Grup; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Küme.
  • Çeşitli sınıf veya birliklere bağlı elemanların, belirli bir taktik görevi gerçekleştirmek üzere, tek komutanın emri altında birleştirilmesinden oluşan kıta topluluğu.
  • Görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü, ekip.
  • Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü
 

"Grup" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Lehçeler grubu."
  • "Savaş grubu. Yürüyüş grubu. Savunma grubu."
  • "Bir kadın grubu, gözleri komutanın penceresine dikili duruyor." - H. E. Adıvar

Gramer anlamı:

Birden çok kelimeden oluşan fakat yapı ve anlamındaki bütünlük dolayısıyla cümle içinde tek bir öge gibi işlem gören ve yargı bildirmeyen söz dizisi. Ad tamlaması, sıfat tamlaması, iyelikli tamlama, ikilemeli tamlama, birleşik ad, edat grubu, birleşik fiil ve benzeri birer grup oluşturmaktadır: saman rengi, ana kucağı, tatlı elma, dünkü haber, iri iri gözler, Halide Nusret Zorlutuna, pazartesi (<pazar ertesi), ayakkabı, Haydarpaşa, sizin için, ona göre, ateş gibi, denizde kum, evdeki iş, alt eylemek, pişman olmak, yapmış bulunmak, Osman baba, Ayşe nine, ey arkadaş! ve benzeri

Bilimsel terim anlamı:

Azerbaycan Türkçesi: söz birläşmasi; Türkmen Türkçesi: söz düzümi; Gagauz Türkçesi: laf birleşmesi; Özbek Türkçesi: soz birikmasi; Uygur Türkçesi: söz birikmisi; Tatar Türkçesi: süz tezmäse ~ süztezmä; Başkurt Türkçesi: hüzbäyläneş; Kmk: söz tagım; Krç.-Malk.: söz tutuş; Nogay Türkçesi: söz baylanıs;Kazak Türkçesi: söz tirkesi ~ söz tirkesimi; Kırgız Türkçesi: söz aykaşı ~ söz tizmegi; Alt::söskolbu; Hakas Türkçesi: söz pîrîgîzî; Tuva Türkçesi: sös ka'ttıjıışkını; Şor Türkçesi: sös tizimi; Rusça: slovosoçetaniye

İngilizce'de Grup ne demek? Grup ingilizcesi nedir?:

group

Grup hakkında bilgiler

Grup aynı yerde bulunan kimse veya nesneler bütünü, küme, öbek.

Grup anlamı, kısaca tanımı:

Küme : Tümsek biçimindeki yığın. Durum ve nitelikleri göz önünde bulundurularak belli sayıdaki takımdan oluşturulan alt grup. Birbirine benzer veya aynı cinsten olan şeylerin oluşturduğu bütün, takım, öbek, grup. Bir sınıfta öğrencilerin, belli bir eğitim ve öğretim amacıyla bir süre için oluşturdukları takım veya öbek. Koşularda, kendiliğinden oluşan yarışçı gruplarının her biri. Tomar.

Nesnel : Nesne ile ilgili, nesneye ilişkin, öznel karşıtı. Gerçeğe varmak amacıyla, taraf tutmadan inceleme yapan, hüküm veren, objektif. Bireyin kişisel görüşünden bağımsız olan, objektif.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Grup mobilya : Benzer yapı ve görünüşteki elemanların kendi aralarında üst üste veya yan yana konulmasıyla elde edilen bir sistem mobilya.

Birincil grup : İçten, samimi, yüz yüze ilişkilere dayanan iki veya daha çok insandan meydana gelen topluluk.

İkincil grup : Birbirleriyle ilişkileri kişisel olmayan, resmî ilişkilere dayanan etkileşmelerle ilişki içine giren, ikiden fazla insanın oluşturduğu topluluk.

Mekan grupları : Bir yeri dolduran ögeler.

