Gırt nedir, Gırt ne demek

Yerel Türkçe anlamı:

Kuru olarak sürülen tarlalarda meydana gelen iri toprak parçaları: Tarlanın gırtlarını parçalamak için üzerinden silindir geçireceğiz.

Kuluçkaya yatmış tavuk

Gırt ile ilgili Cümleler

  • İnsan sesi gırtlak ürünüdür.
  • George inanılmaz büyüklükte bir gırtlak kemiğine sahiptir.
  • Ali gergin biçimde gırtlağını temizledi.
  • Gırtlağıma kadar borca battım.
  • Polisler onun gırtlağı kesilmeden önce, Tom'un bıçaklandığını düşünmektedir.
  • Ali gırtlağına kadar borçludur.
  • Bazı insanlar gırtlaklarına kadar borçta.
  • Gırtlak kanseri oldum.
  • O gırtlağına kadar borçludur.

Gırt tanımı, anlamı:

Gırtlağına basmak : Birine bir şey yaptırmak için dayatmak veya inat etmek.

Gırtlağına düşkün : Çok yiyip içen.

Gırtlağına kadar : Çok fazla.

Gırtlağına sarılmak : Peşini bırakmamak, musallat olmak.

Gırtlağından kesmek : Herhangi bir amaç için yiyeceğinden kısıntı yapmak, boğazından kesmek, tasarruf etmek.

Gırtlak : Ses rengi, yapısı. Yiyip içme. Soluk borusunun üst bölümü, ümük, imik, hançere.

Gırtlak gırtlağa gelmek : Kıyasıya dövüşmek.

Gırtlak ünsüzü : Akciğerlerden gelen havanın gırtlaktaki yarı kapalı engellere çarpıp gevşemesi ile oluşan sert ünsüz.

 

Gırtlaklama : Gırtlaklamak işi.

Gırtlaklamak : Birinin gırtlağını sıkmak.

Gırtlaklaşma : Gırtlaklaşmak işi.

Gırtlaklaşmak : Birbirinin gırtlağına sarılarak dövüşmek.

Gırtlaklayış : Gırtlaklama işi.

Gırtlaksı : Gırtlakta boğumlanan (ses).

Borç gırtlağına çıkmak : Borca batmak.

Sert : Titizlikle uygulanan, sıkı. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Gönül kırıcı, katı, ters. Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde. Güçlü kuvvetli. Hırçın, öfkeli, hiddetli. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen.

Kalın : Yoğun, akıcılığı az olan. Enli ve gür (kaş). Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı. Etli, dolgun. Pes (ses). Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü. Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan, ağırlık.

Gırtdamak : Kartlaşmak.

Gırtık : Kendine poz veren, çalımlı (kimse).

Gırtıklanmak : Birine hoş görünmek için hafif hareketler yapmak, yaltaklanmak

Gırtıl : Geçimsiz, sinirli (kimse). Suyu olmayan dağlarda yetişen, kamış cinsinden ince saplı bir çeşit ot. El değirmeninde çekilmiş iri buğday unu. Hayvanların yediği bir çeşit ot. Kemah

 

Gırtipil : Değersiz, bayağı, yarım yamalak.

Gırtlak abanığı : Gırtlaktan çıkan abanık.

Gırtlak arka siniri : N. laryngeus recurrens’lerin, gırtlağa ulaşan ve m. cricothyreoideus dışında tüm gırtlak kaslarını uyaran son kısımları, nervus laringeus kaudalis.

Gırtlak boşluğu : Gırtlak girişinden cartilago cricoidea’nın arka kenarına kadar uzanan boşluk, kavum laringis.

Gırtlak burtarımı :

Gırtlak daralması : Gırtlağın çeşitli nedenlere bağlı olarak daralması, larenks stenozu, larengostenozis.