Gadamak nedir, Gadamak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bir şeyi bir yere sıkıca bağlamak, tutturmak, dikmek.

Kısaltmak: Bizim çocuğun elbisesi çok uzun olmuş etekleri yerde sürünüyor, kesmiye kıyamadım içine büküp gadadım.

Dayamak, yanaştırmak: Gapıyı geriye açtı duvara gadadı.

Dikmek.

Tamir etmek gayesiyle iki parçayı birbiri üzerine getirip dikmek; çivi ile tutturmak; perçinlemek; yamamak.

Gadamak tanımı, anlamı

Gada : Dert, hastalık. Belâ. Kardeş. [Bakınız: gaga]. Teyze. Ağabey. Kaza, bela. Dert, keder, üzüntü. Eski türkçe kadaş: Arkadaş. “Yunus gadam annadur.”. Eski türkçe kadaş: kardeş; arkadaş. Kadar. Bela. Erkek kardeş (Çayağzı). Kaza, dert (Gadan alım şeklinde kullanılır.). Kadar (Kuşu). Kadar (bk. kada, kadar, kadan)

Gadama : Fırın süpürmeye yarayan sırık ucundaki paçavra. Sırma işlemeli gelinlik. Yapılan suçu bir başkasının üstüne atma. Engel. Şiltenin yünlerinin bir tarafa toplanmaması için alttan üste dikme.

Yanaştırmak : Yanaşmasını sağlamak.

Perçinlemek : Bir bağıntıyı perçinle tutturmak. İki veya daha çok parçayı, karşılıklı bölümlerini birbiri üzerinde ezerek birleştirmek. Sağlamlaştırmak, güçlendirmek.

Yanaştırma : Yanaştırmak işi.

Perçinleme : Perçinlemek işi.

Tutturmak : Tutmasını sağlamak. Takip etmek. Hedefe vardırmak, değdirmek, isabet ettirmek. Çivi, toplu iğne, çengelli iğne vb. ile iliştirmek, bağlamak. Aklına koyup direnmek, ısrar etmek. Bir işe başlayıp sürdürmek, bir şeyi yapmakta olmak.

 

Kısaltmak : Kısa duruma getirmek. Kısa gibi göstermek.

Bağlamak : Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.

Tutturma : Tutturmak işi.

Kısaltma : Kısaltmak işi, taksir. Kısaltılmış ad ya da söz.

Birbiri : Karşılıklı olarak bir diğeri.

Yamamak : Yama koyarak onarmak, yamalamak. İstenmeyen kimseyi birine zorla vermek. İstenmeyen şeyi birine mal etmek.

Üzerine : Üstüne. -den daha üstün. -den dolayı. -den sonra. Hakkında.

Bağlama : Bağlamak işi. Yapılarda duvarları birbirine bağlayan kiriş, putrel vb. Üç çift telli olan ve mızrapla çalınan bir saz. Ulama.

Dayamak : Yaslamak. Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak. Korkutmak için hızla, öfkeyle yaklaştırmak, uzatmak. Kalitesiz, kötü veya çürük bir malı, gizlice iyi olanların arasına katıp müşteriye satmak. Kapı veya pencereyi ardına kadar açmak. Varmak, ulaşmak. Vakit geçirmeden, bekletmeden vermek.

 

Sıkıca : Sıkı bir biçimde.

Getiri : Faiz. Yarar. Kazanç.

Bağlam : Deste. Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, kontekst. Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst. Bent.

Yamama : Yamamak işi.

Diğer dillerde Gaba anlamı nedir?

İngilizce'de Gaba ne demek ? : gamma-aminobutyric acid, gaba