Gezergiç nedir, Gezergiç ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sabanla eyefi birbirine bağlamakta kullanılan ağaçtan yapılmış bir çeşit araç.

Gezergiç kısaca anlamı, tanımı

Geze : Gelinin çeyiz kaldırma töreni. Düğünden sonra oğlan ve kız tarafının verdikleri karşılıklı ziyafet. Öküz arabasının iki oku arasına, açıklığı koruması için gerilen ağaç. Gezinti yeri

Gezer : Cin, peri, ölü ruhu ve benzerleri hayali şeyler. Geceleri kötü niyetle dolaşan kişi. Havuç. Dolaşan, gezen, gezici.

Gezergi : Çingene: Bu sene gezergiler yaylaya çıkmadılar.

Bağlamak : Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.

Bağlama : Bağlamak işi. Yapılarda duvarları birbirine bağlayan kiriş, putrel vb. Üç çift telli olan ve mızrapla çalınan bir saz. Ulama.

 

Birbiri : Karşılıklı olarak bir diğeri.

Bağlam : Deste. Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, kontekst. Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst. Bent.

Birbir : Yabancı olmayan, akraba, yakın. Akraba, yakın.

Saban : Çift süren hayvanların koşulduğu demir uçlu tarım aracı.

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

Bağla : Buğday ve arpanın içinde bulunan burçak, mercimek şeklinde siyah tanecikler. Bakla yaprağına benzeyen ve pişirilip yenilen bir bitki. Fasulye. Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Su bendi tıkacı. Ufak göl. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç. Çoban köpeklerinin boynuna takılan, üzerinde sivri dişler bulunan demir halka. (Adalıkuzu, Hacılar Güdül Ankara) (bakla) : (Akbaş Güdül Ankara).

Eyef : Kağnı ya da saban oklarını boyunduruğa bağlayan halka biçiminde bükülmüş ince ağaç. Sap, ot, çalı bağlamlarını denk yaparken ipleri sıkıştırmakta kullanılan özellikle çıtlık denilen ağaçtan yapılmış araç. Boyundurukla saban okunun kılıç aracılığıyla birbirine tutturulmasma yarayan ağaç halka. Saban okunun ucundaki demir halka. (Başkışla Karaman Konya). Saban, kızak, araba, pulluk ve düveni boyunduruğa bağlamak için kullanılan, uç kısımları birbiri üzerine oturmuş elips biçiminde ağaç. (Yeşilköy Gelendost, Ortayazı Senirkent Isparta; Ürkütlü, Bucak Burdur; Kemalpaşa İzmir). Kağnı ve arabalara yüklenmiş sapları, düzgün tutmak amacıyla bağlama iplerinin arasına konan, elips biçiminde ağaç. (Beylerli Çardak Denizli).

 

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

Saba : Sabah yeli. Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam.

Ağaç : Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

Araç : Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Taşıt.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Gezerev durguluğu anlamı nedir?

İngilizce'de Gezerev durguluğu ne demek ? : mobile home park