Gazete nedir, Gazete ne demek

Gazete; kökeni italyanca dilinden gelmektedir.

  • Politika, ekonomi, kültür ve daha başka konularda haber ve bilgi vermek için yorumlu veya yorumsuz, her gün veya belirli zaman aralıklarıyla çıkarılan yayın.
  • Bu yayının yönetildiği, hazırlandığı, basıldığı yer

"Gazete" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Her gün gazeteye uğruyordu."
  • "Çağdaş insanın hayatında gazete mühim bir yer tutar." - M. Kaplan

Bilimsel terim anlamı:

Genellikle günlük, kimi zaman haftalık ya da haftada birkaç kez olmak üzere yayımlanan, güncel haber ve bilgileri veren süreli yayın.

İngilizce'de Gazete ne demek? Gazete ingilizcesi nedir?:

newspaper

Gazete hakkında bilgiler

Gazete, haber, bilgi,bulmaca ve reklam içeren, genellikle düşük maliyetli kâğıt kullanılarak basılan ve dağıtımı yapılmış olan bir yayım olup halka güncel olaylara ilişkin bilgi verme amacı gütmektedir . Genel olarak yayınlandığı gibi, özel bir konu üzerinde de yayınlanabilir ve genellikle günlük ya da haftalık olarak yayınlanır.

 
 

İlk haber toplama ve dağıtma gazetesi Roma Senatosu'nca MÖ 59 yılında 2.000 kopya olarak çıkarılıp imparatorluğun değişik köşelerine dağıtılan Acta Diurna'dır. Fethedilen topraklar, siyasi gelişmeler, toplumsal olaylar, gladyatör dövüşlerinin sonuçlarını içeren Acta Duirna'yı Okuma bilen Roma vatandaşları yüksek sesle okuyarak okuma bilmeyenlere duyururdu. Çin'de Tang hanedanı döneminde dağıtılmaya başlayan Kai Yuan Za Bao adlı saray genelgesi de mandarinlerin başarıları konusunda haberlere yer verdigi için bu yönüyle bir gazete sayılabilir. 15. yüzyılda matbaanın keşfi gazete ve dergilerin hızla gelişmesine yol açmıştır. 16. yüzyılda Avrupa'da savaşlara tanıklık etmiş kimselerin birinci elden aktardığı birkaç sayfalık savaş haberleri yayımlandıktan sonra süreli yayımlanan ilk gazeteler ise 17. yüzyılın başlarında Almanya'nın bazı kentlerinde ve Belçika'nın Anvers şehrinde basılmıştır. Johann Carolus’un 1605 yılında yayınladığı aller Fürnemmen und gedenckwürdigen Historie adlı gazetesi kâğıt üzerine basılan ilk gazete kabul edilmektedir. İlk İngilizce gazete 1622 yılında İngiltere'de yayımlanan Nathaniel Butter ilk Türkçe gazete ise 1828'de Kahire'de yayınlanmaya başlayan Vekdyi-i Misriye'dir. Sanayi devrimi ile gelişmiş matbaa makinelerinin icat edilmesi gazetelerin tiraj ve maliyetlerini olumlu ölçüde etkileyerek gazete okuma alışkanlığının yaygınlaşmasına neden olmuştur. Londra'da yayımlanan The Times gazetesi, 1814 yılında yeni matbaa aletlerini edinince dakika da 1.100 baskı yapabilecek kapasiteye ulaşmıştır

Gazeteler yayım saati, yayım süresi, konuları ve dağıtıldıkları bölgelere göre gruplandırılabilirler.

Muhabirlerin ilettiği ve terminaller aracılığı ile doğrudan gazetenin ana bilgisayarına giren haberler, burada sayısal kodlar biçiminde depolanır. Gazetede yer alacak yazılar insan eli değmeksizin, bilgisayardan fotodizgi (elektrodizgi) makinelerine aktarılarak filme çekilebilir. Günümüzde bu filmden baskı kalıbı hazırlanması da otomatik makinelerde yapılabilmektedir. Elektronik tarama ile renkli fotoğraf ve resimlerin renk ayrımını yapabilen laserin ortaya çıkmasıyla maliyetler düşmüş ve gazeteler sayfalarında daha fazla renk kullanma olanağına kavuşmuştur. Teknolojinin sağladığı olanaklar yurt çapında yayımlanan gazetelerin dağıtımında da yardımcı oldu. Baskı için hazırlanmış sayfaların tıpkı basımları, faksimile kullanılarak uydu ya da yer hatları aracılığıyla ülkenin çeşitli yerlerine gönderilebilmekte ve gazeteden aynı anda birden çok yerde basılması saglanabilmektedir. Bu büyük teknolojik değişimler gazetenin hazırlanmasından basılmasına kadar geçen birçok aşamada eskiden insanların yaptığı çok sayıda işi ortadan kaldırmıştır.

