Geniş nedir, Geniş ne demek

Geniş; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Geniş" ile ilgili cümle

  • "Bu ağaç, bir geniş bostan duvarının dış tarafında idi." - O. C. Kaygılı
  • "Besbelli geniş, olabildiğince umursamaz görünmek istiyordu." - A. İlhan
  • "Geniş, bomboş bir taşlığın serin, rutubetli küf kokusu duyuldu." - P. Safa
  • "Geniş iş alanları sağlandı."
  • "Geniş anlamlı."

Yerel Türkçe anlamı:

Anlayışlı

İngilizce'de Geniş ne demek? Geniş ingilizcesi nedir?:

wide

Fransızca'da Geniş ne demek?:

large, etendue

Geniş anlamı, kısaca tanımı:

Geniş bir nefes almak : Sıkıntılı bir durumdan kurtulmak, ferahlığa kavuşmak.

Geniş karşılamak : Hoşgörü ile değerlendirmek.

Geniş açı : Bir dik açıdan daha büyük olan açı.

Geniş çaplı : Ayrıntılı, bütün yönleri içine alan. Derinlemesine, bütün yönleriyle.

Geniş gönüllü : Her olayı hoş karşılayan (kimse).

Geniş görüşlü : Konuları çok yönlü değerlendiren (kimse).

Geniş mezhepli : Mezhebi geniş.

Geniş paça : Pantolonların normal ölçüyü aşan genişlikteki paçası, bol paça.

 

Geniş ufuklu : Görüşü ve bakış açısı geniş olan (kimse).

Geniş ünlü : Alt çenenin açılmasıyla oluşan ünlü.

Geniş yürekli : Hemen, çabucak telaş göstermeyen, merak etmeyen, tasasız (kimse).

Geniş zaman : Fiilin her zaman yapıldığını, yapılmakta olduğunu veya yapılacağını belirten, -r, -ir veya -er ekiyle kurulan zaman: Başlar (başla-r), geliriz (gel-ir-iz), severim (sev-er-im) gibi.

Geniş zaman görünümü : Geniş zaman sıfat-fiiliyle yardımcı fiilin birlikte kullanılmasından doğan görünüm: Gelmez olmak. Görünmez olmak gibi.

Eli geniş : Cömert (kimse). Geçimi iyi olan (kimse).

Havsalası geniş : Hoşgörülü (kimse). Anlama kabiliyeti olan, anlayışlı (kimse).

İçi geniş : Sabırlı, rahat, huzurlu, gamsız, tasasız.

İşkembesi geniş : Hoş görülmeyecek şeyi de hoş gören, hazımlı (kimse), işkembesiz.

Karnı geniş : Vurdumduymaz, tasasız (kimse). Çok yemek yiyen, obur (kimse).

Mezhebi geniş : Namus konusunda aşırı hoşgörülü davranan (kimse), geniş mezhepli.

Ufku geniş : İleriyi görebilen, bakış açısı geniş olan (kimse).

Yüreği geniş : Hiçbir şeyi kendine tasa etmeyen (kimse).

Geniş görüşlülük : Konuları çok yönlü değerlendirme.

Geniş zaman sıfat fiili : Fiilin her zaman yapıldığını, yapılmakta olduğunu veya yapılacağını belirten, -ir, -er, -mez ekleriyle kurulan sıfat-fiil: Gelir (varidat), gider (masraf), güler yüz, bitmez iş, dinmez ağrı, görünmez kaza gibi.

 

Genişçe : Biraz geniş. Bol bol. Uzun uzun.

Genişleme : Genişlemek işi.

Genişlemek : Geniş duruma gelmek, büyümek. Bollaşmak. Yaygın duruma gelmek. Rahat bir duruma gelmek, açılmak, ferahlamak.

Genişletilme : Genişletilmek işi.

Genişletilmek : Genişletme işi yapılmak.

Genişletmek : Geniş duruma getirmek.

Genişlik : Geniş olma durumu. En, boy karşıtı.

Anlam genişlemesi : Dar bir anlamda kullanılan bazı kelimelerdeki anlamın ilgili kavramlara yayılması.

Eli genişlemek : Bolca paraya kavuşmak.

Kapsamını genişletmek : Bir şeyin sınırları içine giren ögeleri genişletmek, şümullendirmek.

Ufku genişlik : Ufku geniş olma durumu.

Ufkunu genişletmek : Görüş alanını genişletmek, daha geniş, daha fazla bilgi ve görüş edinmek.

