Gerç nedir, Gerç ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Eğlenme, alay.

Gerç ile ilgili Cümleler

  • Gerçekten ne olduğunu Tom'a söyle.
  • Ben gerçekten iyiyim.
  • Gerçekten sessizdi.
  • Ben onlar için gerçekten mutluyum.
  • Gerçekten Tom'un aç olduğunu düşündüm.
  • Gerçekten Tom'a yalan söylemedin, değil mi?
  • Gerçekten çok açtım.
  • Gerçekten Tom'la konuşmamız gerekiyor.
  • Teşekkürler, siz beni gerçekten anlıyorsunuz!
  • İnsanlar gerçekten kızgın.
  • Gerçekten seni affedeceğimi mi düşünüyorsun?
  • Süt ürünlerinden gerçekten nefret ediyorum.
  • Ali bize gerçeği söyleyebilir.

Gerç ile ilgili Atasözü veya Deyim

gerçek yüzünü göstermek : sakladığı düşüncelerini sonradan ortaya koymak.

sana yalan, bana gerçek : “söylediğim şeyi sen bilmiyorsun ancak doğrudur, ben biliyorum” anlamında kullanılan bir söz.

Gerç anlamı, kısaca tanımı

Eleştirel gerçekçilik : Gerçekliğin bu evresi içinde, bir bütün olarak kentsoylu sanatı ve tiyatrosudur; bulunduğu çevrenin toplumsal gerçekliğinin bir eleştirisini de birlikte getirir. Gerçekliğin görgücü (ampirik) çizimiyle kahramanın ülküleştirilmesi yer alır. ilerici nitelikli romantizm ile arasındaki ayrım, romantizm, anaparacı dizgenin yalnızca toplumsal eleştirisi ile uğraşırken, eleştirel gerçekçilik, liberalizme yönelen kentsoylu toplumdaki çelişkilerin toplumsal niteliğini açıklamaya çalışır

 

En yüksek gerçeklik koşulları : Bir gözlem yordamıyla bilgi sağlarken gözlemlerin gerçeği yansıtma ya da konusuna uygun düşme olasılığını yükseltmek üzere alınan ve soruların biçimlenişinden yanıtların yorumuna değin her aşamayı içeren kurallar.

Filmsel gerçek : Doğadan derlenen gereçler yardımıyla, sinemanın olanaklarından yararlanarak yeniden kurulan, yaratılan gerçek. Kullanılan gereç ve başvurulan yöntemler, doğadaki gerçeğe uymasa bile, sonuç yönünden izleyicide gerçek duygusu uyandıran, dolayısıyla yalnız görüntüler yardımıyla görüntülükte yaratılan gerçek.

Gerçeğe uyum : Kişinin çevresindeki gerek ve gerçeklere uymakta gösterdiği yeterlik.

Gerçek adres : Bir verinin bulunduğu bellek konumunun, donanım üzerinde erişimin doğrudan yapılabileceği biçimde belirtilen adresi.

Gerçek ağız boşluğu : Ağız boşluğunun diş kemerlerinin içinde kalan bölümü, kavum oris proprium.

Gerçek antrepo : Doğrudan gümrük idareleri tarafından işletilen antrepo.

Gerçek asitlilik : Belirli koşullar altında var olan hidrojen iyonlarının miktarı.

Gerçek atlantik balinası : Balinalar (Cetacea) takımından, Atlas Okyanusu'nun kuzeyi, Güney Afrika, Hindistan, Avustralya ve Yeni Zelanda civarında yaşayan, sırt yüzgeçleri olmayan bir tür. Balinalar (Cetacea) takımından, Atlas Okyanusunun kuzeyi, Güney Afrika, Hindistan, Avustralya ve Yeni Zelanda civarında yaşayan, sırt yüzgeçleri olmayan bir tür.

 

Gerçek ayrıklık : Yörüngesi elips olan bir cismin yörünge üzerinde bulunduğu noktayı kütle merkezi olan odağa birleştiren doğrunun büyük eksenle yaptığı açı (bk. şekil D. 40).

Gerçek ayrımlar : Ölçüm konusu olan bireyler, nesneler, özellikler ya da benzeri çeşitlenmeler arasında, ölçülen özellikler bakımından gerçekten var olan ayrımlar.

Gerçek balinagiller : Memeliler (Mammalia) sınıfının, balinalar (Cetacea) takımının, dişsiz balinalar (Mysticeti) alt takımından, büyük başlı ve büyük boylu, sırt yüzgeçleri bulunmayabilen, balina çubukları uzunca ve elâstiki, bütün okyanuslarda yaşayan türleri olan bir familya. Balinalar (Cetacea) takımının, dişsiz balinalar (Mysticeti) alt takımından, büyük başlı ve büyük boylu, sırt yüzgeçleri bulunmayabilen, balina çubukları uzunca ve elastiki, bütün okyanuslarda yaşayan türleri olan bir familya. (Balaenidae),iyi bilinen türleridir.

Gerçek biçem : Bilimsel yapıtlarda görülen, süsten uzak biçem. bk. biçem.

