Have the feeling that türkçesi Have the feeling that nedir

  • Duyguya kapılmak.
  • Gibi hissetmek.
  • Olduğunu sezmek.

Have the feeling that ile ilgili cümleler

English: I have the feeling that I've seen these shoes somewhere before.
Turkish: Bu ayakkabıları daha önce bir yerde gördüğümü hissediyorum.

English: I have the feeling that my French is improving.
Turkish: Fransızcamın geliştiğine dair içimde bir his var.

English: I have the feeling that I'll sleep well tonight.
Turkish: Bu gece iyi uyuyacağımı hissediyorum.

English: I have the feeling that my French isn't getting much better.
Turkish: İçimde Fransızca'mın daha iyiye gitmediğine dair bir his var.

English: I have the feeling that I've met that guy before.
Turkish: O adamla daha önce tanıştım gibi bir his var içimde.

Have the feeling that ingilizcede ne demek, Have the feeling that nerede nasıl kullanılır?

Have : Etmek. Kabul etmek. Elde etmek. Aldatmak. Malik olmak. Almak. Sahip olmak. Dolandırmak. Elinde bulunmak. Zorunda olmak.

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Feeling : Duygusal. Sezgi. Şefkat. Duygu. Gibi gelme. Duyarlık. Hassas. Duyarlı. His. Duyma.

 

That : Öteki. Şu. Bu kadar. O. İçin. Diye. -en. Ki. -dığı. -an.

I have the feeling : Öyle hissediyorum ki. İçime doğuyor ki. Bana öyle geliyor ki.

Have the best of it : Üstün olmak. Galip gelmek.

Have the advantage of somebody : Daha iyi tanımak. Hakkında daha çok şey bilmek. Avantajlı olmak.

Have the advantage of : Avantajına sahip olmak.

Have the advantage over someone : Galip gelmek. Başkasına göre avantajlı durumda olmak. Üstün pozisyonda olmak.

İngilizce Have the feeling that Türkçe anlamı, Have the feeling that eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Have the feeling that ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Feel like : Canı çekmek. Duygusu içinde olmak. Gereği hissetmek. İçinden gelmek. Canı -mek istemek. Canı istemek.