Golden türkçesi Golden nedir

  • İtidal.
  • Altın rengi.
  • Üstün.
  • Altın sarısı.
  • Altın.
  • Altından.
  • Parlak sarı.
  • Zerrin.
  • Altından yapılmış.
  • Türünün en iyisi.
  • Altın gibi.
  • Altın renginde.

Golden ile ilgili cümleler

English: It was Ali's first time to see the Golden Gate Bridge.
Turkish: Ali ilk defa Golden Gate köprüsünü görüyordu.

English: I missed a golden opportunity.
Turkish: Altın bir fırsatı kaçırdım.

English: Isn't that the Golden Gate Bridge?
Turkish: O, Golden Gate köprüsü değil mi?

English: Caesar erected a golden statue of Cleopatra.
Turkish: Sezar, Kleopatra'nın altından bir heykelini dikti.

English: How long is the Golden Gate Bridge?
Turkish: Golden Gate Bridge ne kadar uzunluktadır?

Golden ingilizcede ne demek, Golden nerede nasıl kullanılır?

Golden age : Altın çağ. Asr-ı saadet. Doruğunu aydınlanma çağı'nda bulan ön altıncı yüzyıl ortalarından on sekizinci yüzyıla dek gelişen bir süreç içinde yetişmiş olan büyük oyun yazarları ve yapıtları için kullanılan deyim. ingiltere'de shakespeare, marlowe, johnson; ispanya'da lope de vega, calderon, tirso de molina; fransa'da corneille, racine ve molière «altın çağ» içindeki yazarlardır. Aydınlanma devrinden sonra avrupa'da yetişen büyük oyun yazarları için kullanılan bir terimdir. ingiltere'de marlovve, shakespeare, johnson, ispanya'da calderon, lope de vega, tirso de molina; fransa'da corneille, racine, möliere gibi yazarların yaşadığı, aşağı yukarı 200 yılı kapsayan dönem. (xvı. yüzyıl ortasından xvııı. yüzyıla değin). Huzur ve mutluluk dönemi.

 

Golden age of development : İkinci dünya savaşı’ndan 1970’lerin ortasına kadar devam eden, gerek gelişmiş ülkelerin gerekse az gelişmiş ülkelerin istikrarlı ve görece büyük büyüme oranlarını sağladıkları ve az gelişmiş ülkelerin sanayileşme yönünde belli yapısal dönüşümleri yaşadıkları dönem. bu dönemde ikinci dünya savaşı sırasında harap olan avrupa ülkelerinin yeniden imarında ve yüksek oranlı büyümesinde özellikle marshall planı kapsamında aldıkları yardımların önemli payı olmuştur. Kalkınmanın altın çağı.

Golden age of development economics : Daha önceki dönemlerde büyüme ile özdeş kabul edilen kalkınma kavramının, kalkınmanın altın çağı ile birlikte iktisadın ayrı bir dalı olarak benimsendiği ve yaygınlaştığı dönem. Kalkınma iktisadının altın çağı.

Golden century : Altın asır.

Golden eagle : Kuşlar (aves) sınıfının, kartallar (falconiformes) takımının, kartalgiller (falconidae) familyasından, türkiye'nin her yerinde her mevsimde görülen, kuzey afrika, avrupa ve asya'da yüksek dağ ve kayalıklarda yaşayan, 80-95 cm kadar uzunlukta, sırtı koyu kahverengi, karnı açık kahverengi, kanatları siyah üzeri sarı, beyaz lekeli bir tür. altın kartal. Altın kartal. Kaya kartalı. Kartalı kaya. Kayakartalı.

 

Golden mean : Altın oran. İtidal. Eşit derinlik. Orta yol. Uzlaşma aracı. İki uç nokta arasında arzu edilen orta nokta (aristo felsefesine göre). Ilımlılık. Ilımlı tutum. Ölçülük. Ilım.

Golden hamster : Avurtlak. Dağ sıçanı. Kemiriciler (rodentia) takımından, güneydoğu anadolu ve kafkaslarda yaşayan altın sarısı renkli bir memeli türü.

Golden horn : Haliç.

