Hacet nedir, Hacet ne demek

Hacet; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Hacet" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bu devri yüz defa yapabildiniz mi mutlaka her hacetiniz de yerine gelir." - Y. K. Karaosmanoğlu
  • "Zile basacaktı, hacet kalmadı." - R. H. Karay
  • "Bu kadar külfete hacet yok."

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Giresun şehrinde, Bulancak ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Amasya kenti, Alıcık bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Manisa şehrinde, Gelembe bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Hacet anlamı, kısaca tanımı:

Hacet dilemek : İstekte bulunmak.

Hacet görmek : Alışveriş yapmak. tuvalete gitmek. gerekli bulmak, gerekli saymak.

Hacet kalmamak : Gereği olmamak.

Hacet yok : "gerekliği yok, gerekli değil, istemez" anlamında kullanılan bir söz.

Haceti olmak : Tuvalete gitmesi gerekmek.

Hacetini yapmak : Küçük veya büyük abdestini yapmak.

Hacet kapısı : Dua etmek veya dilekte bulunmak için gidilen türbe, mezar vb., hacet penceresi.

Hacet penceresi : Hacet kapısı.

Hacet tepesi : Üzerinde yapılmış olan duanın kabul olunacağına inanılan tepe.

Hacet yeri : Tuvalet.

 

Defihacet : Küçük veya büyük abdest bozma.

Gülü tarife ne hacet ne çiçektir biliriz : Birinin uygunsuz özellikleri sayılırken bunların öteden beri bilindiğini anlatmak için söylenen bir söz.

Kötü komşu insanı hacet sahibi eder : "kötü komşu kendisinden emanet olarak istenen şeyi vermez, emanet isteyen de gidip o şeyden satın alır" anlamında kullanılan bir söz.

Ne hacet : Gereksiz, gerek yok.

Gerek : Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım. İcap.

İhtiyaç : Gereksinim. Yoksulluk, yokluk. Güçlü istek.

Gereklilik : Zorunluluk. Gerekli olma durumu, lüzum.

Lüzum : Gerek, gereklik, gereklilik, icap.

Tanrı : Kâinatta var olan her şeyi yaratan, koruyan, tek ve yüce varlık, Yaradan, Allah, Rab, İlah, Mevla, Halik, Hüda, Hu, Oğan. Çok tanrıcılıkta var olduğuna inanılan insanüstü varlıklardan her biri, ilah.

Getirilme : Getirilmek işi.

Dilek : Bir kimsenin dilediği şey, istek, talep, temenni, rica, murat.

Yerine : Alegori. Başkasının adına. Bir şeyin veya bir kimsenin yerini almak üzere.

Şey : Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz. Nesne, madde.

Gerekli : Yapılması, olması veya bulunması uygun olan, yerinde olan, lüzumlu, vacip, mukteza, zaruri.

İdrar : Böbreklerde kandan süzülerek idrar yolları aracılığıyla dışarıya atılan sıvı, sidik, küçük abdest, hacet.

 

Veya : Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz. Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut.

Dışkı : Sindirim sonunda anüs yoluyla dışarıya atılan besin artığı, kaka, bok, büyük abdest, kazurat.

Hacet namazı : Yağmur duası sırasında kılınan namaz

Hacetini yapmak : küçük veya büyük abdestini yapmak.

Hacetler : Bolu şehri, Dörtdivan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Hacetmek : Harcamak

Diğer dillerde Hacet anlamı nedir?

İngilizce'de Hacet ne demek? : need, necessity, requirement

Almanca'da Hacet : Bedarf, Erfordernis

Rusça'da Hacet : n. необходимость (F), потребность (F), моление (N)