Go over türkçesi Go over nedir

  • Ayrıntılar üzerinde durmak.
  • Yapmak.
  • Bakmak.
  • Karşı safa geçmek.
  • Geçmek.
  • Tekrar açıklamak.
  • Elden geçirmek.
  • İncelemek.
  • Tekrarlamak.
  • Başarı kazanmak.
  • Taraf değiştirmek.
  • İnce eleyip sık dokumak.
  • Tekrar gözden geçirmek.
  • Muayene etmek.
  • Sunmak.

Go over ile ilgili cümleler

English: Can we go over there?
Turkish: Oraya gidebilir miyiz?

English: I guess I'll just go over to Tom's.
Turkish: Sanırım sadece Tom'a uğrayacağım.

English: Could I go over to Mary's house to play?
Turkish: Oynamak için Mary'nin evine gidebilir miyim?

English: Ali thought Mary should go over to John's house and help him.
Turkish: Ali Mary'nin John'un evine gitmesi ve ona yardım etmesi gerektiğini düşünüyordu.

English: Don't go over the speed limit.
Turkish: Hız sınırının üzerinde gitmeyin.

Go over ingilizcede ne demek, Go over nerede nasıl kullanılır?

Go : Götürmek. Uymak. Yok olmak. Enerji. Koyulmak. Devrolunmak. Ölmek. Girişim. Erişmek. İş görmek.

Over : Üzerine. Sona ermiş. Yukarıda. Aşkın. Fazladan. Üstüne. Devirmek. Yukarıya. Üzerinden. Fazla.

Go over the top : Amaçlanan sınırı aşmak.

Go over with : İle başarılı olmak.

Go overboard : Abartmak. Bir şeyi abartmak. Bir şeyi abartılı bir şekilde yapmak (özellikle aşırı derecede hevesli olma sonucu olarak). Ölçüyü kaçırmak. Abartılı davranmak. Aşırıya kaçmak. Hastası olmak. Tekneden veya gemiden çıkmak. Aşırı davranışlar göstermek. Kapılmak.

 

Go a long way towards : Bir şey çok katkıda bulunmak. Çok yararlı olmak.

Go a long way : Çok iş görmek. Çok dayanmak. Bir yere kadar yeterli veya yararlı olmak. Etkisi uzun sürmek.

İngilizce Go over Türkçe anlamı, Go over eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Go over ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Con : Aldatmak. Yutturmak. Kafalamak. Kandırmak. Karşı. Dikkatle okumak. Dümen kullanmak. Hile yapmak. Bir ölçek sınarının dile getirdiği yargıya katılmayan ya da olumsuz yanıt veren kişi, ona ters düşen tutum ya da görüş.

Sounded : Sondayla bakmak. İskandil etmek. Etki bırakmak. Belli etmek. Çalınmak. Sonda ile yoklamak. Ağzını aramak. Söylemek. Ses çıkarmak.

Emcee : Teşrifatçı olarak çalışmak. Teşrifatçı. Bir programın sunuculuğunu yapmak. Protokol yetkilisi olarak çalışmak. Protokol müdürü. Protokol müdürü olarak çalışmak. Sunucu. Sergilemek. Protokol yetkilisi.

Analyzes : Çözümlemek. Analiz etmek. Tahlil etmek. Analizler. Araştırmak.

Arrive : Dönmek. Ulaşmak. Vasıl olmak. Başarmak. Üstesinden gelmek. Bir ereğe ulaşmak. Gelip çatmak. Dayanmak. Varmak. Gelip dayanmak.

 

Iterated : Ötelenmiş. Tekrar tekrar söylemek. Yinelemek.

Besting : En iyi. Hakkından gelmek. En iyisi. Birinci sınıf. Baskın çıkmak. Yenmek. En iyi şekilde. Alt etmek. En.

Affirms : İddia etmek. Söylemek. Onaylamak. Bildirmek. İleri sürmek. Olumlamak. Doğrulamak. Söz vermek. Tasdik etmek.

Concoct : Tertip etmek. Uydurmak. Uyduruvermek. Kafadan atmak. Birbirine karıştırıp hazırlamak. Hazırlamak. Karıştırmak. Uydurmak (hikaye veya yalan). Birbirine karıştırarak hazırlamak.

Beholding : Seyretmek. Seyretme. Dikkatle bakma. Görmek. Dikkat etmek.

Go over synonyms : dittos, analyse, beheld, bestow, audit, build, duplicate, acquit oneself, come close, cares for, attend, come over, overhaul, builds, overhauls, iterates, analyze, cons, bring in, attended, be successful, be in charge of, assess, score, administer to, beats, conning, care for, ingeminate, inspects, be mentioned, beholds, comperes.