Give the lead türkçesi Give the lead nedir

  • Örnek olmak.

Give the lead ingilizcede ne demek, Give the lead nerede nasıl kullanılır?

Give : Dogruluğunu kabullenmek. Tanımak. Esneklik. Yapıvermek. Ödemek. Uçlanmak. Koparmak. Bulaştırmak. Hediye etmek. Armağan etmek.

The : Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Lead : Başoyuncu. Başı çekmek. Bir oyunda birinci derecedeki rol. İletme teli. Elektrik akımını, dipten ışıklı aygıta ya da elektriksel uçlara ileten tel. Madencilik, tiyatro, veterinerlik alanlarında kullanılır. Fazla tüketildiğinde zehirli etki yapan ağır bir metal. Önderlik etmek. Öncülüğünü yapmak. Bir oyundaki en önemli ve en ön plandaki oyun kişisi.

Give the benefit of the doubt : Doğru olduğunu varsaymak. Suçsuz kabul etmek. Biri hakkında en iyisini düşünmek. Birinin haklı olduğunu düşünmek. Doğru kabul etmek. Haklı kabul etmek.

Give the bird : Yuhalamak. El kol hareketi çekmek. El işareti yapmak. Orta parmağını göstermek.

Give the breast : Bebeği beslemek. Emzirmek. Bebeği emzirmek.

Give the game away : Açığa çıkarmak. Oyunu bozmak. İhanet etmek. Satmak (arkadaşlarını).

 

Give the chills : Soğukluk getirmek.

Give the cold shoulder : Umursamamak. Soğuk davranmak. Kasıtlı olarak soğuk veya sevimsiz olmak.

Give the devil his due : İyi davranmak. Kötü de olsa hakettiğini vermek. Sezar'ın hakkı sezar'a. Sezarın hakkı sezara. Yiğidi öldür hakkını yeme. Hakça muamele etmek. Kötü adamın bile hakkını vermek. Sezar'ın hakkını sezar'a vermek.

İngilizce Give the lead Türkçe anlamı, Give the lead eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Give the lead ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Set the pace : Örnek teşkil etmek. Yarışta hızı ayarlamak. Standart veya referans oluşturmak. Tempoyu veya hızı belirlemek.

Set an example : Emsal oluşturmak. Örnek sergilemek. Örnek teşkil etmek. Emsal olmak. Model olmak.

Be an example : Örnek teşkil etmek.

Exemplify : Göstermek. Örnek göstermek. Temsil etmek. Örneklerle açıklamak. Resmi onaylı suretini çıkarmak. Örneklendirmek. Örnek vermek. -in örneği olmak. Örneklerle göstermek.

Exemplifies : Örneklendirmek. Örneklerle göstermek. Örnek oluşturmak. Resmi onaylı suretini çıkarmak. Örneklemek. Örneklerle açıklamak. Örnek vermek. Örnek göstermek. Temsil etmek.