Hamam nedir, Hamam ne demek

Hamam; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Hamam" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Banyosuz, duşlu, avuç içi gibi bir aralıktı hamam." - O. Rifat

Yerel Türkçe anlamı:

Çamaşırhane.

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

Halkın yıkanma gereksinmesini karşılayan mimarlık yapıtı.

Evlerde yıkanmaya aynlan küçük oda; banyo.

Almanca'da Hamam ne demek?:

bad

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Hatay ilinde, Kumlu ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Hamam hakkında bilgiler

Hamam (Arapça حمّام, hammâm), özel bir düzenle ısıtılan sıcak ve soğuk suyu bulunan, yıkanma amacıyla kullanılan yapı.

Hamamın tarihi Antik Romalılar'a kadar uzanır. Vezüv yanardağının patlamasından sonra küller altında kalan Pompeii şehrinde yapılmış olan kazılar, Romalılar'ın kullandıkları hamamları ortaya çıkarmıştır. Bu hamamların yalnız temizlik için değil, zevk ve eğlence için de yapıldığı anlaşılmaktadır. Romalılarda sınıf farkı olduğu için, hamamlarda kölelerle asillerin giriş kapıları ve yıkandıkları yerler ayrılmıştı. Roma hamamlarında ayrıca buhar banyosu yeri, soğuk ve sıcak su havuzları da vardı.

 

Hamamda çalışan ve müşterileri yıkayan kadınlara denir.

Hamamda çalışan ve müşterileri yıkayan erkek kişilere denilir.

Hamam ile ilgili Cümleler

  • Küçük bir teraryum içinde bir tarantulam var ve onu hamamböceği ile besliyorum.
  • Hamam böceği yer misin?
  • Hamam böcekleri hakkında ne biliyorsun?
  • Hamam böcekleri böcektir.
  • Ne toplantı odasına bir hamam böceği getirdi?
  • Biz hayvanat bahçesine gittik ve daha sonra bir Roma hamamını ve Güney Cumbria'daki bir Roma kalesini gördük.
  • Sanırım hamam böceklerinden kurtulmamın tek yolu bu.
  • Hamam böceklerinin fotoğraflarını çektiğine inanamıyorum.
  • O ucube bir kibrit kutusunda hamam böcekleri yetiştirir.
  • O, hayatımda şimdiye kadar gördüğüm en ufak hamam böceğiydi.
  • Hamam böcekleri gün boyunca kendilerini gizler.
  • Onlar her hafta hamama giderler.
  • Hamam böceklerini yakalamak için tuzaklar kurduk.
  • Hamam böceklerini yeme kötü bir fikir midir?

Hamam kısaca anlamı, tanımı:

Yıkanma : Yıkanmak işi.

Hamam gibi : Çok sıcak.

Hamama giren terler : "bir işe girişen, o işin güçlüklerini veya masraflarını göze almalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Hamamın namusunu kurtarmak : Görünüşünü kurtarmaya yönelen birtakım yetersiz çarelere başvurarak kötü bilinen bir yere onur kazandırmaya çalışmak.

 

Hamam anası : İri yarı, güçlü ve şişman kadın. Kadınlar hamamında natırları yöneten kadın.

Hamam bohçası : Kadınların hamama giderken çamaşırlarını veya eşyalarını koyduğu bohça.

Hamam böceği : Hamam böceğigillerden, kirli yerlerde üreyen zararlı bir böcek (Blatta orientalis).

Hamam kesesi : Hamamda kiri çıkarmak için kullanılan kıldan veya kenevirden örülmüş, ele geçirilebilen kese.

Hamam otu : Vücuttaki gereksiz kılları almak amacıyla çamur kıvamına getirilip sürülen toz.

Hamam takımı : Hamamda kullanılan havlu, kese, lif vb. şeyler.

Hamam tası : Banyo ve hamamlarda çeşmeden veya kurnadan su alıp dökünmeye yarayan yayvan kap.

Deniz hamamı : Kumsal.

Düğün hamamı : Düğünden bir gün önce gelin ve yakınlarının hamama giderek eğlenmeleri.

Erkekler hamamı : İçinde sadece erkeklerin yıkandığı veya erkeklere ayrılmış hamam.

Fin hamamı : Çok sıcak yerden ve sudan çok soğuk yere ve suya girmeyi sağlayarak vücudu uyaran bir hamam türü.