Enli : Eni büyük olan, geniş.

Vasi : Bir yetimin veya akılca zayıf, hasta birinin malını yöneten kimse. Ölen bir kimsenin vasiyetini yerine getirmekle yükümlü olan kimse.

Büyük : Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Büyük abdest. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Niceliği çok olan. Üstün niteliği olan.

Makro : Büyük, geniş, mikro karşıtı.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Kapsam : Kaplam. Sınırları içine başka konuları veya anlamları alma durumu, şümul.

Sınır : Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Uç, son. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi.

Çok : Aşırı bir biçimde. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı.

Bol : İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan, dar karşıtı. Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok, kıt karşıtı. Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki.

Kolay : Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç ve zor karşıtı. Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe. Kolaylık.

Hoşgörülü : Hoşgörüsü olan, hoşgörüyle davranan, hoşgörü sahibi, müsamahalı, toleranslı.

Rahat : "Hazır ol" durumunda bulunanlara, oldukları yerde serbest bir durum almaları için verilen komut. Sıkıntı veya yorgunluk, tedirginlik vermeyen. Kolay bir biçimde, kolaylıkla. Üzüntü, sıkıntı ve tedirginliği olmayan. Aldırmaz, gamsız. İnsanda üzüntü, sıkıntı, tedirginlik olmama durumu, huzur.

Geniş açılı ışıldak : Merceksiz, ve ışığı çok geniş bir alana yayarak gölgeleri yok eden aynalı ışıklama aygıtı. Geniş bir alanı aydınlatan ışıldak.

Geniş ışın : Açısı 45-90° olan ışın demeti. Gölgeleri yokeden, geniş bir oyluma yayılan ışın. 91 - 179 kadar olan açılarla verilen ışık.

Geniş açılı mercek : Odak uzunluğu olağandan kısa olan, olağan mercekten daha geniş bir görüş alanını kapsayan, özellikle dar bezemler içinde çalışıldığında kullanılan mercek çeşidi.

Geniş açılı üçgen : [Bakınız: geniş üçgen] Bir açısı doksan dereceden büyük olan üçgen. (matematik)

Geniş açılılar : Geniş açılı merceklerin oluşturduğu kümeye verilen ad.

Geniş alan ağı : (GAA)

Geniş alan bilgi sunucusu : (GABS)

Geniş anlamda para : Dar anlamda para ile tüm para ikamelerinin toplamı. bk. M2 M2Y M3 M3Y

Geniş bant :

Geniş bantlı değerdeşlik sistemi : 1960’lardan sonra Bretton Woods Sisteminin gösterdiği aksaklıklar karşısında döviz kuru rejimine esneklik kazandırmak için her iki yönde yüzde bir ile sınırlı olan mevcut dalgalanma marjlarının genişletilmesi önerisi doğrultusunda yapılan bir düzenleme.

Geniş ile ilgili Cümleler

  • Geniş çaplı bir buzdolabı satın almak istiyorum.
  • Geniş kütüphanenin yakınında yaşıyoruz.
  • Geniş bir hayal gücün var.
  • Yolun arabalar için yeterince geniş olduğunu düşünüyor musun?
  • Geniş bant hızında ve kalitesinde ülkeden ülkeye büyük farklılıklar vardır.
  • Geniş bir aileden geliyorum.
  • Bu ev çok geniş.
  • Ağaçların büyümesini engelleyen bir fundalık sık sık yangın tarafından oluşturulur ya da genişletilir.
  • Geniş kalçalarım yok.
  • Biz genişlemek istiyoruz.
  • Geniş bir çöl önümüzde uzanıyor.
  • Jale'nin geniş omuzları var.
  • Onun kalbi geniş.
  • Ali bir Harvard geniş tişörtü giyiyor.

Diğer dillerde Geniş anlamı nedir?

İngilizce'de Geniş ne demek? : [Alto horn] adj. wide, broad, capacious, vast, extensive, comprehensive, obtuse, extended, large, open, roomy, spacious, walk in, ample, commodious, cosmic, cosmical, expansive, full, splay

adv. broadly

Fransızca'da Geniş : large, ample, spacieux/euse, étendu/e, aisé/e, flottant/e, grand/e, immense

Almanca'da Geniş : adj. ausgedehnt, breit, erweitert, geräumig, stumpf, umfassend, weit, weitgehend, weitläufig, weitreichend

Rusça'da Geniş : adj. широкий, емкий, вместительный, масштабный, размашистый, необозримый, расширенный, свободный, беспечный

adv. широко