Hayat nedir, Hayat ne demek

Hayat; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Canlı, sağ olma durumu.
  • Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma.
  • Yaşam.
  • Avlu.
  • Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi
  • Geçim şartlarının bütünü.
  • Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa.
  • Meslek.
  • Sundurma.
  • Hayat biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü, yaşantı.
  • Balkon.
  • Yazgı.
  • Yaşamayı sağlayan şartların bütünü.

"Hayat" ile ilgili cümle

  • "Hayat sahnesinde yetmiş üç yaşın basamaklarındayım." - H. F. Ozansoy
  • "Ayda hayat yok."
  • "Köy hayatı. Gece hayatı."
  • "Atatürk'ün hayatı."
  • "Bu köyde hiç hayat yok."
  • "Uzun dualardan sonra bana denizcilik hayatını anlatmaya başladı." - R. N. Güntekin
  • "Hayat onları bir türlü birleştirmedi."
  • "Hayatımı yazılarımla kazanırım." - H. E. Adıvar

Yerel Türkçe anlamı:

Ahır, ağıl. 1

Sofa.

Avlu.

Duvar, avlu duvarı

Salon

Eski ev. 1

Yayla evi. 1

Eski tip evlerin girişinde bulunan ve yerden bir miktar yüksek balkon şeklindeki kısım

Oda.

Arsa.

Avlu

Salon, hol.

Balkon.

Ev bahçesi. 1

Köylerde çamaşır yıkanılan yer, yunaklık.

Koridor.

Sundurma.

İpek iplik.

Avlu.

Balkon.

Çit veya taşla çevrili bahçe

Toprak damların saçağı.

Sofa.

Biyoloji'deki anlamı:

Bir hayvan ya da bitkiyi anorganik ya da ölmüş organik maddeden ayıran özellik. Canlının metabolizma, büyüme, üreme, çevreye uyum gibi gösterdiği hayatî olaylar.

 

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

(Mimarlık) Üstü ve üç tarafı kapalı, yalnız önü avluya açık oda. a. bk. lîvan, eyvan.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Ev avlusu. (Körküler *Yalvaç -Isparta; *Birecik -Urfa; Yeşilyurt *Haymana, Adalıkuzu *Güdül -Ankara)

Sofa. (Karaağaç -Bilecik)

Zooloji alanındaki anlamı:

Bir hayvan ya da bitkiyi anorganik ya da ölmüş organik maddeden ayıran bir özellik olup metabolizma, büyüme, üreme, çevreye uyma ve benzeri gibi hayatsal olaylarla kendini gösterir.

Diğer sözlük anlamları:

Avlı.

Hayat isminin anlamı, Hayat ne demek:

Kız ismi olarak; Yaşam, dirim. Canlılarda, doğumdan ölüme kadar geçen süre. Yaşama, yaşayış.

İngilizce'de Hayat ne demek? Hayat ingilizcesi nedir?:

life

Fransızca'da Hayat ne demek?:

vie

Hayat hakkında bilgiler

Yaşam ya da hayat; biyolojik açıdan, kimyasal reaksiyonlar veya bir dönüşümle sonuçlanan başka olaylar gibi bazı biyolojik süreçler gösteren organizmaların bir özelliğidir. Organik maddeler gelişme ve üreme yeteneklerine sahiptir. Bazı canlılar birbirleriyle iletişim ya da bildirişim kurabilirler ve birçok canlı iç değişimler geçirerek çevrelerine uyum gösterebilirler. Yaşam bir başka tanımla anlatılacak olursa, canlılık niteliği taşıyan varlıkların hepsinin yaşadıkları süre boyunca kazandıkları deneyimler ve yaşayışlarının bütünüdür. Yaşamın fiziksel bir özelliği negatif entropi ilkesine tabî oluşudur.

 

Biyoloji (Dirimbilim) veya Canlı bilimi, canlıları inceleyen bir bilim dalıdır.Biyologlar, tüm canlıları; tüm gezegeni kaplayan küresel boyuttan, hücre ve molekülleri kapsayan mikroskobik boyuta kadar onları etkileyen önemli dinamik olaylarla birlikte inceleyen, biyoloji bilimiyle uğraşan kişilerdir. Birçok süreci bünyesinde barındıran hayâtî süreçlerden kimileri: enerji ve maddenin işlenmesi, vücudu oluşturan maddelerin sentezlenmesi, yaraların iyileşmesi ve tüm organizmanın çoğalmasıdır.

Hayatın gizemleri, tarihteki tüm insanları etkilediğinden; insanın fiziksel yapısı, bitkiler ve hayvanlar hakkındaki araştırmalar tüm toplumların tarihlerinde yer bulur. Bu kadar ilginin bir kısmı, insanların hayata hükmetme ve doğal kaynakları kullanma isteğinden gelmektedir. Soruların peşinden koşmak, insanlara, organizmaların yapıları hakkında bilgi kazandırdı ve de yaşam standartları, zamanla yükseldi. İlginin bir diğer kısmı ise, doğayı kontrol etme isteğinden çok, onu anlama isteğinden gelmektedir. Bu araştırmaların ilerletilmesi, bizim Dünya hakkındaki düşüncelerimizi değiştirmiştir.

Canlıların içerisinde yaşam soyutlamasını yapabilen ve kendi yaşamını anlamlandırmaya çalışan tek türün homo sapiens olduğu kabul edilir. Günümüze dek pek çok filozof yaşamı farklı bakış açılarıyla tanımlamaya, açıklamaya çalışmıştır. Yaşamın anlamı üzerine birçok tartışma sürdürülmüştür. Örneğin spiritüalistlere göre yaşamın amacı ruhsal tekamüldür. Bununla birlikte, kimilerine göre yaşamın bir anlamı olması gerektiği kuşkuludur.

