Harp on the same subject türkçesi Harp on the same subject nedir

  • Kendini tekrarlayıp durmak.
  • Aynı konu üzerinde bıktırıcı bir şekilde durmak.
  • Hep aynı konuda ısrarla durmak.

Harp on the same subject ile ilgili cümleler

English: It is important that a lawyer should leave no stone unturned even on minor points and harp on the same subject to achieve a break through in an impasse.
Turkish: Bir avukatın zor bir durumda küçük konularda bile her taşın altına bakması ve aynı konuda sonuca ulaşmak için ısrarla belirtmesi önemlidir.

Harp on the same subject ingilizcede ne demek, Harp on the same subject nerede nasıl kullanılır?

Harp : Durmak. Harp çalmak. Israrla belirtmek. Arp (çalgı). Harp. Arp.

On : Yönünde. İle. Giyilmiş. Hazır. Açık. Devrede. E doğru. De. Esnasında. Yanmak.

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık.

Same : Tıpkı. Aynı şey. Sürüm. Farketmez. Benzer. Aynı. Eşit. Özdeş. Farksız. Tıpkısı.

Subject : Tabi. Mecbur etmek. Asal düşünce. Çektirmek. Bir oyunun en kestirme biçimde anlatılabilecek baş olgusu. Tedavi altına alınan şahıs veya hayvan. Çeken. Yüklemin gösterdiği kılış ile doğrudan ilgili olan kişi ya da şeye verilen ad; bir oluş ve kılışın gerçekleşmesini sağlayan kimse veya şey: eskiler, baharı ya tabiatta yahud tecrid halinde, tek manzarasında severlerdi (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi, s. 114). oda karşıma düşen duvardaki hücreye konmuş büyükçe bir gaz lambasıyla aydınlanıyordu a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları, s. 90). bu tahammül edilemez bir ömürdü… (r. h. karay, memleket hikayeleri, s. 34). agah bey, içti; biraz buruk, lakin baygın kokulu, tuhaf lezzetli, hoş bir içkiydi (r. h. karay, göst. e., s. 35). ben anadolu'ya gitmezden önce manevi kuvvet denilen şeyin millet mücadelelerinde büyük bir rol oynadığına ve bunun ruhtan gelen bir yüreklilikle oluştuğuna inandım (y. k. karaosmanoğlu, ergenekon, s. 114). odada, galiba, teyzesi yatıyor. (p. safa, şimşek, s. 210). hakikatte bütün istanbul garip bir sinirlilik içinde idi (a. h. tanpınar, sahnenin dışındakiler, s. 276). o, zamanın sahibi idi (a. h. tanpınar, saatleri ayarlama enstitüsü, s. 37). siz doğru dürüst konuşmasını bilmez misiniz hiç? (t. buğra, yalnızlar, s. 216). melek, hastanın başucuna götürüldüğü zaman, bu burnu uzamış, gözleri çukura kaçmış adamla alakasını anlayamamıştı (s. f. abasıyanık, bütün eserleri 3: medarı maişet motoru, s. 170). yol ayrımına, yolu olan gelir! (k. tahir, yol ayrımı, s. 310). insan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar (y.kemal bayatlı, kendi gök kubbemiz, s. 91) vb. Boyun eğdirmek. Sinema ve televizyon alıcısının, fotoğraf aygıtının merceğinin, üzerine yöneltildiği ve görüntüsünü saptamayı amaçladığı temel varlık, nesne, görünüm. bu yolda saptanmış olan nesne. öykülü bir filmin ya da televizyon oyununun en kısa biçimde anlatılabilecek olgusu.

 

Harp on about : Israrla bahsetmek.

 

Harp on : Dilinden düşürmemek. Dönüp dolaşıp aynı şeyi anlatmak. Durmadan anlatmak. Üzerinde çok durmak. Israrla bahsetmek. Aynı şeyleri tekrarlayıp durmak. Hep aynı telden çalmak. Üzerinde durmak.

Harp on the same string : Diline pelesenk etmek. Tekrarlayıp durmak. Diline dolamak.