Gazete ile ilgili Cümleler

  • Ben gidip bir gazete satın almak zorundayım.
  • Ona gazete okuduğumu söyle.
  • Gazete hikayeyi nakletmedi.
  • Gazete aldın mı?
  • Ali bir delikanlı iken gazeteler dağıtarak para kazandı.
  • Gazete bayiinde sormak zorunda kalacaksın.
  • O büyük tirajlı bir gazete için çalışıyor.
  • Gazete Başbakanın kanserden öldüğünü bildiriyor.
  • Burak Tuğba'nın ölümünü gazetede öğrendi.
  • Gazete aboneliğimi iptal ettim.
  • Gazete ilanı bastı.
  • Senin dilinde yayınlanan gazete var mı?
  • O bir gazete satın aldı.
  • Gazete haberlerinin hepsi doğru değilmiş demek.

Gazete anlamı, kısaca tanımı:

Haber : İletişim veya yayın organlarıyla verilen bilgi. Yüklem. Bilgi. Bir olay, bir olgu üzerine edinilen bilgi, salık.

Bilgi : İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Bilim. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat.

Yayın : Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete vb., neşriyat. Radyo ve televizyon aracılığıyla halka sunulan, duyurulan, iletilen eser, program, neşriyat.

Ayaklı gazete : Olaylardan herkesten önce haberi olup yayan kimse.

Akşam gazetesi : Baskısı öğleden sonra, özellikle akşama doğru yapılmış olan gazete.

Bayram gazetesi : Dinî bayram günlerinde Gazeteciler Cemiyeti tarafından yayımlanan özel gazete.

Duvar gazetesi : Duvara asılan, çoğunlukla elle, yazı makinesi veya bilgisayar ile yazılan okul veya dernek gazetesi.

Fısıltı gazetesi : Toplumu ilgilendiren bir konu ile ilgili dedikodu.

Pandispanya gazetesi : Uydurulmuş hikâyeler, yalanlar.

Radyo gazetesi : Radyo aracılığıyla yayımlanan haber, yorum ve röportajların tümü.

Gazeteci : Gazete yayımlayan kimse. Gazeteye yazı yazmayı, haber toplayıp vermeyi veya gazetenin yazı işlerinde çalışmayı iş edinen kimse. Gazete satan kimse.

Gazetecilik : Gazetecinin yaptığı iş.

Gazetelik : Gazete koymaya yarar küçük çatkı. Gazeteye haber olarak yazılacak nitelikte olan.

Politika : Davranış biçimi, düşünce yapısı. Devletin etkinliklerini amaç, yöntem ve içerik olarak düzenleme ve gerçekleştirme esaslarının bütünü, siyaset, siyasa. Bir hedefe varmak için karşısındakilerin duygularını okşama, zayıf noktalarından veya aralarındaki uyuşmazlıklardan yararlanma vb. yollarla işini yürütme.

Ekonomi : İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütünü, iktisat. Tutum. Bu ilişkileri inceleyen bilim dalı, iktisat.

Kültür : Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi. Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü. Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme. Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin. Tarım. Bireyin kazandığı bilgi.

Vermek : Ondan bilmek, atfetmek. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Tespit etmek. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Kazandırmak, katmak. Ödemek. Herhangi bir duruma yol açmak. Satmak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Doğurmak. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Dayamak. Sahip olmasını sağlamak. Yaymak. Ayırmak, harcamak. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Bırakmak veya bağışlamak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek.

Yorum : Bir müzik parçasını veya bir tiyatro oyununu kendine özgü bir duyarlık ve teknikle çalma, söyleme veya oynama. Bir ürünün, bir modelin, bir sanat eserinin farklı bir açıdan ele alınarak yeniden oluşturulmuş biçimi, versiyon. Gizli veya hayalî olan bir şeyden anlam çıkarma. Bir olayı belli bir görüşe göre açıklama, değerlendirme. Bir yazının veya bir sözün, anlaşılması güç yönlerini açıklayarak aydınlığa kavuşturma, tefsir.

Zaman : Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Çağ, mevsim. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Belirlenmiş olan an. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit.

Aralık : Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Yarı açık, tam kapanmamış. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Uygun, elverişli durum, fırsat. Ara. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Tuvalet.

Reklam : Bir şeyi halka tanıtmak, beğendirmek ve böylelikle sürümünü sağlamak için denenen her türlü yol. Bu amaç için kullanılan yazı, resim, film vb.

Gazete sopası : Gazeteleri katlama yerlerinden kıstırarak tutan, dağılmalarını önleyen ve gazeteliğe yerleştirilmelerini kolaylaştıran uzun tahta kıskaç.

Gazete tiyatrosu : Kısa, etkileyici sahnelerle günlük olayları eleştiren ve toplumsal sorunlara değinen gösteri türü. bk. canlı gazete

Gazeteci söyleşmesi : Hacivat ile Karagöz arasında geçen, biraz gazetecileri eleştiren yarışmalı konuşma.

Diğer dillerde Gazete anlamı nedir?

İngilizce'de Gazete ne demek? : n. gazette, journal, news medium, newspaper, paper, sheet

Fransızca'da Gazete : journal [le], gazette [la]

Almanca'da Gazete : n. Zeitung, Tageblatt, Gazette, Journal, Blatt

adj. Zeitungs-

Rusça'da Gazete : n. газета (F)

adj. газетный