Gerçek bilmece : Yapılarındaki kesimler arasında, çözümlerini güçleştirici aykırılık, yanlış görüntü, eksik ya da çok fazla ayrıntı bulunan, halkın yarattığı ya da benimsediği betimsel nitelikte olan bilmece türü. bk. bilmece, betimsel bilmece, yapay bilmece.

Gerçek birey : Gerçek tamdurumda varolan, başka bir deyişle gerçek tamdurumunun evreni kümesinin öğesi olan birey.

Gerçek bulgucu ilkesi : Bulgu için belge almak üzere başvuranın değil de asıl bulgucunun hak iyesi olduğu anlayışı.

Gerçek çap : Uzunluk biriminde ölçülen çap.

Gerçek çok hücreliler : Hayvanlar (Animalia) âleminin, çok hücreliler (Metazoa) alt âlemine giren bir bölümü. Sölenterler (Coelenterata) ve sölomlular (Coelomata) olmak üzere iki alt bölüme ayrılan ve gerçek doku ve organları bulunan hayvanlar. Hayvanlar (Animalia) aleminin, çok hücreliler (Metazoa) alt alemine giren, Sölenterler (Coelenterata) ve sölomlular (Coelomata) olmak üzere iki alt bölüme ayrılan ve gerçek doku ve organları bulunan hayvanlar.

Gerçek dara : Sarmalanmış malın ağırlığı ile iç ve dış sarmalaçlarından ayrılmış olarak bulunan ağırlığı arasındaki fark.

Gerçek değer : Fiyat değişmelerinden arındırılmış, bir başka deyişle fiyat diziniyle indirgenmiş değer. karşılığı parasal değer. [Bakınız: asli değer]. Kimi ülkelerin anayasalarında, bayındırım, yapıdüzen ve kamulaştırma yasalarında sözü edilen, taşınmazların kamulaştırılması durumunda taşınmaz iyesine kamuca ödenecek ödencenin belirlenmesinde ölçü olarak kullanılan ve taşınmazın, kamulaştırma anında pazardaki alım satım ederini temsil eden değeri.

Gerçek değerli işlev : Değer kümesi R olan işlev, Anlamdaş. gerçek işlev.

Gerçek deve kuşları : Kuşlar (Aves) sınıfının, karinasızlar (Ratitae) bölümünden, hızlı koşan, uçamayan ve en iri kuşları içine alan bir takım.

Gerçek deve kuşugiller : Kuşlar (Aves) sınıfının, gerçek deve kuşları (Struthiones) takımından, uzun boylu ve az tüylü, bacakları yüksek ve iki parmaklı, iyi koşan, kanatları küçük olup uçmaya elverişli olmayan türlere sahip bir familya.

Gerçek devim : Bir cismin görünürdeki devimi değil, devinmediği varsayılan bir konsayı dizgesine göre yaptığı devim. Örn. Bir gezegenin yaptığı elips devimi.

Gerçek dışılık : Gerçek dışı olma durumu, gerçeğe aykırılık.

Gerçek dizey : Her terimi bir gerçek sayı olan dizey.

Gerçek doğru : [Bakınız: sayı ekseni].

Gerçek doğrusal uzay : R oyutu üzerindeki doğrusal uzay. Anlamdaş. gerçek doğru-uzay.

Gerçek durum : Gerçek tamdurumu öğe olarak kapsayan herhangi bir durum. bk. olgu.

Gerçek düzlem : Gerçek sayıların sıralı ikililerine karşılık gelen düzlem.

Gerçek eder : Genelsatak durumu hakkında bilgili olan alıcılarla satıcılar arasında yapılan pazarlık sonucu oluşan eder ya da değer.

Gerçek eklem bacaklılar : Sölomlu hayvanlardan, birincil ağızlılar (Protestomia) filumunun, eklem bacaklılar (Arthropoda) dalından, bölüt sınırları dıştan belli olan, çizgili kasları bölütlerde gruplar hâlinde bulunan, eklemli ekstremitelere sahip bir alt dal. Kabuklular (Crustacea), örümceğimsiler (Arachnoidea), çok bacaklılar (Myriapoda), böcekler (Insecta) olmak üzere dört sınıfı vardır. Sölomlu hayvanlardan birincil ağızlılar (Prostomia) bölümünden, eklem bacaklılar (Arthropoda) şubesinden, bölüt sınırları dıştan belli olan, eklemli ekstremitelere sahip bir alt şube. (Euarthropoda), böcekler (İnsecta) olmak üzere 4 sınıfı. vardır.

Gerçek eksen : [Bakınız: sayı ekseni].

Gerçek er : Veli, mürşidi kâmil, ârif, ermişler.

Gerçek gaz : Düşük sıcaklık ve/veya yüksek basınçlarda gazların aralarındaki çekim kuvvetleri ve hacimleri ihmal edilemez olduğunda ideal halden sapan gaz.

Gerçek gelir : Fiyat değişmelerinden arındırılmış, bir başka deyişle fiyat diziniyle indirgenmiş gelir. karşılığı parasal gelir. Katkısız gelir.