Golden montazah hen : Adını mısır’da montazah kanatlı hayvanlar araştırma çiftliğinde, rhode ısland red ve dokki 4 arasında yapılan melezleme sonucu elde edilen yeni bir varyeteden almış, civcivlerin tüy rengi sarımsı kırmızı, cinsiyet ayrımı yumurtadan çıkma sırasında kolaylıkla yapılabilen, gaga sarımsı kahverengi, bacaklar ve deri sarı renkte olan, ortalama yumurta verimi ve ortalama yumurta ağırlığı dikkate alındığında dokki 4’e göre daha üstün olan tavuk ırkı. Altın montazah tavuğu.

Golden jubilee : Ellinci yıldönümü. Evlilikte altın yıl.

İngilizce Golden Türkçe anlamı, Golden eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Golden ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Under : Aşağıda. Az. Altına. Altı. Aşağısına. -den aşağı. Emrinde. Altta. Kolon ya da piramitte üstündekileri taşıyan güçlü kişi. trapez gösterisinde uçan trapezciyi tutup taşıyan cambaz. Daha küçük.

Extra : Ek olarak. Olağanüstü. Kısa, ama dikkati çeken bir rol. Gereğinden fazla. Tiyatro, veterinerlik alanlarında kullanılır. Fazladan. Özel baskı. İlave. Ek ücrete tabi şey. Fazla.

Ascendent : Etkin. Yükselen. Nüfuzlu. Ekliptiğin yükselen noktası. Egemen.

Stoicism : Metanet. Acılara göğüs germe. Stoacılık. Sabır. Stoik felsefe. İtidalini kaybetmeme. Metin olma.

Restraint : Zapt. Kaçınmak (cinsel ilişkiden). Zorlama. Sınırlama. Engel. Tutma. Dizginleme. Kısıtlama. Kendini tutma.

Moderation : İşletme koşullarını daha kolay denetleyebilmek için tepkime hızını azaltma. ışınetkin özdeklerin parçalanmasıyla ortama dağılan nötronların yavaşlatılmaması. Yatıştırma. Ölçülülük. Ilımlama. Yumuşatma. Tepkileşimlikte ılıncıkların çekirdeklerle çarpışmaları sonucu hızlarını yitirmeleri. Yeğinliği azaltma, aşırılığı olağan bir ölçüye indirme. Ilımlılık. Ilım. Fizik, kimya alanlarında kullanılır.

Sobriety : Temkin. Ağırbaşlık. Gösterişsizlik. İçkinin etkisi altında olmama. Süssüzlük. Ayıklık. İmsak. Ilımlılık. Ciddiyet.

Moderations : Ilımlılık. Yatıştırma. Ölçülülük. Öğrencilerin 1'inci 2'nci ve 3'üncü olarak ödüllendirildikleri oksford üniversitesi'ndeki bazı konulardaki genel sınavların ilk grubu. Yavaşlama. Ilımlama. İnsaf. Yumuşatma. Ilım.

Narcissi : Zeren. Nergis. Fulya. Zerren.

As good as gold : Çok terbiyeli. Çok güvenilir. Çok sağlam. Gerçekten altın gibi.

Golden synonyms : underneath, jonquils, atop of, prosperous, stoicisms, in a class by itself, flaxy, ascendants, chromatic, dominant, excellent, gilded, aureate, best of breed, atop, daffodils, composure, aurums, advantageous, equanimity, temperament, decencies, sobrieties, gilt, continence, from under, eximious, gold, narcissus, choicer, gold coin, daffodil, distingue.

Golden zıt anlamlı kelimeler, Golden kelime anlamı

Achromatic : Renközü olmayan. (siyah, beyaz ve gri, renksemezdir). renkserin karşıtı. Renksiz; renk meydana getiren en küçük uyartıya duyarsız. Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Renksemez. Perdesi değişmeyen. Renksiz. Renk değişikliği yapmayan, ışığı renklerine ayırmadan kıran, akromatik, akromatoz. Akromatik.

Unhappy : Mutsuz. Keyifsiz. Üzüntülü. Beceriksiz. Üzgün. Kederli. Aksi. Kahırlı. Münasebetsiz. Uygunsuz.

Golden ingilizce tanımı, definition of Golden

Golden kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Consisting of gold. Made of gold.