Gürü nedir, Gürü ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Sıpa, eşek yavrusu.
[Bakınız: gündük].
Bir yaşındaki kısrak.
Gürü ile ilgili Cümleler
- Neden bu kadar gürültülü davranıyorsun?
- Ali üst kattan bir gürültü duydu.
- Barın bütün gürültüsünü bastıran kahkahaları bundan sonra başladı.
- Karanlıkta bana çarpıp da gürültü yapmamaya dikkat ederek kapıyı açtım.
- Bir gürültü çıkarmadan buradan gidiniz...
- Komşunun çocukları ile sorun onların her zaman gece geç saatlerde gürültülü olmaları.
- Gürültü rahatsız edicidir.
- Beni uyandıran gürültü.
- Tuhaf bir gürültü duydum.
- Gürültüden şikayetçi olacağım.
- Gürültüden dolayı uyuyamıyorum.
- O, bu gürültü ile bizi rahatsız ediyor.
- O tuhaf bir gürültü duydu, bu yüzden yataktan dışarı fırladı.
- Gürültüye nasıl katlanabiliyorsun?
- Gürültü Tom'u rahatsız etmedi.
- Köse Mümeyyiz öyle denemeden kuru gürültüye pabuç bırakır takımından değildi.
- Gürültü sağır ediyor.
Gürü ile ilgili Atasözü veya Deyim
gürültü bastırmak : gürültüden daha güçlü ses çıkarıp onu etkisizleştirmek.
gürültü çıkarmak (veya etmek veya koparmak veya yapmak) : düzensiz ve rahatsız edici sesler çıkarmak kavga, karışıklık, tartışma çıkarmak.
gürültü çıkmak : kavga, tartışma, karışıklık olmak.
gürültü istemeyen kazancı dükkanına girmez : kafasını dinlemek isteyen kimse, gürültülü patırtılı işlerde görev almaz anlamında kullanılan bir söz.
gürültüye gelmek : bir iş, bir düşünce ve benzerleri telaş ve karışıklığa rastlayarak ilgi çekmemek, üzerinde durulmamak.
gürültüye getirmek (veya boğmak) : bir işi, bir düşünceyi telaş ve karışıklık yüzünden ilgi çekmez duruma getirmek söz kalabalığından, karışıklıktan yararlanarak istediğini elde etmek.
gürültüye gitmek : telaş ve karışıklığa rastlayarak değeri anlaşılmayıp unutulmak.
kuru gürültüye pabuç bırakmamak : bir durum karşısında telaşsız, korkusuz, dilediğince davranmak.
ortalığı gürültüye (veya patırtıya) vermek : gereksiz bir telaşa düşürmek.
Gürü tanımı, anlamı
Ek gürültüsü : Yapıştırmada ses yolu üzerinde ortaya çıkan değişiklikten, ek yerinden ileri gelen gürültü
Geriş gürüş min kürüş : Saklambaç oyunu sırasında söylenen tekerleme.
Gök gürültüsü arabası : Gök gürültüsü sesi çıkartmaya yarayan arabaya benzeyen aygıt.
Gök gürültüsü aygıtı : Gök gürültüsü sesi veren aygıt.
Gök gürültüsü davulu : Gök gürültüsü sesi için kullanılan özel davul.
Gök gürültüsü etmeni : Sahnede gök gürültüsü sesi.
Gök gürültüsü levhası : Gök gürültüsü sesi vermede kullanılan 1.20 m. uzunlukta ve 60 cm. genişlikte galvanizlenmiş saç levha.
Gök gürültüsü sandığı : Sahnede gök gürültüsü sesini vermede kullanılan özel yapısı olan sandık.
Gürüdek : Bir çeşit tavuk hastalığı.
Gürüf gürüf : Sürü sürü, alay alay. Sürü sürü.
Gürük : Küçük kulaklı koyun, keçi ve kuzu. Eşek. Boynuzsuz öküz. Kılçıksız buğday. Fıtıklı adam.
Gürükbekir : Sivas ili, Kavak nahiyesine bağlı bir yer.
Gürülböcu : İpek böceği.
Gürüldemek : Çok hızlı ve gürültülü ses çıkarmak.
Gürülemek : Gürlemek. İçinden geçmek, istemek, neşelenmek.
Gürültmek : Üşümekten tüyler diken diken olmak.
Gürültü : Aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü, patırtı, şamata. Birçok kişinin karıştığı kavga, karışıklık veya tartışma. Yükselteç çıktısında gözlenen ve imlem girdisinde çeşitli nedenlerden kaynaklanan, asalak birleşenlerin yükseltilmesinden ileri gelen uyumsuz sesler. Ses sinyalinin kalitesinde belirleyici olan tıslama, cızırtı ve uğultu gibi istenmeyen seslerin tümü. Titreşimli düzenli olmayan sesler. Boğumlanmaları sırasında tonlu ve tonsuz hışırtı niteliği taşıyan z, s ünsüzleri ile tonlu ve tonsuz patlama niteliği taşıyan b, p ünsüzleri titreşim açısından birer gürültü sesidir. Analit sinyalinin gözlenmesine bozucu etki yapan herhangi bir sinyal. [Bakınız: ses etkileri]. Sinema ya da televizyonda sesin saptanması, çalınması ya da yayınlanmasında ortaya çıkan istenmeyen sesler.