Gerçek gider : Gerçekten yapılan giderlerden oluşan maloluş.

Gerçek görüntü : Işık ışınlarının toplanmasıyla oluşturulabilen ve bir perde üzerine düşürülebilen görüntü. Bir mercek ya da değirmi ayna yardımıyla oluşan ve bir görüntülüğe düşürülebilen görüntü (örneğin sinema ve televizyon görüntülüğündeki görüntü). Görünen görüntünün karşıtı.

Gerçek güneş : Zaman tanımlarında sözü edilen, gözlediğimiz güneş tekeri.

Gerçek güneş balığı : Güneş balığı.

Gerçek güneş günü : Gerçek güneş merkezinin öğlenimizden art arda iki geçişi arasındaki zaman farkı.

Gerçek güneş zamanı : Gerçek güneş merkezinin devimine göre belirlenen zaman.

Gerçek harcama : Fiyat değişmelerinden arındırılmış, bir başka deyişle fiyat diziniyle indirgenmiş harcama.

Gerçek hayat durumu : Öğrencilerin okul içinde ve dışında çoğunlukla karşılaştıkları ve bir öğretim programının hazırlanmasında yararlanılan herhangi bir durum.

Gerçek hermofroditizm : Gerçek iki cinslilik.

Gerçek iki cinslilik : Aynı hayvanda, her iki cinse ait üreme organlarının ve cinsiyet bezlerinin yan yana bulunması, gerçek hermofroditizm. Bezlerden birisi testis, diğeri ise yumurtalık olabildiği gibi bir veya her iki cinsiyet bezi yumurtalık ve testis dokularından oluşabilir.

Gerçek indirim : Tecim belitlerinin bugünkü geçer, gerçek değeri üzerinden yapılan indirim.

Gerçek işletme : Marka tecimini önlemek amacıyla, marka isteyende aranan gerçek işletmecilik.

Gerçek işlev : [Bakınız: gerçek değerli işlev].

Gerçek kaburgalar : Doğrudan göğüs kemiğine bağlanan kaburgalar, kosta vera.

Gerçek kaplam : A gibi bir düzgün deyimin belli bir yorum gereği gerçek tamdurumda kazandığı olanaklı kaplam.

Gerçek kemikli balıklar : İskeletleri tüm olarak kemikleşmiş, ktenoit veya sikloit tipte pullarla, bazen de kemik plakalarla örtülü, her iki yanlarında dörder solungaç bulunan, kuyruk yüzgeçleri homoserk olan bir üst takım.

Gerçek kertenkelegiller : Sürüngenler (Reptilia) sınıfının, pullu sürüngenler (Squamata) takımının, kertenkeleler (Lacertilia) alt takımından, küçük boylu, bacakları iyi gelişmiş, ayakları beş parmaklı, kuyrukları yakalanınca hemen kopan (otonomi), etçil, güneşi seven bir familya.

Gerçek kirpikliler : Bir hücrelilerin (Protozoa), kirpikliler (Ciliata) sınıfından, hücre ağızları bulunan, kirpiklerinin yapılarına göre tüm kirpikliler (Spirotricha) ve çevre kirpikliler (Peritricha) olmak üzere iki takıma ayrılan bir alt sınıf. Bir hücrelilerin (Protozoa), kirpikliler (Ciliata) sınıfından hücre ağızları bulunan kirpiklerinin yapılarına göre tüm kirpikliler (Spirotricha) ve çevre kirpikliler (Peritricha) olmak üzere iki takıma ayrılan bir alt sınıf.

Gerçek kolinesteraz : Asetilkolinesteraz.

Gerçek köpek balığı : Köpek balıklan (Selachii) takımının, harhariyasgiller (Carchariidae) familyasından, 1 m kadar uzunlukta, Atlantik Okyanusu ve Akdeniz'de yaşayan bir tür. Köpek balıkları (Squaliformes=Pleurotremata) takımının, kaygan derili köpek balıkları (Triakidae) familyasından, 150 cm kadar uzunlukta olabilen, Atlantik Okyanusu, Marmara, Ege ve Akdeniz’de yaşayan bir tür.

Gerçek kutup : Dönme ekseninin küreyi deldiği iki noktadan her biri.

Gerçek maliyet : Fiyat değişmelerinden arındırılmış, bir başka deyişle fiyat diziniyle indirgenmiş maliyet.

Gerçek maymunlar : Eski sınıflandırmalara göre, memeliler (Mammalia) sınıfının, maymunlar (Primates) takımından, yapıları ince ve güzel, hareketleri çevik, yüzü ve kaba yerleri hariç vücudu kıllı, baş ve gövdedeki kılları yeleye benzeyen, beyinleri büyük ve kafatasları yuvarlak, kolları bacaklarından uzun, başparmakları bulunmayabilen, kuyrukları uzun ve sarılmaya elverişli, sıcak memleketlerde ormanlarda yaşayan, yassı burunlu maymunlar (Platyrhini) ve dar burunlu maymunlar (Catarrhina) olmak üzere iki üst familyayı içine alan bir alt takım. (Simiae),olmak üzere iki üst-familyayi içine alır. Yapıları ince ve güzel, hareketleri çeviktir. Yüzleri ve kaba yerleri dışta kalmak üzere vücutları kıllı olup baş ve gövdedeki kıllar yeleye benzer. Kaba yerleri kırmızı ve mavi renktedir. Beyinleri büyük ve kafatasları yuvarlaktır. Kulak ve göz durumları bakımından insana çok benzerler. Kolları bacaklarından uzundur. Parmakları daima uzun olup baş parmakları bulunmayabilir. Kuyrukları uzun ve sarılmaya elverişlidir. Sıcak memleketlerde ormanlarda yaşarlar.

