Have an appetite türkçesi Have an appetite nedir

  • İştahı olmak.

Have an appetite ile ilgili cümleler

English: The boy didn't have an appetite.
Turkish: Oğlanın iştahı yoktu.

Have an appetite ingilizcede ne demek, Have an appetite nerede nasıl kullanılır?

Have : Zorunda olmak. Yaptırmak. Almak. Dolandırmak. Elde etmek. Sahip olmak. Olmak. Bulunmak. Yapmak. Buyurmak.

An : Bir (ünlülerden önce). Anabatik rüzgar. Bir. Sesli harf ile başlayan kelimelerin başında kullanılan belirsiz tanımlık. (herhangi) bir.

Appetite : Afiyet. İstek. Arzu. Apetit. İştah. Şehvet. Yemlerin tat, koku, nitelik ve ısı gibi etkenlere bağlı olarak istekle tüketilmesi.

Have an abortion : Hamileliği sonlandırdı. Fetusun erken doğumuna neden oldu (kendi başına hayatta kalabilecek duruma gelmeden önce). Kürtaj oldu. Kürtaj yaptırmak. Düşük yaptı. Düşük yapmak. Kütaj olmak. Kürtaj olmak. Çocuk düşürmek. Çocuk aldırmak.

Have an accident : Kaza geçirmek. Kazaya uğramak. Kaza yapmak.

Have an edge on : Bir gömlek üstün olmak.

Have an aptitude for : -e yeteneği olmak.

Have an axe to grind : Şikayeti olmak. Bir şikayeti olmak. Kişisel çıkarı olmak. Çıkarı olmak. Şikayetçi olmak.

Have an affair with : Birisiyle aşk ilişkisi olmak. Birisiyle cinsel ilişkisi olmak. Gönül macerası olmak. Evlilik dışı ilişki kurmak. Kendisiyle evli olmayan biriyle bir aşk ilişkisinde bulunmak.

Have an affair with someone : Biriyle takılmak. Biriyle aşk yaşamak. Biriyle aşk ilişkisi olmak. Biriyle ilişkisi olmak.