Harı nedir, Harı ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Köye yakın yerde bulunan sulak tarla.

Harı ile ilgili Cümleler

  • Bilim adamları AIDS'e son vermek için harıl harıl çalışıyorlar.
  • Biz harıl harıl çalışıyoruz.

Harı ile ilgili Atasözü veya Deyim

harı başına vurmak : çok kızmak azmak, kendini tutamayacak duruma gelmek.

harı geçmek : kızgınlığı, sıcaklığı, hevesi, isteği veya öfkesi azalmak.

Harı tanımı, anlamı

Harı goru : Arapça kökenli harr+ T. kor: Sıcağı sıcağına, sıcak, kızgın

Harıf : Korku.

Harığ : Ark, su arkı. Ark, su yolu. Su arkı.

Harıh : Su yolu, ark.

Harık : Su yolu, ark. Küçük suyolu, ark. Su kanalı, 'arık ve ark da denir'. Ark. (Susuz Kars).

Harıkalamak : Ovalamak: Şu çamaşırları harıkalayıver.

Harıl : Obur.

Harılanmak : Hayvan huysuzlanmak, huysuzluk etmek.

Harıldak : Tahtadan yapılan bir çeşit oyuncak. Harıltı ile akan su, çağlayan. Ses çıkararak nefes alan kişi.

Harılma : Yapıların üzerine atılan ağaç. Duvar yapımında diklemesine konulan direkler üstüne atılan uzatma ağaç. Duvar yapımında diklemesine konulan direkler üzerine atılan uzatma ağaç.

Harım olmak : Tarlayı çalı kaplamak. Budanmayan asma dalbudak salmak.

Harımlık : Bahçe, sebze ya da meyve bahçesi.

Harımsız : Obur.

Harın garın : Arapça kökenli karin: Bir çok şeye sahip olma.

 

Harın olmak : Hayvan hastalanarak iştahtan kesilmek.

Harınlamağ : Fenalığa sapmak.

Harınlamak : At nefes nefese kalmak, iyice yorulmak.

Harınlaşmak : Güçten kuvvetten düşmek.

Harınlık : Bir şeyden huylanıp yürümeyen, geri geri giden hayvan. İsteksizlik.

Harınnamak : İşe alışamamak, işe yüzü olmamak.

Harınsız : Obur.

Harıs : Ekilmemiş tarlada biten ot. [Bakınız: haros]. Ekin biçildikten sonra toprakta kalan köklü sap. Merak, heves, istek. Birkaç yıl işlenmemiş, sürülmemiş tarla.

Harıslanmak : Haris olmak. Arapça kökenli hârıs: kıskanmak.

Harısli : Haris, mal harisi.

Harıstak : Kiriş (Çayağzı), karşılığı arıstak.

Harıya : Nereye.

Harız : Ekilmemiş tarlada biten ot. [Bakınız: harıs]. [Bakınız: haros]. Birkaç yıl işlenmemiş, sürülmemiş tarla. Samsun kenti, Bafra ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Harıl harıl : Aralıksız olarak, durmaksızın. Hızlı bir biçimde.

Harılanma : Harılanmak durumu.

Harıldama : Harıldamak işi.

Harıldamak : Gürültüyle ve sürekli olarak akmak. Yanmak. Çalışmak.

Harıltı : Harıldama sırasında çıkan sesin adı.

Harım : Sebze ve meyve bahçesi. Tarla ve bahçe çevresindeki çit.

Harın : Bir şeyden huylanıp yürümeyen, geri geri giden (hayvan). Hain, huysuz. Obur.

Diğer dillerde Harhariyasgiller anlamı nedir?

İngilizce'de Harhariyasgiller ne demek ? : sharks