Bağlaç grubu : Bağlaçla veya bağlaçsız birbirine bağlanmış olan, aynı nitelikte iki veya daha çok kelimeden oluşan öbek, bağlaç öbeği.

Baskı grubu : Bir işin yapılmasında, gerçekleştirilmesinde veya tamamlanmasında baskı oluşturan güç.

Belirtme grubu : Tamlamalardan daha geniş kelime dizisi: Kalın bir kitabın süslü cilt kapağı, bir belirtme grubudur.

Edat grubu : Edat tümleci.

İsnat grubu : Sıfatların addan sonra gelmesiyle oluşan ve genellikle deyim olarak kullanılan kelime grubu.

Kan grubu : Bireyde serum ve alyuvarların taşıdığı antijen veya antikorların türüne göre ayırıcı özellikler taşıyan grup.

Medya grubu : Bir merkeze, bir ortaklığa bağlı olan basın yayın organlarının tümü.

Nesne grubu : Nesneyle ilgili olarak kullanılan kelimelerin bütünü, nesne öbeği.

Oturma grubu : Koltuk, kanepe, sandalye, kolçaklı sandalye, sallanan koltuk vb. mobilyalardan oluşan takım.

Özne grubu : Birden çok kelimeden oluşan ve cümlelerde bütünüyle özne görevinde bulunan sözler, özne öbeği.

Sıfat fiil grubu : Sıfat-fiillerin cümlede birlikte kullanıldıkları kelimelerle oluşturduğu grup.

Yüklem grubu : Yüklemle birlikte kurulan söz veya tamlamalar, yüklem birliği, yüklem öbeği.

Zarf fiil grubu : Birden fazla kelimeden oluşan zarf-fiil.

Gruplandırma : Gruplandırmak işi.

Gruplandırmak : Dağınık olan şeyleri toplayarak grup oluşturmak. Gruplara ayırmak.

Gruplanma : Gruplanmak işi.

Gruplanmak : Grup grup olarak bulunmak.

Gruplaşma : Gruplaşmak işi.

Gruplaşmak : Grup oluşturmak, gruplara ayrılmak.

Ortak : Birden çok kimse veya nesneyi ilgilendiren, onlara özgü olan, onların katılmasıyla oluşan, müşterek. Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik, hissedar, partner. Kuma.

Varlık : Ömür, hayat. Para, mal, mülk, zenginlik, variyet. Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı, popülasyon. Önemli, yararlı, değerli şey. Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey. Var olma durumu, mevcudiyet. Var olan her şey.

Görüş : Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Cezaevi veya hastanedeki birine yapılmış olan ziyaret. Gözle bir şeyi algılama yetisi. Görme işi.

Ekip : Takım.

Sınıf : Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri. Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü. Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu, klas. Derslik. Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği. Çeşitli amaçlarla oluşmuş kümeler. Önemlerine, niteliklerine göre kişi veya nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri.

Birlik : Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek. Bölünmezliği içeren yalın bütün. Bir arada olma durumu, vahdet.

Eleman : Kümeye ait varlıklardan her biri. Öge. Bir toplulukta çalışan insanların her biri.

Aynı : Aralarında ayrım olmayan. Başkası değil, yine o. Eski durumunda kalmış, değişmemiş. Benzer.

Grup 77 : Temel uluslararası iktisadi sorunları tartışmak, ortak iktisadi çıkarları savunmak ve Güney ülkelerinin kalkınmasını gerçekleştirmek amacıyla bağlantısız ülkeler hareketinin siyasi erekleri doğrultusunda 15 Haziran 1964 yılında Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansının birinci oturumu sonrasında hazırlanan ortak bildiriye imza koyan yetmiş yedi gelişmekte olan ülkenin oluşturduğu grup. Bağlantısız ülkeler hareketi ile Grup 77 arasında işbirliği ve eşgüdüm sağlamak amacıyla 1994 yılında Ortak Eşgüdüm Komitesi kurulmuştur. krş. birinci kalkınma on yılı

Grup akordu : Parça başına ücret sisteminin bir tek işçi yerine belirli bir işi birlikte gören bir grup işçiye birlikte uygulandığı ücret sistemi.

