Geçici nedir, Geçici ne demek

Geçici; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Geçici" ile ilgili cümle

  • "Onları sokakta gördüğünüz zaman adi bir geçiciden farklı bulmazsınız, sanırsınız ki bir yazıcı ticarethanesine gidiyor." - C. Şehabettin
  • "Eğer yazmaktan para ve ün gibi iki geçici kıymet ve zevk elde edemezsem acaba yazı yazar mıydım?" - H. E. Adıvar
  • "Bunu evvela gençliğe mahsus geçici bir heves zannettim." - P. Safa

Yerel Türkçe anlamı:

Seyyar satıcı.

Vefasız (kimse).

Hukuki terim anlamı:

muvakkat. ~ yazım:muvakkat tescîl.

İngilizce'de Geçici ne demek? Geçici ingilizcesi nedir?:

temporary, tentative

Fransızca'da Geçici ne demek?:

transitoire

Geçici anlamı, kısaca tanımı:

Geçici işçi : Kısa süre için çalıştırılan kadrosuz işçi.

Geçici madde : Yasa, tüzük ve yönetmeliklerde belirli bir süre için geçerli olan madde.

Geçici personel : Bir iş yerine bir yıldan daha az çalışmak üzere alınan kimse.

Geçici plaka : Motorlu taşıtlara trafiğe çıkabilmeleri için esas plaka alınıncaya kadar verilen plaka.

Geçici teminat : İhalelere katılanların yatırmak zorunda olduğu teminat.

 

Gelip geçici : Sürekli olmayan, kısa süreli.

Geçici işçilik : Geçici işçi olma durumu.

Geçicilik : Muvakkatlik. Geçici olma durumu.

Gelip geçici olmak : Kısa süreli, önemsiz olmak.

Sürme : Kirpik diplerine sürülen siyah boya, sürme, is. Sürmek işi. Sürme mantarıgillerin yol açtığı ve tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı, rastık. Masa ve dolapta küçük çekmece. Sürülerek kullanılan. Kapı kanadını içeriden kapama, dolap kapağını yerinde tutma vb. işlere yarayan ve yuvası içinde ileri geri sürülebilen sistem, sürgü.

Muvakkat : Geçici.

Palyatif : Geçici. Geçiştirici.

Kalıcı : Her zaman geçerliğini sürdürecek olan. Bir süre için belli bir yerde kalan, konuk, gidici karşıtı. Sürekli, geçici karşıtı.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Bulaşıcı : Birinden başkasına geçen, bulaşan, sâri.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

Geçici ad : Henüz kesinleşmemiş, yalnızca çevrilmekte olan bir filmi belirtmek amacıyla kullanılan ad.

Geçici akarsu : Kurak bölgelerde görülen, yatağında çok kez su bulunmayan, ancak yeğin sağanaklardan sonra bol su ve çamur taşıyan yataklar.

Geçici akım : Bir gerilim atımı ile oluşan anlık akım.

Geçici alındı : Pay ya da borç belgiti almaya istekli olanlara ya da bunlara ilişkin borçlanmalardan bir bölümünü ödeyenlere verilen geçici belge.

Geçici anlaşma : [Bakınız: Türkiye-AET Geçici Anlaşması] Tecimsel uygulamalarla gümrük işlemleri üzerinde iki ülkece geçici olarak yapılan anlaşma.

 

Geçici asalaklık : Hayatın bir veya birkaç döneminde konaktan geçici olarak yararlanma veya beslenme durumu, geçici parazitlik.

Geçici belge : Adalet Bakanlığındaki kütüğe yazılıncaya değin ilgiliye verilmesi gereken belge.

Geçici bellek : [Bakınız: arabellek]

Geçici bırakma : Özel koşullarla ya da istem dışında bir süre için markayı kullanmama.

Geçici bilanço : Gerçek bilânço hazırlanana kadar bir işletmenin belirli bir tarihteki mali durumunu gösteren bilânço.

Geçici ile ilgili Cümleler

  • Geçici bir eyalet hükümeti kurdular.
  • Almanya ülkeye gelen göçmenlerin sayısını azaltmak için Avusturya ile geçici sınır kontrollerine başlıyor.
  • Almanya, Avusturya sınırında geçici sınır kontrollerine başlıyor.
  • Bunu geçici düşünüyorum.
  • Tanrı, insanların dünyanın geçici olduğunu unutmasınlar diye çürüğü de yarattı.
  • Geçici bir köprüye ihtiyacın olacak.
  • Tatoeba.org dil web sitesi bakım için geçici olarak kapatıldı.
  • Geçici olarak kördüm.
  • Aşk, geçici bir hormon dengesizliğinden daha fazla bir şey değildir.
  • Geçici işçilerin sayısı 2003'ten beri neredeyse üç katına ulaştı.
  • Geçici bir programım var.
  • Geçici olarak tamir edebilir misin?
  • Dünyadaki her şey geçici.
  • Geçici bir hükümet kuruldu.

Diğer dillerde Geçici anlamı nedir?

İngilizce'de Geçici ne demek? : adj. interlocutory, temporary, transient, provisional, pro forma, ad interim, Band-aid, casual, curable, deciduous, ephemeral, extrinsic, fading, flying, fortuitous, fugacious, fugitive, impermanent, interim, jury, makeshift, momentary, palliative

adv. ad interim

Fransızca'da Geçici : de transition, passager/ère, temporaire, temporel/le, transitoire, provisoire, intérimaire, momentané/e, périssable, prompt/e

Almanca'da Geçici : adj. augenblicklich, behelfsmäßig, einstweilig, ephemer, interimistisch, kommissarisch, provisorisch, temporär, vergänglich, vorläufig, zeitlich

adv. momentan

Rusça'da Geçici : adj. временный, мимолетный, летучий, заразный, казуальный