Gerçek medüzler : Çok hücrelilerden (Metazoa), gerçek çok hücreliler (Eumetazoa) bölümünün, Sölenterler (Coelenterata) alt bölümünün, knidliler (Cnidaria) filumuna giren, dört ışınlı bir ışınsal bakışım gösteren, şemsiyeleri kadeh, kâse, borazan, piramit ve benzerleri biçimlerde olan, bir ağız sapı ve ortasında ağız bulunan, eşey hücreleri iç deriden (endoderm) meydana gelen sınıf. Denizanası (Aurelia aurita) en iyi bilinen türüdür. Knidliler (Cnidaria) şubesinden, dört ışınlı bir bakışım gösteren, şemsiyeleri kadeh, kase, borazan, piramit ve benzerleri biçimlerde olan, bir ağız sapı ve ortasında ağız bulunan, eşey hücreleri iç deriden (endoderm) meydana gelen sınıf.

Gerçek memeliler : Bazı sınıflandırmalara göre memeliler (Mammalia) sınıfının, keseli memeliler (Marsupialia), etenliler (Placentalia) ve bazı taşıl memelilerin bir araya gelmesiyle meydana gelen, etenleri iyi gelişmiş, bugün yaşayan 16 takımı bulunan bir alt sınıfı.

Gerçek odak : Yakınsak mercekte, ışığın kırıldıktan sonra birleştiği nokta.

Gerçek olmayan kazanç : Gerçek bir gelir niteliğinde olmayan ve dengelemde işletme kaynaklarıyla ilişkili görülmeyen kazanç.

Gerçek öğle : Gerçek güneş merkezinin, gözerimi üstünde, öğlene geldiği an.

Gerçek öz : (Horney) Her bireyin içinde yapıcı ve sağlıklı gelişme için yararlanılıp harekete geçirilebilecek erke kaynağı.

Gerçek özne : İğreti ve görünürde özneye karşı olarak fiilin gerçekten yapıcısı olan özne. Edilgen fiillerle kurulmuş olan cümlelerde açıkça söylenmediği için örtülü kalan, ancak, mantık yoluyla bilinen ve işi yapan gerçek özne: Ağaçtaki kaysılar (yabancılar tarafından) toplanmış; Kitabın kapağı (senin tarafından) yırtılmış; Gelecek yıl (yetkililerce) başka bir yere gönderileceksin ve benzerleri Bu cümlelerdeki yabancılar, sen, yetkililer kelimeleri mantıkça bilinen görünmez öznelerdir. Karşıtı görünür özne durumundaki gramerce özne’dir.* Bunlara bk.

Gerçek para kasası etkisi : Fiyatlar genel düzeyinde ortaya çıkan bir düşme sonucu elde bulunan paranın satın alma gücünün artmasına bağlı olarak toplam istemin de artması.

Gerçek parça : Z=a+ib karmaşık sayısı için, a gerçek sayısı. Ge(z) ,Re(z).

Gerçek protein : Ağır metallerle çöktürülerek hesaplanan, yemlerdeki gerçek proteinler veya protein niteliğinde olmayan azotlu bileşiklerden arındırılmış yem proteinleri.

Gerçek puan : Ölçme yanlışlıklarından bütünüyle arındığı varsayılan puan. Sınırsız gözlemlerin ortalaması olarak varsayılan değer.

Gerçek sayı alanı : Eksi sonsuzdan artı sonsuza dek bir eksen üzerindeki bütün sayılar.

Gerçek sayı ekseni : [Bakınız: gerçek eksen].

Gerçek sayılar : [Bakınız: gerçek sayılar kümesi].

Gerçek sayılar kümesi : İlingesel öbek olarak Q oranlı sayılar kümesinin eksiksizleştirilmesiyle elde edilen küme. R. Anlamdaş. gerçek sayılara.

Gerçek sayılar oyutu : Üzerindeki toplama ve çarpma işlemlerine göre R gerçek sayılar Kümesinin oluşturduğu oyut.

Gerçek servet vergisi : Bir defaya özgü alınan servet vergisi.

Gerçek su kurbağasıgiller : İki yaşamlılar (Amphibia) sınıfının, kuyruksuz iki yaşamlılar (Anura) takımının, çift obruklular (Diplasiocoeala) alt takımından dişleri olan, Avrupa, Asya ve Afrika'da ılık ve tropik bölgelerde yaşayan, yeşil su kurbağası (Rana viridis), göl kurbağası (R.ridibunda) türleri iyi bilinen bir familya. İki yaşamlılar (Amphibia) sınıfının, kuyruksuz iki yaşamlılar (Anura) takımının, çift obruklular (Diplasiocoeala) alt takımından, dişleri olan, Asya, Avrupa ve Afrika’da ılık ve tropik bölgelerde yaşayan bir familya.