Gürültü aygıtı : Çeşitli sesleri ve gürültüleri sağlayan aygıt. Çeşitli ses etkilerini gerçekleştirmekte kullanılan aygıt.
Gürültü azaltma : Optik ses kuşaklarındaki dip gürültüsünü belirsizleştirme işi.
Gürültü efekti : Çeşitli sesleri ve gürültüleri sağlayan etmen.
Gürültü eleği : Belirli bir eşik seviyesi altındaki ses sinyallerini keserek sesteki gürültüleri eleyen devre.
Gürültü makinesi : Rüzgâr, fırtına, yağmur, gökgürültüsü yapan aygıt.
Gürültü sendromu : Kaz ötüşü sendromu.
Gürültüye pabuç bırakmamak : Patırtıya pabuç bırakmamak.
Gürüme : Nişanlanan kızı ilk kez görmek için gidildiğinde oğlan tarafından kıza takılan ya da verilen armağan, yüzgörümlüğü.
Gürümze : Adana ilinde, Feke ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Gürünlü : Diyarbakır şehri, Eğil belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Gürüs : Rüzgârın sürüklediği kar yığını. Küçük kulaklı koyun, keçi ve kuzu.
Gürüş : Küçük kulaklı koyun, keçi ve kuzu.
Gürüz : Çalılık, ormanlık. [Bakınız: gür]. Ormanda yeni yetişen çam filizleri. Yabani gül, böğürtlen. Kambur. Palavra. Diyarbakır ilinde, Yoğun nahiyesine bağlı bir yer.
Gürüzlüg : Çalılık, ormanlık.
Gürüzlük : Çalılık, ormanlık. Kamburluk.
Hırıt gürüt : Geçimsizlik, kavga gürültü: Hırıt gürütle vakit geçiriyoruz.
İçten gürültü : Gürültünün, çerçeve içindeki bir kaynaktan çıkması durumu. Dıştan (gürültü)nün karşıtı.
İm gürültü oranı : İstenilen bir im ile buna bağlı bir gürültünün düzeylerinin birbirine oranı; başka bir deyişle, istenilen imin düzeyinin, istenmeyen parazitin genliğine oranı. (Genellikle desibelle ölçülür). Bir elektriksel yayın dizgesinde, istenilen imin genliğinin, istenmeyen parazite oranı.
Kulis gürültüsü : Sahne dekorunun arkasından gelen gereksiz, gösteri için dikkat bozucu ve tehlikeli, seyirci için rahatsız edici seslerin tümü. Sahne dekorunun arkasından gelen sesler, gürültüler.
Schottky gürültüsü : Bir eksicik borusunda, alt-üşeğin yüzey koşullarındaki düzensiz değişikliklerin üst-üşek geriliminde oluşturdukları sendelemeler.
Yerel gürültü : Belirli bir yerin havasını yansıtan gürültü.
Gök gürültüsü : Gök gürlemesi.
Gürül gürül : Akan şeyler bol ve gür ses çıkararak.
Gürüldeme : Gürüldemek işi.
Gürültü kirliliği : İnsanlar üzerinde fiziksel ve ruhsal bakımdan olumsuz etkiler oluşturan karışık ve yüksek ses.
Gürültü patırtı : Kavga, gürültü.
Gürültücü : Gürültü yapan veya gürültü çıkaran (kimse), velveleci, kavaracı.
Gürültücülük : Gürültücü olma durumu, velvelecilik, kavaracılık.
Gürültülü : Gürültüsü olan. Karışık olaylarla dolu.
Gürültülü patırtılı : Çok gürültülü ve karışık. Çok gürültülü ve karışık bir biçimde.
Gürültüsüz : Gürültüsü olmayan. Kimseyi tedirgin etmeyen veya kimsenin dikkatini çekmeyen.
Gürültüsüz patırtısız : Rahat, sakin. Rahat, sakin bir biçimde.
Gürültüsüzce : Gürültüsüz bir biçimde.
Gürültüsüzlük : Gürültüsüz olma durumu.
Gürün : Sivas iline bağlı ilçelerden biri.
Kuru gürültü : Gereksiz, önemsiz, sonu alınamayacak söz veya davranış.
Diğer dillerde Gürlükölçer anlamı nedir?
İngilizce'de Gürlükölçer ne demek ? : w meter, vu meter

Bu kısımda Gürü nedir? Gürü ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Gürü tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Gürü hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.