Get straight to the point türkçesi Get straight to the point nedir

  • Hemen konuya girmek.
  • Sadede gelmek.
  • Neticeye varmak.
  • Sonuca varmak.

Get straight to the point ingilizcede ne demek, Get straight to the point nerede nasıl kullanılır?

Get : Uğraşmak. Yakalamak. Varmak. -tirmek. Kazanmak. Yapmak. -tırmak. Gelmek. Anlamak. Başına gelmek.

Straight : Düz (çizgi). Kent. Dosdoğru. Yarış çizgisi. Düz hat. Doğru. Eşcinsel olmayan kimse. Düzgün. Düzlük. Uyuşturucu kullanmayan kimse.

To : -mek -mak (mastar). E doğru. E. Oranla. Göre. Ya. Ye. Karşı. Kadar. -e göre.

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık.

Point : İşaret etmek. Sayı. Topun kurallara uygun olarak geri çevrilememesi ya da başlama atışının kullanılmaması sonucu tarafların kazancını ya da yitirimini belirleyen birim. Uç. Noktalamak. Uç vermek. Bitirmek. Tenis, bilgisayar, masa tenisi alanlarında kullanılır. Sivrilmek. Ferma yapmak (av köpeği).

Keep to the point : Konuya sadık kalmak. Konudan sapmamak.

Came straight to the point : Meselenin kalbine gitme. Direk olarak alttaki çizgiye inme. Dikkatini işe verme.

To the point : Ucuna kadar. İşareti vuran. Dip çizgisine kadar. Tam yerinde isabetli. Dibine kadar. Beneği vuran. Meselenin kalbine kadar. İsabetli. Konunun özüne. Tam yerinde.

 

Speak to the point : Konuya bağlı kalmak.

Brief but to the point : Kısa ve özlü.

İngilizce Get straight to the point Türkçe anlamı, Get straight to the point eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Get straight to the point ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Amounting : Toplama ulaşmak. Eşit olmak. Baliğ. İfade etmek. Kadar etme. Kadar. Miktarında. Anlamına gelmek.

Talk turkey : Yüzüne söylemek. Açık konuşmak. Dobra dobra konuşmak. Ciddi bir şekilde veya ciddi konuşmak.

Educes : Çıkarmak. Ayırmak. Sonuç çıkarmak.

Deduces : Ortaya çıkarmak. Sonucuna varmak. Görüşüne varmak. İstidlal etmek. Çıkarsamak. Anlamak. Sonuç çıkarmak. Çıkarsama yapmak. Gelişimini izlemek.

Deduced : Anlamak. Gelişimini izlemek. İstidlal etmek. Sonucuna varmak. Çıkarsamak. Görüşüne varmak. Çıkarım yapmak. Sonuç çıkarmak. Ortaya çıkarmak.

Reasoned : Düşünüp taşınmak. Görüşmek. Çözmek. İyice düşünülmüş ve mantıklı. Sonuç çıkarmak. İkna etmeye çalışmak. Uslamlamak. Mantıklı davranmak. İyi düşünülmüş. Akıl yürütülmüş.

Hark back : Geçmişi yad etmek. Eskiyi anımsamak. Geçmişi anımsamak. Sadede dönmek. Geri dönmek (tazı). Geçmişe dönmek. Konuya dönmek.

Reason : Usa vurmak. Sonuç çıkarmak. Bulmak. Akıl. Sağduyu. Usavurmak. Mantıklı davranmak. Uslamlamak. Düşünmek.

Get down to brass tacks : Bir şeyin temeline inmek. Pratikten söz etmek. Esas meseleye gelmek. Konuya gelmek. Bir şeyin özüne inmek. Sadede gelelim. Asıl konuya gelmek. Gerçek konuya girmek. Ayakları yere basarak konuşmak.

 

Deducing : Ortaya çıkarmak. Çıkarsama yapmak. Çıkarsamak. Sonucuna varmak. Çıkarım yapmak. Anlamak. Görüşüne varmak. Sonuç çıkarmak. Gelişimini izlemek. İstidlal etmek.

Get straight to the point synonyms : get to the point, cut to the chase, get to the bottom of things, come to the point, educe, deduce, make inferences, get down to the brass tasks, decides, amounted, decide, get down to work, touch the right chord, arrive at a conclusion.