Gerçek süre : Bir sürenin incelenmesinde, söz konusu işin yapılması için, o işi yapanın gerçekten kullandığı süre.

Gerçek tavan : Sondajda, düzgün durumda rastlanan bir katmanın üst kesimi.

Gerçek tümdeğer : Üretim, yapım ya da alım tümdeğeri.

Gerçek tümsetiş : [Bakınız: tümsetiş].

Gerçek usulde vergileme : Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tutulan defter kayıtları esas alınmak suretiyle, verginin, yükümlüsünün bildirimde bulunduğu kâr üzerinden belirlenmiş bir oranla vergilendirilmesi.

Gerçek ücret : Enflasyondan arındırılmış, diğer bir deyişle sabit bir satınalma gücünü ifade eden ücret karşılığı parasal ücret. Satılma gücü bakımından düşünülen ve paranın gerçek değerine dayanan ücret.

Gerçek ve asıl bulgucu : Bulguyu yapan ve gerçekleştiren kişi.

Gerçek ve inanma : Stanislavski oyunculuk dizgesinde, oyuncunun yaşam gerçeğinden sahne gerçeğine geçmesindeki sanatsal işlem. Bu işlemde oyuncunun yaratacağı kişi ve olay, seyircinin inanması gerektiği gibi ortaya çıkarılır. Oyuncu, kendini zorlamadan yaptıklarına inanacaktır.

Gerçek ve temelli işletme iyesi olmak : Bir ülkede gerçek işletme iyesi olmak.

Gerçek yanılması : Gerçeğin sahne üzerindeki görüntüsünden ortaya çıkan değişme, yanılma.

Gerçek yatım : Doğrultuya dikey olan eğim.

Gerçek yerteknesi : Bir yerteknesinin devimli en orta kesimi. (Buranın niteliği, çökmenin ilkel evresinde bazik ve ültrabazik magma ürünlerinin çıkması ve son evresinde yeğin kıvrılmaların ve bindirmelerin oluşundadır.).

Gerçek yıldız zamanı : Gözlenen ilkbahar noktasına ilişkin günlük devime göre belirlenmiş zaman.

Gerçek yörünge : Gözlenen yörünge değil, cismin kendi dizgesinde çizdiği yörünge. Örn. Bir gezegenin Güneş çevresinde çizdiği elips; yoldaşın başyıldız çevresinde çizdiği yörünge.

Gerçek yük bildirgesi : Gemi yük alındısına (konişmento) göre gemide tutulan yük defteri ya da çıkış limanlarındaki yetkililerce onaylanmış yük bildirgesi. (Taşıta ve içindeki mallara ilişkin bilgileri kapsar ve malın çıkarılacağı limandaki gümrüğe verilir.) a. bk. yük bildirgesi.

Gerçek zamanlı çıkış : Bir veri işlem dizgesince, dış koşulların belirlediği anlarda ya da zaman aralıklarında dizgeden dışarıya gönderilen çıkış verisi.

Gerçek zamanlı giriş : Bir veri işlem dizgesince, dış koşulların belirlediği anlarda ya da zaman aralıklarında alınan giriş verisi.

Gerçek zamanlı ultrasonografi : Organ veya vücut bölümünün hareketinin anlık ultrasonografik görüntülerinin video görüntüsü durumuna çevirip gösterilmesi, real-time ultrasonografi.

Gerçekci : Gerçeklere uyan.

Gerçekçi eğitim : Öğretim etkinliklerinde gerçekler üzerinde durulmasını ya da gerçeklerin anlatılmasını öngören, eğitimin ereğini, doğrulanabilen bilgilerin aktarılması ve açıklanması biçiminde düşünen ve bu nedenle gözleme, deneye ve kişisel çalışmalara önem veren eğitim görüşü.

Gerçekçi kur politikası : Sabit ya da serbest dalgalanan döviz kuru sisteminde; ulusal paranın aşırı değerlenmesini önlemek amacıyla kurda sık sık ayarlamalar yapılmasına yönelik uygulamalar.

Gerçekçi masal : Doğaüstü olaylar yerine dolandırıcılık, aldatma, hırsızlık ve benzerleri durum ve olayları işleyen masal türü. bk. öykü, öykücük, öykülü serüven, öykülü masal, öykülü saga.

Gerçekçi tiyatro : Gerçekliği nesnel, somut ve dolayımsız olarak yeniden yaratarak yansıtmayı amaçlayan tiyatro. Aşamalar sırasına dayanan kapalı bir toplumun değil, açık bir kentsoylu toplumun sanat anlayışını içeren tiyatro. Gerçekçi tiyatro, olay dizisinin kesintisiz aksiyonundan yararlandığı oranda, anlatıma ve episodik gelişime dayanan biçimleri de kullanır. Gerçekçilik, yazarın ve sanatçının, gerçekliği birey-toplum ilişkilerinin çelişkileriyle incelediği noktada başlar. bk. eleştirel gerçekçilik, toplumcu gerçekçilik. [Bakınız: Realist tiyatro].