Grup birleşmesi : Birbiriyle çok fazla ilgili olmayan malları üreten firmaların, aynı sahiplik altında birleşmesi.

Grup fekunditesi : Bir yumurtlamada bir gruptaki dişiler tarafından bırakılan yumurta sayısı.

Grup içi iki aşamalı en küçük kareler :

Grup tahmin yöntemi : Olaf Helmer ve Norman Dalkey tarafından 1950 yılında geliştirilen; teknolojinin hızlı değişim gösterdiği alanlar başta olmak üzere, sosyal ve iktisadi alanlarda konu ile ilgili uzmanların görüşlerine dayanarak gelecekte gerçekleşmesi olası olayların zamanını belirleme ve öngörme yöntemi.

Grup vurgusu : Kelime vurgusunun yerine iki veya daha çok kelimeden oluşan bir kelime grubunda, yoğunluğu kelime vurgusundan daha güçlü bir vurgunun yer alması: ‘pencere perdesi; ço’cuk arabası; ‘mor menekşe; ‘yarın geleceğim; ‘nasıl bir iş vb.

Grup yemlemesi : Hayvanların besin maddeleri gereksinimlerine göre belirli gruplara ayrılarak her gruptaki hayvanların toplam yemini vermek suretiyle bir arada beslenmeleri.

Gruplaştırma : Gruplaştırmak işi.

Gruplaştırmak : Gruplaşmasına yol açmak.

Grup ile ilgili Cümleler

  • Bu grup çalışacak.
  • Bir grup insan kar botlarıyla yola koyuldular.
  • Grup bombalama sorumluluğunu üstlendi.
  • Grup bu defa farklı görünüyor.
  • Yalnız seyahat etmek bir grupla gitmekten daha ilginçtir.
  • Grup dağıldı.
  • Bütün grup Tom'un hatası için cezalandırıldı.
  • Grup çok büyüktü.
  • Grup bir marş çaldı.
  • Grup akşam sekizde çalmaya başlar.
  • Turun ortasında onlar ana gruptan ayrıldılar.
  • Köşede küçük bir grup erkek göründü.
  • Sözcük grupları sözdizimsel birimlerdir.
  • Grup altı üyeden oluşur.

Diğer dillerde Grup anlamı nedir?

İngilizce'de Grup ne demek? : n. group, ensemble, party, gang, band, batch, body, bunch, category, clan, class, clump, clutch, push, series, set

Fransızca'da Grup : groupe [le]; formation [la]

Almanca'da Grup : n. Gruppe, Kollektiv, Trupp, Zunft

Rusça'da Grup : n. группа (F), группировка (F), бригада (F), партия (F), дивизион (M)

adj. бригадный

Grup ile ilgili yorumlar  

Bu kısımda Grup nedir? Grup ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Grup tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Grup hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.

Popüler Konular

En Son Yorumlar

  • Kasko: merhaba burçin hanım, mutlaka bir hukuk bürosu ile anlaşın ve hakkınızı arayın. başta masraf yapmış olacaksınız ama dav...
  • Kasko: merabalararacımla kaza yaptım aracım perte çıktı yanımda bi arkadaşımla ifade felan verdik kasko şirketine gitti araç sonu...
  • Görevsizlik kararı: görevsizlik kararının kaldırılması ne demek yada ne anlama geliyor...
  • 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı: 29 ekim ile ilgili şiir arıyordum ama bu yazı da çok işime yarayacak. ödevim için çok faklı bir makale oldu. çok teşekkür...
  • Elektron yakalama: Her nasıl ki yıldırımın oluşmasına mani olamıyorsak, onun toprağa akması için onu engellememeli, binalara ve eşyalara zar...