Hız nedir, Hız ne demek

"Hız" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Hikâyede baştan sona kadar hareket ve hız olmalıdır." - F. R. Atay
  • "Yağmur şimdi hızını daha da arttırmıştı." - H. Taner

Yerel Türkçe anlamı:

Borç, ödünç.

Bilişim alanındaki terim anlamı:

Türlü donanım birimlerinin, birim zamanda gerçekleştirdikleri işlem sayısı, örn. 1500 satır/ dakika yazıcı hızı, 1100 kart/dakika okuyucu hızı.

Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:

[Bakınız: oran]

Fiziksel Kimya alanındaki anlamı:

Yön belirtmeden verilen, birim zamanda alınan yol niceliği.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Bir cismin ya da bir dalganın birim zamanda aldığı yol.

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

Bir durgan konaç dizgesindeki bir noktaya göre bir devingen noktanın konum yöneyinin süreye göre türevi.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

[Bakınız: alıcı hızı]

[Bakınız: gösterici hızı]

[Bakınız: seslendirme hızı]

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Demografi ve epidemiyolojide en sık kullanılan ölçümler olan, incelenen nüfusta belirli bir sürede görülen belli bir olay sayısının, bu olay bakımından risk altında bulunan nüfus dilimine bölünmesiyle elde edilen ve çoğunlukla on binde veya binde şeklinde ifade edilen ölçüt.

 

Bilimsel terim anlamı:

Birim zamanda alınan yol ile ölçülen devinim niceliği.

Bir kimyasal tepkimede ürünlerin birim zamandaki oluşum niceliği.

Bir olay ya da işlemin, birim zamanda olan oranı.

(II) Motorla itici tekerleklerin arasındaki dönüş oranı basamaklarından her biri.

(I) Birim zamanda alınan yol.

Devinimdeki bir cismin birim zamanda aldığı yol.

fizik: Birim zamanda alınan yol niceliği.

motor: Motorlu taşıtların gidiş ve çekişini düzenlemeye yarayan dişli düzeni.

Belli bir zaman aralığı içindeki nicel bir değişmenin başlangıç değerine göre oransal anlatımı, bk. göreli hız.

İngilizce'de Hız ne demek? Hız ingilizcesi nedir?:

speed, velocity, rate, directed speed, gear, gears

Osmanlıca Hız ne demek? Hız Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

sür'at, sürat

Hız hakkında bilgiler

Kinematikte hız, bir objenin birim zamanda yaptığı yöneyli yer değiştirme miktarına verilen isimdir. Yöneyli bir büyüklük olması yer değiştirmenin ne yönde yapıldığını belirtmesini sağlar.

1 boyutlu hareket için, hız objenin konum - zaman grafiğinin eğimi olarak da tanımlanabilir. Bu şekilde olması aynı zamanda konumun zamana göre türevinin hızı vermesi anlamına da gelir. Bu durum türevin grafikteki eğimi verdiği gerçeğinden yola çıkılarak anlaşılabilecek bir şeydir.

Sürat sayıl bir büyüklüktür ve sadece yer değiştirmenin birim zamanda ne kadar olduğuyla ilgilenir. Doğal olarak sürat (sayıl) bir objenin ne kadar süratli gittiğini gösterirken hız (yöneyli) objenin hem hareket yönünü hem de ne kadar süratli gittiğini gösterir.

Örneğin bir arabanın 60km/sa hızla hareket ettiği söylenirse bu arabanın süratidir. Ancak arabanın 60km/sa süratle kuzey yönüne ilerlediği söylenirse bu bize yöneysel hızı verir. Bazı durumlarda burada verilen değerler 60km/h şeklinde yazılabilir, h İngilizce saatin kısaltılmışıdır.

 

Hız ile ilgili Cümleler

  • Arabanız hız limitini aştı.
  • Hız aracı Jack Robinson diyemeden önce kaydı ve bir kamyonun arkasına direkt çarptı.
  • Sen hız limitini aşıyordun, değil mi?
  • Ali hız göstergesine baktı.
  • Hız limiti saatte 55 mil olmasına rağmen Mustafa çok daha hızlı sürüyordu.
  • Hız her şey değildir.
  • İşte bir hız arabası geliyor, geçelim!

Hız anlamı, kısaca tanımı:

Hız almak : Atlamak için geri çekilip birdenbire fırlamak.

Hız vermek : Hızını artırmak, hızlandırmak. isteklendirmek.

Hızını alamamak : Öfkesini yenememek, yatışamamak. hızla gidişini yavaşlatamamak.

Hızını almak : Yavaşlamak, hızını yitirmek. şiddetini yenmek, yatışmak.

