya hava).

Günlük güneşlik görünmek : Sıkıntısız, sorunsuz, huzur ortamında bulunmak.

Ruhunda güneş açmak : Sevinmek, neşelenmek, coşmak. rahatlamak, huzura ermek.

Üstüne bir iki güneş doğmak : Sabah yataktan geç kalkmak.

Üstüne güneş doğmamak : Güneş doğmadan önce kalkmak.

Üzerine bir iki güneş doğmak : Üstüne bir iki güneş doğmak.

Etki : Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim.

Ortam : Bir topluluğun veya toplulukların hareket alanı, platform. Bir kimsenin veya bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü. Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü. Nesnel ve toplumsal yönlerle bazen kişinin iç dünyasını da kapsayan yakın çevre, vasat.

Gezegen : Güneş çevresinde dolanan, ondan aldıkları ışığı yansıtan gök cisimlerinin ortak adı, seyyare, planet.

Yuvar : Organizmadaki kan, lenf, süt vb. sıvılarda bulunan, genellikle yuvarlak veya oval küçük cisim. Yer yuvarlağı gibi düzgün olmayan küresel biçim.

Işık : Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma. Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı. Aydınlanmak için kullanılan elektrik. Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk. Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb. Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç.

Büyük : Niceliği çok olan. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Üstün niteliği olan. Önemli. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Büyük abdest. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse.

Fotosfer : Işık yuvarı.

Güneş aydını : Güneş ziyası.

Güneş balığı : Kemikli balıklar (Teleostei) takımının, levrekgiller (Percidae) familyasından, 15 cm kadar uzunlukta, Kuzey Amerika'da göllerde yaşayan bir tür. Missisipi Nehri’nin mansabına yakın yerlerde bol bitkili ve kum zeminli sularla Ren ve Oder Nehirleri’nde yaşayan, boyları doğal ortamlarda 20 cm, akvaryumlarda ise 12 cm olabilen, yüzgeçleri yeşilimsi sarı olan, çok güzel bir akvaryum balığı, gerçek güneş balığı. (Lepomis auritus) Kemikli-balıklar (Teleostei) takımının levrekgiller (Percidae) familyasından bir balık türü. Uzunluğu 15 cm. Kuzey Amerika göllerinde yaşar.

Güneş batmak : gün sonunda, güneş ufukta kaybolmak. İlgili cümle: "“Akşam iyice yaklaşmış, güneş batmaya yüz tutmuştu.”" O. C. Kaygılı.

Güneş bebeği : Güneş yuvarlağı.

Güneş çalımı : Güneş doğduktan hemen sonraki zaman.

Güneş çalmak : Güneş dağlara yayılmak, doğmak. [Bakınız: gün çalmak]

Güneş çöreği : Kurs-ı şems.

Güneş dansı : Kuzey Amerika yerlilerinin yaz ortasında kutladıkları dinsel bayramları sırasında, kutsal güneş direği çevresinde yaptıkları dans.

Güneş değişmezi : Güneş'in yeryüzü üzerinde 1 cm² ye bir dakikada verdiği erke niceliği. S = 2 cal cm-2 dk-1

Güneş dişli : Gezegen dişli dizgesinde orta dişli.

Güneş ile ilgili Cümleler

  • Güneş Ay'dan çok daha büyüktür.
  • Güneş aydan çok daha büyüktür.
  • Merkür, Güneş'e çok yakındır ve önemli bir atmosferi yoktur.
  • Üç şey uzun süre gizli kalamaz: güneş, ay ve gerçek.
  • Lütfen doğrudan güneş ışığından uzakta, serin ve kuru bir yerde saklayın.
  • Güneş - aslında tüm güneş sistemimiz - Samanyolu Galaksisinin merkezinde döner.
  • Güneş ayın gölgesine gizlenmişti.
  • Ali güneş gözlüğünü çıkardı ve Mary'ye uzattı.
  • Güneş aydan daha büyüktür.
  • Burada güneşte oturuyor olsam da hala üşüyorum.
  • Milattan önce 384 ve 322 yılları arasında yaşamış olan Aristo, Dünya'nın yuvarlak olduğuna inanıyordu. Dünya'nın evrenin merkezi olduğu; Güneş'in, Ay'ın ve bütün sabit yıldızların da onun çevresinde döndüğü görüşündeydi.
  • Güneş aydan daha parlaktır.
  • Güneş az önce doğdu.
  • Tam güneş tutulması yarın olacak.

Diğer dillerde Güneş anlamı nedir?

İngilizce'de Güneş ne demek? : n. sun

adj. solar

n. sun, sunshine, daystar

Almanca'da Güneş : n. Sonne

adj. solar

Rusça'da Güneş : n. солнце (N)

adj. солнечный