Gerçeker : Dürüst kimse. Ermiş, veli. Kılavuz, yol gösteren.

Gerçekleme belgesi : Öğrencinin, devam ettiği okuldan ayrılırken isteği üzerine kendisine verilen durum belgesi.

Gerçekleme yaklaşımları : Bir varsayımı sınayarak gerçeklemek üzere başvurulan ve uygunluk, ayrım, birlikte değişmeler ve tortu yaklaşımlarından oluşan belli başlı sınama yolları.

Gerçekleme zarfı : Gerçekten, sahiden, muhakkak gibi olumlama anlatan zarf.

Gerçeklenmek : Doğru bilmek, doğruluğuna inanmak.

Gerçeklerden kaçış : Gerçeklerle yüz yüze gelme ve onlara olduğu gibi uyma yerine hastalık, düşleme, neden uydurma gibi davranışsal tepkilerle bunlara sırt çevirme.

Gerçekleşebilme : Gerçekleşebilmek işi.

Gerçekleşebilmek : Gerçekleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Gerçekleşen gelir : Gerçekleşmiş ancak henüz alınmamış gelir.

Gerçekleşen gider : Bir gereksemenin yerine getirilebilmesi için belirli bir günden önce yapılan ve sadece ileri bir günlemde ödenecek ya da sayışıma alınacak olan gider.

Gerçekleşen kar : Ayrıcalı pay belgitlerinin gerçekleşen ancak henüz dağıtımı yapılmamış kâr payları.

Gerçekleşen kazanç : Ayrıcalı pay belgitlerinin gerçekleşmiş ancak henüz dağıtımı yapılmamış kazançları.

Gerçekleşen ürem : Gerçekleşmiş ancak alınması ve ödenmesi yapılmamış ürem.

Gerçekleşen vergi : Vergi konusu özdeksel olan ya da olmayan nesneler değerlerinin saptanması.

Gerçekleşme olasılığı : Görgül olasılık tanımına göre "n" sayıdaki denemede "r" kez gözlenmiş bir olaya ilişkin olan ve gözlenme sıklığının deneme sayısına oranıyla dile getirilerek 0'la I arasında değişen değer, bk. olasılık kuramı, önsel olasılık.

Gerçekleşme temeli : Gerçekleşme temeline dayanan sayışım.

Gerçekleşmeme olasılığı : Görgül olasılık tanımına göre bir olayın gerçekleşme olasılığının toplam durumlar olasılığından (1'den) çıkarımca eşit değer.

Gerçekleştirebilme : Gerçekleştirebilmek işi.

Gerçekleştirebilmek : Gerçekleştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Gerçekleştirilebilme : Gerçekleştirilebilmek işi. Gerçekleştirilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Gerçekleyin : Hakikaten, gerçekten.

Gerçeklik benliği : (Freud) Benliğin, dış çevrede haz verici nitelikte olan nesnelerden yararlanarak oluşan yönü.

Gerçeklik ilkesi : (Freud) Çevrenin dileklerinin bilincinde olma ve davranışları gerçeklerin gereğine göre yöneltme, ilkesi.

Gerçeklik sınama işlemleri : Bir gözlem yordamıyla elde edilen bilgileri, ikincil kaynaklara, içgerçekleme işlemine, usalırlık ölçütüne dayanarak ve sapmaları önleyici önlemler alarak en aza indirme yolları, bk. usasığar.

Gerçeklik sınaması : Herhangi bir eylem ya da çözümün gerçekler karşısında işe yarayıp yaramayacağını kestirmek için yapılan sınama.

Gerçekmedüzler : (Scyphozoa),en iyi bilinen türüdür.

Gerçeksiz : Gerçekleşmiyeceği bilinen bir eylemi olacakmış gibi aşılatmağa yarayan Latince bir fiil kuruluşu. bk. Gerçekli.

Gerçeksizlik düzeyi : (Lewin) Kişinin ruhsal çevresinde (yaşam alanı) etkinlik, düşünce ve devinimlerin gerçekçi durumdan çok; gereksinme ve isteklerle belirlendiği bir bölge. (İmgeler, gerçekleri değiştirme, uydurmalar ve abartmalarla, peşin yargılar, gerçeksizlik düzeyi görüngüleridir.).

Gerçeksizlik gerçeklik boyutu : (Lewin) Davranışların, istek ve gereksinmelerin ya da gerçek durumların etkisi ile ortaya çıkış oranlarına göre sıralandıkları bir boyut. (Bu boyutu gerçeklik düzeyi ve gerçeksizlik düzeyi diye iki bölgeye ayırabiliriz.).

Gerçektir ola mı : Acaba doğru mu?.