Gelin hamamı : Oğlanevindeki kadınların gelini düğünün ertesi günü hamama götürerek yaptıkları tören. Evlenecek kız için düğünden birkaç gün önce hamamda yapılmış olan tören.

Kadınlar hamamı : Kadınlara ayrılan özel hamam. Herkesin aynı anda ve yüksek sesle konuştuğu yer.

Kırk hamamı : Kadının lohusalıkta ilk kırk günü doldurmasından sonra temizlenmesi için hamamda yapılmış olan özel toplantı.

Kudret hamamı : Ilıca.

Hamam böceğigiller : Düz kanatlılar takımına giren, örnek hayvanı hamam böceği olan bir familya.

Hamamcı : Boy abdesti alması gereken kimse. Hamam işleten kimse.

Hamamcı olmak : Boy abdesti alması gerekmek.

Hamamlık : Bazı evlerde yıkanmak için ayrılmış, çoğunlukla içi ve yanları çinko kaplı, dolaba benzer yer.

Hamamözü : Amasya iline bağlı ilçelerden biri.

Eski hamam eski tas : "hiçbir şeyi değişmemiş, eski durumunda kalmış" anlamında kullanılan bir söz.

Han hamam sahibi : Malı mülkü çok, varlıklı kimse (olmak).

İki çıplak bir hamama yakışır : "iki yoksul kimsenin birbiriyle evlenmesi uygundur" anlamında kullanılan bir söz.

Külhancının beyliği hamamcılık demişler : "bayağı bir işle uğraşan kimse, yükselse bile ancak yaptığı işle anılır" anlamında kullanılan bir söz.

Yedi kubbeli hamam kurmak : Büyük hayaller peşinde koşmak.

Yunak : Hamam. Konya iline bağlı ilçelerden biri.

Isıdam : Hamam.

Para : Kuruşun kırkta biri. Kazanç. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.

Düzen : Yerleştirme, tertip. Alet edevat takımı. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Dolap, hile. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bez dokuma tezgâhı. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem.

Sıcak : Hamam. Dostça olan, sevgi dolu. Havadaki yüksek ısı. Isısı yüksek olan, çok ısınmış. Sıcak yer. Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı.

Tarih : Tarih dersi. Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyeti inceleyen bilim. Bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz. Tarih kitabı. Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı.

Antik : İlk Çağdaki uygarlıklarla, özellikle eski Yunan ve Roma uygarlıkları ile ilgili olan, antika.

Yer : Gezinilen, ayakla basılan taban. İz. Önem. Yerküre. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Durum, konum, vaziyet. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Görev, makam. Durum, konum. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Ülke.

Hamam böcekleri : takımında bulunan ve Blatta, Blattella ve Periplaneta gibi önemli cinsleri içeren, yassı ve oval bir vücuda sahip kanatlı, evlerde ve gıda üretilen yerlerde yaşayan, birçok hastalığa rezervuarlık yapan böcekler.

Hamam çöktü : Eğilerek dizilenlerin üzerinden atlayarak oynanan bir çeşit oyun.

Hamam kızdı : Bir çeşit çocuk oyunu.

Hamam söyleşmesi : Konusu Karagöz'ün düşünde hamama gidişi olan, Hacivat ile Karagöz arasında geçen söyleşme.

Hamama dayanmak : Gelin hamama gitmek.

Hamamayağı : Samsun şehri, Lâdik ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Hamamböceği : Hamamböcekleri takımı türlerinin genel adı. a. bk. doğu hamamböceği, Alman hamamböceği, Amerikan hamamböceği. (zooloji)

Hamamböcekleri : On bir bölümden yapılma karınları, eşit olmayan iki çift kanatları bulunan, bitkisel, hayvansal her çeşit besini oburca yiyen, kurtçukları erginlerine benzer, karanlık ve sıcak sever, uzun duyargalı böcekler takımı.

Hamamcık : Küçük hamam, gusulhane.

Hamamcılık : Hamamcının yaptığı iş.

Diğer dillerde Hamam anlamı nedir?

İngilizce'de Hamam ne demek? : [Hammam] n. Hamam, Turkish bath, special bath for bathing and massage used after sitting in a hot sauna

n. Turkish bath, bath, hammam, bagnio, bathhouse, baths

Fransızca'da Hamam : bain [le], bains municipaux

Almanca'da Hamam : n. Bad, Badeanstalt

Rusça'da Hamam : n. баня (F), купальня (F)