Goods türkçesi Goods nedir

  • Yük.
  • Ürün.
  • Eşya.
  • Meta.
  • İnsan gereksinimlerini doğrudan veya dolaylı olarak karşılama özelliğine sahip her türlü nesne. geniş anlamda, insan gereksinimlerini doğrudan veya dolaylı olarak karşılayan mal ve hizmetler. bk. eşya.
  • Gümrük sınırından geçirilen her türlü canlı, cansız nesne ve değer.
  • Mamul.
  • Yapılan ya da üretilen, topraktan, sudan çıkartılan her türlü özdek. satılabilen bir yerden başka bir yere gönderilen sarmalama ya da sandıklama yoluyla depolara konulabilen ürünler.
  • Mal mülk.
  • Gümrük mevzuatı kapsamında anılan her türlü madde.
  • Gümrük, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.
  • İyi mallar.
  • Ayniyat.
  • Emtia.
  • Doyumsuzluk varsayımının geçerli olduğu, diğer bir deyişle daha çok malın daha azına tercih edildiği mallar.
  • Mal.

Goods ile ilgili cümleler

English: All these goods are heavily taxed.
Turkish: Tüm bu mallar ağır biçimde vergilendiriliyor.

English: Ali owns a sporting goods store.
Turkish: Ali bir spor ürünleri mağazasına sahip.

English: A buyers' market is a market in which goods are plentiful, buyers have a wide range of choices, and prices are low.
Turkish: Bir alıcı piyasası malların bol olduğu, alıcıların çok çeşitli seçimlere sahip olduğu, ve fiyatların düşük olduğu bir piyasadır.

 

English: As expected, the price of imported goods rose.
Turkish: Beklenildiği gibi, ithal malların fiyatı yükseldi.

English: Handmade goods are very expensive nowadays.
Turkish: Bugünlerde el yapısı ürünler çok pahalı.

Goods ingilizcede ne demek, Goods nerede nasıl kullanılır?

Goods account : Mal hesabı. Emtia hesabı. Mal sayışımı. Satın alınan ve satılan malların yürütümü izlenilmek üzere tutulan sayışım.

Goods declaration inwards : Giriş bildirgesi. Ülkeye kesin olarak giren malların, giriş gümrük işlemleri için kullanılan basılı bildirge, a. bk. bildirge.

Goods exchange : Tecim borsası. Emtia borsası. Aşlık, tahıl, toprak ürünleri, her çeşit tecim mallarının hükümet denetimi altında alınıp satıldığı yer.

Goods for next years need : Temel gereçlerin azlığı, ederlerinde sezilen ve görülen artışlar ve yükselişler eğilimi, düzenlenmiş bir yapıma ilişkin temel gereçlerinin de yeteri kadar en uygun koşullarla sağlanarak elde bulundurulması zorunluluğu gibi nedenlerle işletmenin bir yıllık dönem içinde kullanabileceği, biçim değiştirebileceği ve satabileceklerinden daha çok araç ve gereçler satın alması. Gelecek yıllar gereksemeli biriktirimler.

Goods in bulk : Sandıklama, sarmalama yapılmaksızın gelişigüzel taşıtlara konularak getirilen, götürülen her tür mal. Dökme mal.

 

Goods traffic : Mal taşınması. Bir ülkeye ilişkin mal girişi ve çıkışı. Emtia nakliyatı. Mal giriş çıkışı.

Goods retailing : Malların doğrudan tüketiciye satışı üzerinde yoğunlaşan etkinlik. Mal perakendeciliği.

Goods on hand : Eldeki mallar. Üretim ve tüketim gereçleri, yapımlı, yarı yapımlı malların tümü ve bunların sayımla saptanan tutarı. Birikmiş, satılmamış, istifli mallar. ambardaki mal. Mağaza mevcudu. Birikim.

Goods train : Yük treni. Yük katarı. Marşandiz treni. Marşandiz.

Goods of inferior quality : Gereken özellik ve nitelikte olmayan mal. Sıra malı. Adi mal.

İngilizce Goods Türkçe anlamı, Goods eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Goods ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Furniture : Perde, koltuk, kanape, sandalye, masa, etajer gibi döşemelik eşya. Mefruşat. Mobilya. Möble. Ev eşyası. Bir görünçlüğün döşenmesine yarayan eşya ve gereçler. Taşınır demirbaş. Malzeme. Uzun süre kullanılması olağan taşınır mallar.

Nifty : Süper. Şık. Hoş. On numara (müthiş). Zeki. Çekici. Güzel. Havalı. Etkileyici. Fiyakalı.

Emblements : Mahsul. Bir ürünü hasattan elde edilen kazanç (hukuk terimi). Ekili arazi ürünlerinden elde edilen gelir. Ekili arazi ürünleri üzerindeki hak.

Respectable : Kıyafeti düzgün. Hürmete değer. Temiz. Ekonomik bakımdan güçlü. Namuslu. Oldukça iyi. Saygın. Hayli. Hürmetli. Önemli.

Assets : Mevduat. Tecimsel bir kuruluşun ya da bir tecimevinin belirli bir zamandaki taşınır ve durağan mallarından paraya çevrilmesi olumlu bulunanları da kapsamak üzere varlıkları ve alacaklarının tümü. Servet. Varlıklar-alacaklar. Aktif. Alacaklar. Mal varlığı. Mevcutlar.

Corking : Muhteşem. Şahane. Harika. Müthiş. On numara (müthiş).

Airhead : Paraşütçüler tarafından kuşatılmış düşman bölgesi. Paraşütçü birlikler tarafından korunan düşman kontrolü bölge. (argo terim) aptal ve aklen dengesiz olan kişi. Mankafa. İleri üs. Hava başı. Salak. Aptal. Boş adam.

Fardel : Bohça.

Wares : Satılık eşya. Mallar. Mamul mallar. Eşyalar.

Merchandise : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Ticari mal. Satılık eşya. Ticaret yapmak. Satışa sunulan mal. Satın almak. -in ticaretini yapmak. Alıp satmak.

Goods synonyms : old growth, good enough, second growth, peachy, douches, virgin forest, cargo, acceptable, burthens, flora, charge, goodish, freight, finished good, cracking, bang up, childing, bosk, chattel, bully, fruit, commodity, effects, end product, quality, swell, underbrush, offspring, freightage, fruits of the earth, undergrowth, dork, growths.

Goods zıt anlamlı kelimeler, Goods kelime anlamı

Worse : Daha kötü şey. Daha çok. Kötü. Daha kötü. Daha da kötüsü. Daha kötüsü. Daha fena. Beter. Beteri. Daha hasta.

Unfavorable : Aleyhte. Ters. Sakıncalı. Olumsuz. Aksi. Bir ölçek sınarının dile getirdiği yargıya katılmayan ya da olumsuz yanıt veren kişi, ona ters düşen tutum ya da görüş. Tercih edilmeyen. Karşı. Açık veren (hesap). Elverişsiz.

Bad : Terbiyesiz. Bozuk. Batak. Berbat. Şanssızlık. Yıkım. Küfürlü. Bir dürtüş ya da vuruşa karşı korunmak için yapılan, yerinde ve yeterli olmayan çelgi. Perişanlık.

Goods antonyms : disobedient, worst, unrespectable, fauna.

Goods ingilizce tanımı, definition of Goods

Goods kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : [Bakınız: Good].