Gerçeküstü oyun : İlkin, 1918'de, Apollinaire'in "Tiresias'ın Memeleri" adlı oyunu için kullanılan bir terim. Gerçekçi, mantıkçı, usçul, alışılagelmiş imgeleri bırakıp oyuna mantık dışı çağrışımlar, bilinç altından kopma ayrıntılar, düşsel öğeler getiren oyun. Örnek: Cocteau'nun "Orphée" si (1926), Antonin Artaud'nun "Kan Fıskiyesi".

Gerçeküstücü film : Gerçeküstücülük akımının ürünü olan film.

Gerçeküstücü tiyatro : Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Fransa'da André Breton'un, Freud'un görüşlerine dayanarak açtığı ve bilinçaltı varsayımları ile düşte olduğu gibi, parçaları birbirini tutmaz bir anlatım biçimi ile vermeye çalışan tiyatro anlayışı. On dokuzuncu yüzyıl sonunda Jarry'ın ve daha sonra Apollinaire'in öncülük ettiği tiyatro anlayışı. Irtaud'nun tiyatro görüşleri de bu akımın gelişimi içinde yer alır.

Gerçel değerli fonksiyon : Değer kümesi gerçel sayılar kümesinin bir alt kümesi olan fonksiyon.

Gerçel eksen : Üzerinde gerçel sayıların işaretlendiği doğru.

Gerçel sayı : Gerçel sayı kümesinin herhangi bir elemanı, gerçek sayı, reel sayı. Her gerçel sayı ya bir rasyonel sayı ya da bir rasyonal sayı dizinin limitidir. Aynı zamanda her gerçel sayının ondalık kesir gösterimi vardır.

Gerçel vektör uzayı : Skalarleri R 'den alınan vektör uzayı.

Gerçeli : Gerçekliğinde, aslının kendisi olduğunda şüphe olmıyan (eser, belge). GERÇEKLİK, Authenticité).

Gerçemek : İlkbaharda yetişen, yaprakları dikenli ve uzun kökü havuca benzer, çok sulu bir çeşit bitki.

Gerçesiz : Doğruluğu, aslının kendisi olduğu belli olmıyan, şüpheli görülen (yazar, eser).

Gerçiğin : Gaziantep şehri, Şahinbey ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Gerçih : Hoppa, hafifmeşrep kişi.

Gerçik : Süslü, güzel, zarif, şık (kimse). Lafa karşılık veren, saygısız. [Bakınız: gercik].

Karışmanın gerçek olmaması : Karışma var gibi göründüğü halde, gerçekte böyle bir durumun bulunmaması.

Nesnel gerçeklik : Bütün biçimleri ve görünüşleri ile özdeksel çevrenin tümü.

Ozansı gerçekçilik : Fransa'da İkinci Dünya Savaşı öncesinde ortaya çıkan sinema akımı. Yazarlıktan, gazetecilikten gelen oyunluk yazarları kimi yönetmenlerle işbirliği yaparak, birlikte çalışan çiftler oluşturdular. Aralarında ozanlar da bulunan bu oyunluk yazarları yaklaşmakta olan büyük savaşın verdiği sıkıntıyı, bunalımı, huzursuzluğu, toplumda yankısını bulan kaynaşmayı izdem olarak ele alan, ağır, boğucu, kötümser havalı oyunluklar yazdılar. Fransız orta sınıfının, işçi sınıfının sorunlarını işlediler. Böylelikle bir yandan günlük gerçeklere, bir yandan bu gerçeklerin ozanca bir tutumla işlenmesine dayanan filmler ortaya çıktı. Ruhbilimsel gerçekçilik, toplumcu romantizm gibi adlar da verilen bu akımın en çok tutulan adı ozansı gerçekçilik oldu.

Sinema gerçek : Sovyet yönetmeni Dziga Vertov'un 1922-1924'te "Pravda" ("Gerçek") gazetesine ek olarak çevirdiği dergi-film dizisi. Sinema-Gerçek, bir yandan giderek yerini yine Vertov'un geliştirdiği Sinema-Göz akımına bıraktığı gibi, çok sonraları bir başka sinema akımının da adı oldu. Fransa'da 1957'ye doğru bazı bu-dunbilimcilerin bir yandan dolaysız sinema, bir yandan Vertov'un Sinema-Gerçek, Sinema-Göz akımını kendi araştırma alanlarına uygulamaları sonunda ortaya çıkan akım. Toplumbilimcilerin de aynı yöntemleri uygulamalarıyla, giderek bir toplumbilim ve budunbilim araştırma ve soruşturma aracı niteliğini kazandı.

Televizyon gerçek : Sinemadaki Sinema-Gerçek akımlarının televizyona uygulanmışı.

Törel gerçekçilik : (Piaget) Çocuklarda ve kimi zaman yetişkinlerde görülen belirli davranışların iyiliği ya da kötülüğünün algılanabilir bir niteliği olduğu görüşü.

Üst gerçekçilik : Yirminci yüzyıl başlarında Fransa’da A. Breton tarafından Freud’un görüşlerine dayanılarak açılan ve bilinçaltı gerçeğini rüyada olduğu gibi parçaları birbirini tutmaz bir ifade halinde anlatmağa çalışan çığır.

