Hüküm nedir, Hüküm ne demek

Hüküm; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Hüküm" ile ilgili cümleler

  • "Hükmü doğru ve pek de yerinde olamazdı." - F. R. Atay
  • "Kocabaş Kazasker, gerçekten Sultan Mahmut'un göz bebeği hükmündeymiş." - R. N. Güntekin
  • "Bu işin ne hükmü var?"

Gramer anlamı:

[Bakınız: yargı]

Hukuki terim anlamı:

1) yargı (Urteil, décision) 2) kural (Bestimmung, régle, disposition). 3) etki, sonuç (Wirkung, effet).

Orta Öğretim alanındaki anlamı:

[Bakınız: vargı]

Tarih'teki anlamı:

Padişah divanından padişah adına çıkan karar.

İngilizce'de Hüküm ne demek? Hüküm ingilizcesi nedir?:

jugement, disposition

Hüküm hakkında bilgiler

Hüküm, bir dava mahkemesinin hukuksal uyuşmazlığı çözen son kararıdır. Ceza yargılamasında, sanığın suçlu bulunması durumunda yasanın o suç için öngördüğü cezaya çarptırılması, suçsuz bulunması durumunda da aklanması biçiminde olur. Hukuk yargılama usulünde ve idari yargılamada hüküm, açılan davanın türüne göre değişir.

Hüküm ile ilgili Cümleler

  • Hükümdar cenaze törenine katılmalı.
  • Guantanamo'da kaç tane hükümlü tutuluyor?
  • Ali eski bir hükümlü.
  • Hükümet ateşli silah ihracatını yeniden ele almaktadır.
  • Burak İngiliz hükümetine çok gizli bilgiler satan bir köstebekti.
  • Bu ülkenin hükümeti halkına zulmediyor.
  • Ali 2013 yılında ikinci derece saldırı suçundan hüküm giydi.
  • Hükümet bize vergi ödetir.
  • Hükümet adına, kitle iletişim araçları istismar edilmektedir.
  • Hükümdarın cenaze törenine katılması gerekiyor.
  • Polis bu alanda kaçan bir hükümlüyü arıyor.
  • Hükümet aşağıdaki bildiriyi yayınladı.
  • Ali hüküm giymiş bir suçlu.
  • Hükümet bunu kabul etmeyi reddetse de, ekonomi politikası harap olmuş durumda.
 

Hüküm anlamı, tanımı:

Karar : Bu yargıyı bildiren belge. Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş. Tam ölçüsünde, ne az ne çok. Değişmez olma. Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik. Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm. Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı.

Hüküm giymek : Mahkemece cezalandırılmak.

Hüküm sürmek : Etki, hız vb. sürmek, devam etmek. yaygın olmak. işbaşında olmak.

Hüküm vermek : Bir suçluyu mahkûm etme. iyice düşündükten sonra bir karara varmak.

Hüküm yemek : Mahkûm olmak.

Hükme varmak : İyice düşündükten sonra karar vermek.

Hükmü geçmek : Geçerli, etkili durumunu yitirmek. gücü yetmek, sözü geçmek.

Hükmü olmamak : Önemi, geçerliliği, etkisi bulunmamak.

 

Hükmü parasına geçmek : Para ile dilediğini yapabilme gücünü kazanmak.

Hükmünde olmak : Değerinde olmak. yerinde olmak, yerine geçmek.

Hükmünü icra etmek : Gerekeni yerine getirmek.

Hükmetmek : Aklına esmek. Egemenliği altında bulundurmak. Düşünme veya yargılama sonunda bir kanıya varmak. Bir kimseye veya topluluğa sözünü geçirmek.

Hükmolunmak : Hüküm verilmek.

Amir hüküm : Yürürlükte ve uygulanması zorunlu olan hüküm.

Gıyabi hüküm : Kendi yokken arkasından verilen hüküm.

Peşin hüküm : Ön yargı.

Kanun hükmünde kararname : Bakanlar Kurulu tarafından yayımlanan ve kanun değerinde olan karar.

Hükümdar : Padişah, kral, hakan gibi taht sahibi devlet başkanı.

Hükümdarlık : Hükümdarla yönetilen ülke. Hükümdar olma durumu.

Hükümferma : Hüküm süren.

Hükümlü : Ceza hükmü verilmiş, hüküm giymiş, mahkûm.

Hükümlülük : Hükümlü olma durumu, mahkûmluk, mahkûmiyet.

Hükümran : Egemen.

Hükümranlık : Egemenlik.

Hükümsüz : Yürürlükten çıkarılmış, yürürlükten kaldırılmış, geçersiz, hükmü kalmamış.

Hükümsüz kılmak : Yürürlükten kaldırmak, iptal etmek.

Hükümsüzlük : Hükümsüz olma durumu, geçersizlik.

Yargı : Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar, kaza. Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme vb. yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi, hüküm.

Egemenlik : Egemen olma durumu. Milletin ve onun tüzel kişiliği olan devletin yetkilerinin hepsi, hükümranlık, hâkimiyet.

Hakim : Her şeyi bilen (Tanrı). Bilge.

Değer : Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Üstün nitelik, meziyet, kıymet.

Aynı : Aralarında ayrım olmayan. Benzer. Eski durumunda kalmış, değişmemiş. Başkası değil, yine o.

Benzer : Benzeşim. Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Nitelik : Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği, kalite. Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet. Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçülebilen özellik, keyfiyet.

Dava : Sav. Ülkü. Sorun. Sevgili. Korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına başvurma.

Veya : Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz. Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut.

Önem : Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu, ehemmiyet.

Geçerlilik : Bir kavramın, bir yargının, mantıksal olarak onaylanabilir olması. Geçerli olma durumu, geçerlik.

Hükümet : hükümet Toplum bireylerinin iç ve dış güvencelerini ve birbirleriyle ilişkilerini sağladığı gibi onların her tür gereksinmelerini karşılayan bir ya da birkaç kişiden oluşan yasal ya da geleneksel yönetici güç. bk. halk katmanı, büyücü. Devlet işlerini yürütmekle görevli kuruluşlar ve kişiler.

Hükümet alımları : Hükümet tarafından yapılan cari harcamalar ile yatırım harcamalarının toplamı.

Hükümet başarısızlıkları : Piyasa başarısızlıklarını ortadan kaldırmaya yönelik hükümet müdahalelerinin rant arayışları nedeniyle devlet müdahalesinin olmadığı duruma göre daha fazla kaynak etkinsizliğine neden olması.

Hükümet harcamaları : Hükümet alımları ve transfer ödemeleri biçiminde yapılan harcamalar.

Diğer dillerde Hüküm anlamı nedir?

İngilizce'de Hüküm ne demek? : n. rule, authority, provision, sentence, decision, judgement [Brit.], judgment, verdict, adjudication, assize, award, conclusion, deliverance, dicta, dictum, doom, estimate, fiat, operation, predication, proviso, ruling, statute

Fransızca'da Hüküm : jugement [le], précepte [le], sentence [la], stipulation [la], verdict [le]

Almanca'da Hüküm : n. Beschluss, Bestimmung, Entscheid, Entscheidung, Erkenntnis, Urteil

Rusça'da Hüküm : n. законность (F), определение (N), заключение (N), влияние (N), постановление (N), приговор (M), вердикт (M), суд (M), власть (F), суждение (N)