Have the nerve to türkçesi Have the nerve to nedir
- Yüzsüzlük etmek.
- Çekinmemek.
- Cüret etmek.
Have the nerve to ile ilgili cümleler
English: I don't have the nerve to watch it.
Turkish: Onu izlemeye cüret edemem.
English: Ali wanted to kiss Mary, but he didn't have the nerve to try.
Turkish: Ali Mary'yi öpmek istedi fakat denemek için cesareti yoktu.
English: I didn't have the nerve to ask Tom that question.
Turkish: Tom'a o soruyu sormaya yüzüm tutmadı.
English: Ken didn't have the nerve to try it again.
Turkish: Ken'in onu tekrar denemek için cesareti yoktu.
English: Ali didn't have the nerve to do it again.
Turkish: Ali onu tekrar yapmaya cüret etmedi.
Have the nerve to ingilizcede ne demek, Have the nerve to nerede nasıl kullanılır?
Have : Elinde bulunmak. Dolandırmak. -si olmak. Göz yummak. Almak. Yapmak. Olmak. Buyurmak. Elde etmek. Malik olmak.
The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.
Nerve : Kuvvet. Soğukkanlılık. Arsızlık. Birçok sinir telinin bir araya gelmesi ile oluşan yapı. Damar (yaprak). Cesaret. Gayret. Küstahlık. Çaba.
To : E doğru. İla. Göre. Ye. -e kadar. -e göre. İle. -mek -mak (mastar). Kala. Oranla.
Have the nerve to do : Cesareti olmak.
Have the advantage over someone : Başkasına göre avantajlı durumda olmak. Üstün pozisyonda olmak. Galip gelmek.
Get up the nerve to : Bir şey yapmak için cesaretini toplamak.
Have the advantage of : Avantajına sahip olmak.
Have the advantage of somebody : Avantajlı olmak. Hakkında daha çok şey bilmek. Daha iyi tanımak.
İngilizce Have the nerve to Türkçe anlamı, Have the nerve to eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Have the nerve to ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Presume : Farz etmek. İhtimal vermek. Farzetmek. Kabul etmek. Saymak. Yeltenmek. Haddini aşmak. Tahmin etmek. Haddini bilmemek.
Take liberties with : Saygısızlık etmek. Özgürlüğünü duymak. Laubalileşmek. Küstahlığını göstermek. Senli benli olmak.
Presumes : Varsaymak. Haddini bilmemek. Kalkmak. İhtimal vermek. Tahmin etmek. Haddini aşmak. Farz etmek. Kabul etmek. Addetmek.
Ventures : Göze almak. Riske atmak. Tehlikeye atmak. Cesaret etmek.
Sauces : Şımarıklık etmek. Salça ilave etmek. Tepesine çıkmak. Sos katmak. Soslamak. Çeşni katmak. Sos. Terbiyelemek. Sos koymak.
Take the liberty to do : Cesaret etmek. Yapmaktan çekinmemek.
Dared : Meydan okumak. Cesaret etmek. Kafa tutmak (argo terim). Riske girmek. Kalkışmak. Cesaretli.
Have the face to : Yüzü olmak.
Dare : Kafa tutmak. Kafa tutmak (argo terim). Zorlamak. Meydan okumak. Riske girmek. Hodri meydan demek. Meydan okuma. Yeltenmek. Yürekli olma.
Venture : Riske atmak. Macera. Tehlikeye atılmak. Göze almak. -e cüret etmek. Tehlikeli girişim. Riske etmek. Cesaret etmek. Şans işi.
Have the nerve to synonyms : ventured, make no bones of it, dares, make bold, have the cheek, feel free, sauce, have the face, take the liberty, durst.

Bu kısımda Have the nerve to kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Have the nerve to ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Have the nerve to anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Have the nerve to ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.