Güreş nedir, Güreş ne demek

Güreş; bir spor terimidir.

Güreş terimi olarak anlamı:

Belli kurallar içinde, güç kullanıp oyun uygulayarak iki kişinin birbirini yenik duruma getirmeye uğraşması.

Fransızca'da Güreş ne demek?:

lutte

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Ankara şehri, Temelli bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Eskişehir kenti, Mihalıççık ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Güreş hakkında bilgiler

Güreş, uygulayıcılarının birbirlerine vurmaksızın rakiplerini yenmeye çalıştıkları bir spor türü. Güreş tarihteki en eski sporlardan biridir ve zamanla farklı stil ve formları geliştirilmiştir. Güreş genellikle savaş sanatları arasında değerlendirilir.

Güreşte pek çok ulusal stil gelişmiştir.

Güreşçi veya Güreşmen (Pehlivan) adı verilen kişiler Türk kültüründe önemli bir yere sahiptir. Kahraman, evleneceği kızın babasıyla güreşir ve yener. Yiğitler altı yaşındayken güreşmeye ve büyüklerini yenmeye başlarlar. Manas destanında yer alan Koşay Han gelmiş geçmiş pehlivanların en iyisi olarak kabul edilir. Hanname’de ise Uluğ Arslan Han pehlivanların atası olarak yad edilir. Bu pehlivan tam 1200 yaşındadır. Güreş sözcüğünün efsanevi Türk Hakanı Gür Han’ın ismi ile benzeşmesi de dikkat çekicidir.

 

Güreş ile ilgili Cümleler

  • Kafeye girdiğim gibi televizyonda güreş karşılaşması izleyen iki genç erkek gördüm.
  • Güreşçi 200 kilonun üzerinde bir ağırlıktadır.
  • Yeni seçilen belediye başkanı eskiden profesyonel güreşçiydi.
  • Biz dilimiz için güreştik.
  • Ali hala güreşiyor mu?
  • Boğa güreşi nedir?
  • 250 kg, bir sumo güreşçisi için bile olağanüstü bir ağırlıktır.
  • Ali başparmak güreş yarışmasını kazandı.

Güreş kısaca anlamı, tanımı:

Kişi : Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Eş, koca. Erkek. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer.

Güreş etmek : Güreşmek.

Güreş mayosu : Güreşirken, güreşçilerin giydiği özel mayo.

Güreş minderi : Kapalı spor salonlarında güreşçilerin üzerinde güreştikleri, üstü yekpare kaplı olan kauçuk minder.

Serbest güreş : Sıkma, boğma, kol bükme, kafa vurma, ısırma vb. hareketler dışında vücudun her yanına oyun uygulanabilen bir güreş türü.

Yağlı güreş : Güreşçilerin vücutlarının zeytinyağı ile yağlanmasıyla yapılmış olan bir tür serbest güreş.

Aba güreşi : Aba giyilerek ve bele kuşak bağlanarak yapılmış olan bir güreş türü.

Bilek güreşi : İki kişinin, dirseklerini bir yere dayayarak birbirlerinin bileğini bükmeye çalışması.

Boğa güreşi : Genellikle İspanya ve Meksika'da, özel olarak yetiştirilmiş boğayı yenmek amacıyla yapılmış olan gösteri, korida.

 

Hint güreşi : Karşıt yönde yan yana ve sırtüstü yatan bir çiftin, iç yandaki bacaklarını kenetleyerek birbirlerini çevirme çabası.

Güreşçi : Güreş yapan, güreşen kimse, pehlivan.

Güreşçi köprüsü : Köprü.

Güreşilme : Güreşilmek işi.

Güreşme : Güreşmek işi.

Güreşmek : İki kişi türlü oyunlarla birbirinin sırtını yere getirmeye çalışmak. Mücadele etmek.

Güreştirmek : Güreş yaptırmak.

Alttan güreşmek : Gizli gizli yenme yollarını kollamak.

Boğa güreşçisi : Boğa güreşi yapan kimse, matador, toreador, torero.

Kaçak güreşmek : Politikada sık sık düşünce değiştirip esas amacını gizlemek. asıl konuya girmeksizin başka şeylerden söz etmek.

Yağlı güreşçi : Yağlı güreş yapan sporcu.

Kural : Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke. Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam.

Türlü : Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif. Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek.

Oyun : Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Hile, düzen, desise, entrika. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Kumar. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Şaşkınlık uyandırıcı hüner.

Sırt : Kesici araçların kesmeyen kenarı. Omurgalı veya omurgasız hayvanlarda boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan üst bölüm. Dağların veya tepelerin üst bölümü. Bir şeyin üstü, üst bölümü. İnsanın üstü. Dikilmiş veya ciltlenmiş kitaplarda dikişin bulunduğu bölüm. İnsanlarda boyundan bele kadar uzanan üst bölüm, göğüs karşıtı.

Getirme : Getirmek işi.

Çalışma : Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması. Çalışmak işi, emek, say. Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün.

Uygulayıcı : Uygulayan, gereğini yapan, tatbikatçı.

Güreş bırakma : Karşı güreşçi adına güreşten vazgeçme.

Güreş birliği : Güreş kulüplerinin ve güreşçilerin bağlı bulundukları birlik. (Güreş karşılaşmalarının düzenlenmesi ve yönetimi bu birliğin işidir.)

Güreş donu : Yağlı güreşte belden baldıra değin uzanan deri giysi.

Güreş etmek : güreşmek. İlgili cümle: "“Daha bir hafta evvel koruda güreş ederek onu yere yıkmıştı.”" P. Safa.

Güreş kovalama : Güreş karşılaşmalarını gözetleyip birbiri ardından güreş karşılaşmasına katılma.

Güreş tutmak : Güreşmek, bk. güreş.

Güreşçi köprüsü : Vücudun, sırt yere dönük durumda baş ve tabanlarda dayalı ve gerili bulunduğu durum.

Güreşçi tonu : Pehlivan kispeti.

Güreşçilik : Güreşçinin yaptığı iş, pehlivanlık.

Güreşebilme : Güreşebilmek işi.

Diğer dillerde Güreş anlamı nedir?

İngilizce'de Güreş ne demek? : adj. wrestling

n. wrestling, wrestle

v. wrestle

Fransızca'da Güreş : lutte [la]

Almanca'da Güreş : n. Ringen, Ringkampf

Rusça'da Güreş : n. борьба (F), единоборство (N)