Verginin gerçekleştirilmesi : Belirtilen ve bildirilen bir verginin ödenebilecek duruma, gerçek bir düzeye getirilmesi.

Verginin gerçekleştirilmesi ve alımında süre aşımı : Yükümlüden vergi borcunun alınabilmesi için vergi örgütlerince yasalarına göre yapılması zorunlu olan vergi gerçekleştirme işleminin süresinde yapılmaması ve yükümlüye vergi borcunu ödemesi için yine yasalarında yazılı temel yargılara göre süreleri içinde başvurulmaması.

Vergiyi gerçekleştirme : Verginin belirtilmesi yasalarında gösterilen dayanaklar ve oranlar üzerinden vergi örgütünce sayışımlanarak bu alacağın niceliği bakımından belirli bir duruma getirilmesi işlemi.

Yeni gerçeçilik : Toplumda beliren gerçekleri bir sonuca bağlamak amacı gütmeden, olduğu gibi anlatmak isteyen sanat ve yazın akımı. (Bu akım, gerçekliğe yeni bir soluk vermiş, onu canlandırmıştır.).

Acı gerçek : İstenmediği hâlde karşılaşılan sıkıntılı durum. Kaçınılmaz durum.

Gerçeğe aykırı : Gerçek dışı.

Gerçeğe aykırılık : Gerçek dışılık.

Gerçeğe uygun : Gerçeğe uyan.

Gerçeğe uygunluk : Gerçeğe uygun olma durumu.

Gerçek : Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Yalan olmayan. Doğruluk. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Yapay olmayan. Temel, başlıca, asıl. Gerçeklik.

Gerçek dışı : Gerçeğin dışında olan, gerçek olmayan, gerçeğe aykırı, hilafıhakikat, irrealist.

Gerçek kişi : Hukuk bakımından birey. Kimse olarak var olan kişi.

Gerçek mantarlar : Bağlarda mildiyu hastalığını yapan, emeçleri iyi gelişmiş mantarlar (Peronospora viticola).

Gerçek sayı : Bir eksen üzerindeki bir noktanın yerini belirlemeye yarayan sayı.

Gerçekçi : Gerçeği gören ve ona göre davranan veya gerçeğe uygun olarak yapılan, realist. Gerçekçilik yanlısı olan, realist.

Gerçekçilik : Gerçekçi tutum ve davranış, realizm, realistlik. Bilinçten bağımsız bir gerçekliğin var olduğunu benimseyen görüş, realizm, realistlik. Gerçekleri olduğu gibi yansıtmaya çalışan sanat çığırı, realizm, realistlik.

Gerçekleme : Gerçeklemek işi, teyit.

Gerçeklemek : Bir şeyin doğruluğunu herhangi bir şeyle ortaya koymak, doğrulamak, teyit etmek.

Gerçekleşme : Gerçekleşmek işi, tahakkuk.

Gerçekleşmek : Gerçek olmak, gerçek duruma gelmek, meydana gelmek, tahakkuk etmek.

Gerçekleştirilme : Gerçekleştirilmek işi.

Gerçekleştirilmek : Gerçek duruma getirilmek.

Gerçekleştirme : Gerçekleştirmek işi, realizasyon.

Gerçekleştirmek : Gerçek duruma getirmek, yapmak, ortaya koymak.

Gerçekli : Gerçeklenmiş, gerçek olduğu anlaşılmış, muhakkak.

Gerçeklik : Gerçek olan, var olan şeylerin tümü, hakikat, hakikilik, şeniyet, realite, reellik.

Gerçekte : Aslında, tam anlamıyla, hakikatte.

Gerçekten : Gerçek olarak, cidden, hakikaten, sahi, sahiden, filhakika, filvaki.

Gerçeküstü : Gerçeği aşan, gerçeğin üstündeki gerçek, sürrealite.

Gerçeküstücü : Gerçeküstücülükten yana olan, sürrealist. Gerçeküstücülükle ilgili olan (görüş, eser vb.), sürrealist.

Gerçeküstücülük : Aklın, geleneklerin, alışkanlıkların denetiminden uzak bilinçaltı gerçeklerini yansıtan yani bilinen gerçekle bağını kesip kendince bir gerçek yaratmak amacını güden edebiyat ve sanat akımı, sürrealizm.

Gerçi : Her ne kadar . ise de, vakıa.

Toplumcu gerçekçi : Toplumcu gerçekçilik yanlısı olan.

Toplumcu gerçekçilik : Toplumsal olayları ve ilişkileri toplum bilimi açısından ele alarak hem gerçekçilik hem de gelişme süreci içinde irdeleyen roman türü. Toplumsal olayları ve ilişkileri toplum bilimi açısından ele alarak hem gerçekçilik hem de gelişme süreci içinde irdeleme.

Yeni gerçekçi : Yeni gerçekçilik yanlısı olan.

Yeni gerçekçilik : Eşyanın gerçeğini ışık ve gölgeden yoksun keskin çizgilerle vermeyi amaç edinen resim anlayışı.

Diğer dillerde Gerber yöntemi anlamı nedir?

İngilizce'de Gerber yöntemi ne demek ? : gerber method