Have an eye on türkçesi Have an eye on nedir

  • Dikkatini vermek.
  • Gözü kalmak.
  • Gözlemlemek.
  • Yakından izlemek.
  • Dikkat etmek.
  • İlgilenmek.
  • Göz kulak olmak.
  • Bakmak.
  • -e karşı ilgili olmak.
  • Gözü üzerinde olmak.
  • Göz dikmek.

Have an eye on ingilizcede ne demek, Have an eye on nerede nasıl kullanılır?

Have : Dolandırmak. Etmek. Aldatmak. Elde etmek. Kabul etmek. Almak. Zorunda olmak. Göz yummak. Buyurmak. Elinde bulunmak.

An : Bir. (herhangi) bir. Bir (ünlülerden önce). Sesli harf ile başlayan kelimelerin başında kullanılan belirsiz tanımlık. Anabatik rüzgar.

Eye : Görüş. Halka. Göz. Dikkatle bakmak. Gözlemek. İğne deliği. İzlemek. Bakış. Belirli insanların ya da hayvanların içindeki etkili, çarpıcı, hatta öldürücü olduğuna inanılan gücü ya da akımı dışa vurmasına aracı olan örgen.

On : Civarında. Devrede. Üstünde. De. Giyilmiş. Üzerinde. Olmakta olan. E doğru. Açık. Makbul.

Have an eye for : İyi anlamak. İyisinden anlamak.

Had an eye on him : Çok yakından izledi. Göz kulak oldu.

Kept an eye on : Gözkulak olmak. Gözünü ayırmamak. Gözetlemek. Dikkat etmek.

Have an accident : Kaza yapmak. Kaza geçirmek. Kazaya uğramak.

Have an abortion : Düşük yapmak. Düşük yaptı. Çocuk düşürmek. Çocuk aldırmak. Kürtaj olmak. Kürtaj yaptırmak. Fetusun erken doğumuna neden oldu (kendi başına hayatta kalabilecek duruma gelmeden önce). Kürtaj oldu. Hamileliği sonlandırdı. Kütaj olmak.

 

İngilizce Have an eye on Türkçe anlamı, Have an eye on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Have an eye on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tail : Kuyruk takmak. Azalmak. Kuyruk. Yazı. Gütmek. Bozuk paranın resimsiz tarafı. Hazırlama artığı. Arka. Kuyruk yapmak.

Be into : İlgili olmak. Meşgul olmak. Merak salmak.

Beat about : Sıkıntıyla aramak. Aramak. Aranmak. Aranıp durmak. Endişeyle aramak. Bakınmak. Rota değiştirmek.

Begrudging : Kıskanmak. Çok görmek. Esirgemek. İçine oturmak. Fazla görmek (bir şeyi birine). Çekememek. Kaçınmak. İstemeyerek yapmak. İstemeyerek vermek.

Come to terms with : Anlaşmaya varmak. Hesaplaşmak. Boyun eğmek. Mutabık kalmak. Anlaşmak. Kabullenmek. Kabul etmek (durumu). İle anlaşmak. Kabul etmek.

Zero in on : Yoğunlaşmak. (silahları) hedef üzerine çevirmek. Bütün gayretini tek noktaya toplamak. Amaçlamak. Hedeflemek.

Begrudge : İstemeyerek yapmak. Fazla görmek (bir şeyi birine). Çok görmek. Kıskanmak. Kaçınmak. Çekememek. İstemeyerek vermek. İçine oturmak. Esirgemek.

Attended : Hazır bulunmak. Kulak vermek. Katılmak. Devam etmek. Hizmet etmek. Beraberinde getirmek. Dinlemek. Eşlik etmek.

Turn to : Çark etmek. Yardımını istemek. Başlamak. Değişmek. Yardım istemek. Dönüşmek. Aklını vermek. Açmak (belirli bir sayfayı). Çevirmek. İşe koyulmak.

Soared : Yükselmek. Uçmak. Yüksekten uçmak. Artmak. Ötesine gitmek. Fırlamak. Gözü yükseklerde olmak. Hızla uçmak. Fırlamak (fiyatlar vb). Tırmanmak.

 

Have an eye on synonyms : be interested, coveting, cast a glance, be in charge, attend to, pay attentions, keep track of, hold the fort, settle down to, be mindful of, oversee, give heed to, soars, care, glue, bewaring, hanker after, oversees, pay close attention, engross, glues, envy, keep an eye out for, behold, soar, be interested in, take care of, beholding, begrudges, cared, beholds, attend, attend on.