Have something done türkçesi Have something done nedir

Have something done ingilizcede ne demek, Have something done nerede nasıl kullanılır?

Have : Kabul etmek. Zorunda olmak. Bulunmak. -si olmak. Yapmak. Etmek. Aldatmak. Olmak. Elde etmek. Yaptırmak.

Something : Birşey. Bir şey. Falan. Önemli bir şey.

Done : Sona ermiş. Yorgun. Yapılmış. Aldatılmış. Kabul edilebilir. Tamam. İyi pişmiş. Bitmiş. Pişmiş. Yapılı.

Have something coming : Bir şeye hak kazanmak. Bir şey almak üzere (ödül veya cezaya yönelik). Hak etmek.

Have something in mind : Bir şey düşünmek. Belirli bir şeyi kastetmek. Kastetmek.

Can i have something for diarrhea : İshal için bir şeyiniz var mı.

Can i have something for sunburn : Güneş yanığı için bir şeyiniz var mı.

Get something done : Hallettirmek. Yaptırmak. Ettirmek.

I have something in my eye : Gözüme bir şey kaçtı.

Have something taped : Kaydetmek. Kasete çekmek.

İngilizce Have something done Türkçe anlamı, Have something done eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Have something done ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Administers : Tedvir etmek. Sağlamak. Tatbik etmek. Hizmet etmek. Yönetmek. Müdürlük etmek. Uygulamak. Tayin etmek. İcra etmek.

Gotten : Gelmek. Götürmek. Edinmek. Anlamak. Yaptırmak. İdrak etmek. Varmak. Yalanını çıkarmak. Başlamak. Alınan.

 

Got : Elde etmek. Getirmek. Yaptırmak. Başlamak. İdrak etmek. Yapmak. Yalanını çıkarmak. Canına okumak. Almak. Etmek.

Procure : Tedarik etmek. Edinmek. Sağlamak. Elde etmek. Kazanmak. Üretmek. Temin etmek. Yaptırmak. Kadın bulmak.

Procures : Kazanmak. Üretmek. Bulmak. Temin etmek. Sağlamak. Pezevenklik etmek. Yaptırmak. Edinmek. Elde etmek.

Get : -tirmek. Bulmak. Almak. -tırmak. Anlamak. Getirmek. Ulaşmak. Gidip getirmek. Yapmak. Duymak.

Administer : Vermek (ilaç, ceza vb). Vermek. İdare etmek. Sağlamak. Verdirmek. Müdürlük etmek. Tayin etmek. Uygulamak. Tedvir etmek.

Gets : Olmak. İdrak etmek. Etmek. Öldürmek. Kavramak. Satın almak. Elde etmek. Canına okumak. Anlamak. Götürmek.

Administered : Verdirmek. Yönetmek. Yönetilen. Hizmet etmek. Yönetilmiş. İdare etmek. İdare edilmiş. Vermek (ilaç, ceza vb). Uygulamak.

Get something done : Yaptırmak. Hallettirmek.