Hızını kaybetmek : Etkisini, geçerliliğini yitirmek, hükmü kalmamak.

Hızölçer : Motorlu araçlarda hız ölçüm aygıtı, takograf, takometre, takigraf.

Açısal hız : Hareket eden bir cismi duran bir noktaya birleştiren doğru parçasının birim zamanda taradığı açı.

Alan hızı : Hareket eden bir cismi, duran bir noktaya birleştiren doğru parçasının birim zamanda taradığı alan.

Büyüme hızı : İş gücü, doğal kaynaklar, donanım vb. temel değişkenlerin bir arada yoğrulması sonunda bir önceki yıla oranla adam başına düşen gerçek gelir artış hızı.

Dalga hızı : Dalga boyunun dalga periyoduna oranı.

Dolanım hızı : Paranın herhangi bir işlem sonunda el değiştirme temposu.

Işık hızı : Işığın bir saniyede aldığı yol.

Kalkınma hızı : Belirli iki tarih arasında ekonomideki büyüme veya gelişme durumu.

Var hızıyla : Olanca hızıyla.

Çabukluk : Çabuk olma durumu, hız, sürat.

Sürat : Soğuk davranma. Yüz. Somurtkanlık, asık yüzlülük.

Bir : Eş, aynı, bir boyda. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Beraber. Ancak, yalnız. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sayıların ilki. Tek. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Bir kez. Sadece.

Doğan : Kartalgillerden, sırtı kül rengi ve enine çizgili, küçük kuş, fare vb. ile beslenen ve alıştırılarak kuş avında kullanılan yırtıcı bir kuş (Falco peregrinus).

Güç : Ağır ve yorucu emekle yapılan, çetin, müşkül, kolay karşıtı. Sınırsız, mutlak nitelik. Bir akarsuyun aşındırma ve taşıma yeteneği. Zorlukla. Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat. Birim zamanda yapılmış olan iş. Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli. Bir toprağın verimlilik yeteneği. Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet, devletler topluluğu. Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği. Yeterliliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış kimse. Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet, efor. Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik.

Şiddet : Karşıt görüşte olanlara kaba kuvvet kullanma. Duygu veya davranışta aşırılık. Hız. Bir hareketin, bir gücün derecesi, yeğinlik, sertlik. Bir hareketten doğan güç. Kaba güç.

Çaba : Herhangi bir işi yapmak için ortaya konan güç, zorlu, sürekli çalışma, gayret, ceht, efor.

Gayret : Koruma, esirgeme, kayırma duygusu. Çalışma, çaba, çalışma isteği. Kutsal sayılan şeylere yabancıların saldırmasını görmekten doğan dayanamama duygusu.

Takat : Bir şeyi yapabilme, başarabilme gücü, güç, hâl, derman, kuvvet.

Hız çalışması : Gövdeyi hızlı güreşe uydurmak için yapılacak türlü beden eğitimi çalışmaları.

Hız çiftekeri : Hızkeseri, kelebek somunu ve hız değiştirgeci olmayan, özel olarak yapılmış bir çifteker türü.

Hız çizgisi : (coğrafya)

Hız değiştirgeci : Çiftekerlerde, hız değiştirmeye yarayan araç.

Hız değiştirgeci kaplıteli : Hız değiştirgeci ile, hız değiştirme kolu arasında bağlantı sağlayan kaplı tel.

Hız değiştirgeci kolu : [Bakınız: hız kolu]

Hız değiştirme kolu : [Bakınız: hız kolu]

Hız dişlisi : Mekanik hız kutusundaki hızı değiştirerek, motor hızıyla tekerlek hızı arasındaki dönü oranını sağlayan dişlilerden her biri.

Hız diyagramı : (matematik)

Hız durganı : Tepkenlerin derişimleriyle tepkime hızı arasındaki orantı katsayısı. (Değeri, derişimlere değil, sıcaklık, basınç gibi dış etkenlere bağlıdır.)

Diğer dillerde Hız anlamı nedir?

İngilizce'de Hız ne demek? : n. speed, velocity, impetus, quickness, bat, career, celerity, dispatch, expedition, haste, lick, pace, pelt, raciness, rapidity, rapidness, swiftness, tilt

Fransızca'da Hız : vitesse [la], rapidité [la], élan [le], rythme [le]

Almanca'da Hız : n. Eile, Geschwindigkeit, Hast, Lebhaftigkeit, Rasanz, Raschheit, Schnelle, Speer, Tempo

Rusça'da Hız : n. скорость (F), быстрота (F), прыть (F), темп (M)