Genç nedir, Genç ne demek

Genç; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat, özel olarak kullanılır.

"Genç" ile ilgili cümle

  • "Genç ağaç. Genç at."
  • "Eliyle işaret etti genç adama." - A. Kulin
  • "Atatürk'ün tabutu arkasından ağlayan on beş milyon Türk'ün yaşadığı, genç Türkiye mutluydu." - B. Felek

Yerel Türkçe anlamı:

Genç // genc ehtiyar: bk. genç yaşli // genç yaşli: bk. gene ehtiyar

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Genç oyuncu.

Genç rolüne çıkan oyuncu.

Genç isminin anlamı, Genç ne demek:

Erkek ismi olarak; Yaşı ilerlememiş olan. Dinç, sağlıklı.

İngilizce'de Genç ne demek? Genç ingilizcesi nedir?:

leading young actor (actress), juvenile lead

Genç hakkında bilgiler

Genç, farklı anlamlar taşıyabilen bir kelimedir.

Genç ile ilgili Cümleler

  • Tekerlekli sandalyedeki yaşlı adam bana annemi gençken tanıdığını söyledi.
  • Genç adam çoğu kez cesurdur.
  • Genç adam arkadaşlarını ve akrabalarını uğurladı.
  • Genç adam çocuğu boğulmaktan kurtardı.
  • Çok daha genç bir kızla flört etmek onun için bir sorun değildi.
  • Genç adam bir doktordur.
  • Onun saç sitili onu yaşından daha genç gösteriyor.
  • Seyirci gençti.
  • Tom, Mary kadar genç değil.
  • Bir zamanlar hepimiz gençtik.
  • Genç adam eski bir evde yaşıyor.
  • O genç bir Amerikalı öğrenci değil mi?
  • Genç adam aşkta hayal kırıklığına uğradı.
  • Genç adam elini uzattı ve onu salladım.
 

Genç tanımı, anlamı:

Genç irisi : Yaşına göre çok serpilip büyümüş.

Gençleşme : Gençleşmek işi.

Gençleşmek : Yeniden gençlik ve canlılık kazanmak. Genç görünmek. Bir kuruluş genç üyelerle yenileşmek.

Gençleştirilmek : Gençleştirme işi yapılmak.

Gençleştirme : Gençleştirmek işi.

Gençleştirmek : Genç göstermek. Bir kuruluşu genç üyelerle canlandırmak. Yeniden gençliğine ve dinçliğine kavuşturmak.

Gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir : "insan gençliğinde yaptığı şeylerin çoğunu yaşlandığında yapamaz ve gençliğin ne denli değerli olduğunu o zaman anlar" anlamında kullanılan bir söz.

Gençlik : Genç bir kimsenin tutumu, toyluk, deneyimsizlik. Genç olma durumu. Genç insanların bütünü. İnsan hayatının ergenlikle orta yaş arasındaki dönemi.

Gençten : Genç sayılan (kimse).

Atladı geçti genç osman : Bir işin bittiğini veya tehlikenin atlatıldığını anlatan bir söz.

 

İlk gençlik : Ergenlik çağı. Deneyimsizlik, toyluk.

İlerleme : İlerlemek işi.

İhtiyar : Cansız, sönük. Seçme. Baba veya anne. Yaşlı, kocamış olan, pir (kimse), genç karşıtı. Eski.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Gelişme : Gelişmek işi, inkişaf, neşvünema, tekâmül, evolüsyon. Olan biten şey. Yazılarda giriş bölümlerinden sonra konunun türlü yönlerden açılıp genişlediği, zenginleştiği, olgunlaştığı bölüm.

Tamamlama : Tamamlamak işi, tamlama, itmam.

Hayvan : Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.

Zihin : Bellek, an. Anlayış, kavrayış. Bilinç, dimağ. Canlının duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerinin bütünü.

Farklı : Farkı olan, aralarında fark bulunan, değişik, ayrımlı.

Dinç : Canlı, zinde bir biçimde. Gücü ve sağlık durumu yerinde, canlı, zinde, tendürüst, tüvana.

Bakımından : Bakış veya görüş açısı yönünden, değerlendirme açısından. -e göre.

Yeterince : Gerektiği kadar, gereğince, istenildiği kadar, yeter sayıda, kararında.

Toy : Gençliği sebebiyle görgüsüz ve beceriksiz olan. Deneyimsiz, acemi, çaylak. Toygillerden, böcek ve tane ile beslenen, eti için avlanan, kızıl tüylü bir kuş (Otis tarda). Ziyafet.

Bingöl : Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Bağlı : Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Kapatılmış olan, kapalı. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir bağ ile tutturulmuş olan.

Biri : Bir tanesi. Bilinmeyen bir kimse.

Genç alman sineması : 1962'de "Oberhausen Bildirisi"yle ortaya çıkan, 1966'dan başlayarak ilgi çekici yapıtlar veren genç Alman yönetmenlerinin geliştirdikleri bir sinema akımı. Bütün genç sinema akımları gibi, gelenekleşmiş, kalıplaşmış, kurumlaşmış sinemaya bir tepki olarak doğmuş, tecimsel kaygılardan, çıkar topluluklarından bağımsız, özgür denemeleri, toplumsal ve siyasal bir sinemayı amaçlamıştır.

Genç aşık : Türk kukla tiyatrosunda âşık tipi.

Genç balık : Balıkçık.

Genç erkek rolü : Otuz yaşına kadar olan erkeklerin canlandırabileceği rol. Otuz yaşına kadar olan erkeklerin canlandırdığı rol.

Genç filmi : Gençler için özel olarak çevrilmiş ya da gençlerin ilgilenebileceği nitelikte film.

Genç izlencesi : Gençler için hazırlanmış izlence.

Genç kaz besisi : Kazların 13-18 haftalık yaşta pazarlanabilmesi için önce yeşil yemlerle daha sonra kesime 2-3 hafta kala konsantre yem ağırlıklı beslenmesi.

Genç kız : Kukla oyununda genç âşık tipi. (Kuk.) Genç âşık tipi.

Genç kız kahraman : Bulvar tiyatrosunda, olay dizisinin merkezinde olan genç kız rolü.

Genç kız rolü : Genç kızı kişileştiren rol.

Diğer dillerde Genç anlamı nedir?

İngilizce'de Genç ne demek? : [Genç] adj. young, youthful, juvenile, adolescent, junior, green, teen, youngish

n. youth, young man, juvenile, adolescent, junior, teen, teenager, teeny, sapling, whelp, gossoon

Fransızca'da Genç : jeune; cadet/te; junior

Almanca'da Genç : adj. grün, jugendlich, jung, junior, klein

Rusça'da Genç : n. юноша (M), юнец (M), юниор (M)

adj. молодой, юный