Hayat ile ilgili Cümleler

  • Hayat ancak absürt bir rüyadır.
  • Hayat aldığımız nefes sayısıyla ölçülmez fakat nefesimizi kesen anlarla ölçülür.
  • Hayat Almanca öğrenmek için çok kısa.
  • Hayat adil değil. Buna alış.
  • Ali yaşadı, Ali hayatta, Ali yaşayacak.
  • Senden sadece bir iyilik istiyorum: Lütfen hayatımdan çık.
  • Burak Alaska'daki hayatla mücadele etti.
  • Hala hayatta olmam şaşırtıcı.
  • Hayat adil değil, değil mi?
  • Güneş olmadan hayat olmazdı.
  • "Ah. Hayatta mısın?" "Evet. Herkes nerede?" "Bilmiyorum."
  • Hayat 2014 yılında nasıl olacak?
  • Güneş olmadan hayat imkansız olurdu.
  • Hayat adil değil.

Hayat anlamı, kısaca tanımı:

Canlı : Canı olan, diri, yaşayan. Canlı yayın. Hareketli, hayat dolu, dinamik. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Güçlü, etkili.

Yaşam : Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat.

Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.

Hayatı cehennem etmek : Büyük üzüntü ve sıkıntı vermek.

Hayata geçirmek : Uygulanır duruma getirmek, canlılık kazandırmak.

Hayat geçirmek : Yaşamak, varlığını sürdürmek.

Hayat memat meselesi : Ölüm kalım meselesi.

Hayat vermek : Canlılık vermek, canlandırmak.

Hayata atılmak : Geçim sağlamak üzere çalışmaya başlamak.

Hayata bağlamak : Yaşamayı sevdirmek.

Hayata gözlerini yummak : Ölmek.

Hayata küsmek : Bezgin, kötümser olmak, yaşama isteğini yitirmek.

Hayatı kaymak : Her işi ters gitmek, mahvolmak.

Hayatının baharında olmak : Hayatının en güzel dönemini yaşıyor olmak.

Hayatının baharını yaşamak : Hayatının en güzel günlerini yaşamak.

Hayatına girmek : Yaşamında yer almak.

Hayatından çıkarmak : İlgisini, ilişkisini tamamen kesmek.

Hayatını borçlu olmak : Birinin yaşamı bir başkasının desteği ile sağlanmış olmak. biri tarafından ölümden kurtarılmış olmak.

Hayatını kazanmak : Geçimini sağlamak.

Hayatını yaşamak : Her türlü baskıdan uzak, dilediğince, gönlünce yaşamak.

Hayatta olmak : Yaşamak.

Hayat adamı : Zamana kolayca uyan, her türlü güçlüğü yenmesini bilen kimse.

Hayatağacı : Binaların dış cephelerine işlenen ve uzun ömürlü olması dileğini simgeleyen özel ağaç motifi. Beyinciğin kesitinde dıştaki boz madde bölümüne yayılarak dallanma gösteren ak maddenin oluşturduğu ağaç biçimi. Soyağacı.

Hayat arkadaşı : Eş.

Hayat boyu : Ömür boyu.

Hayat dersi : İbret veya örnek alınacak gerçek olay.

Hayat dolu : Yaşama isteği çok olan, neşeli, canlı, yaşam dolu.

Hayat düzeyi : Yaşam düzeyi.

Hayat felsefesi : Hayatı anlama ve algılama biçimi, yaşam felsefesi.

Hayat hikayesi : Bir kişinin hayatı boyunca geçirdiği önemli olaylar ve evrelerin bütünü. Öz geçmiş.

Hayat kadını : Para karşılığında erkeklerin cinsel zevklerine hizmet eden ve bu işi meslek edinen kadın, fahişe, orospu, orta malı, kaldırım çiçeği, kaldırım süpürgesi, kaldırım yosması, sürtük.

Hayat kavgası : Hayat mücadelesi.

Hayat mücadelesi : Yaşamak ve geçinmek için harcanan emeklerin bütünü, hayat kavgası, yaşam kavgası.

Hayat okulu : Yaşanılan çevre ve zamanda karşılaşılan olayların tümü.

Hayat öpücüğü : Yapay solunum.

Hayat öyküsü : Öz geçmiş.

Hayat pahalılığı : Yiyecek, içecek, giyecek vb. geçim maddelerinin pahalı olması.

Hayat seviyesi : Yaşam düzeyi.

Hayat sigortası : Bir kimsenin, yaşlılık çağında kendisine veya mirasçılarına para ödenmesi şartıyla yaptığı sigorta anlaşması, yaşam güvencesi.

Hayat standardı : Bir toplumda bireylerin mal ve hizmetlerden yararlanabilme, gereksinimlerini karşılayabilme düzeyi, yaşam standardı.

Hayat şartları : Hayat boyunca karşılaşılabilecek her türlü sosyal ve ekonomik durum, yaşam koşulları.

Hayat tarzı : Yaşayış biçimi.

Abıhayat : Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağladığına inanılan bir su, bengi su, dirim suyu.

Bitkisel hayat : Hastalık veya kaza sebebiyle bilinçsiz ve hareketsiz duruma gelme.

Kaydıhayat : Yaşıyor olma durumu.

Lüks hayat : Fazla masraf gerektiren tantanalı, gösterişli ve göz kamaştırıcı yaşama biçimi.

Ömrühayat : Geçirilen, yaşanılan bütün süre.

Özel hayat : Kişinin kendine özgü yaşayışı, yaşama tarzı, kendisini ilgilendiren tutum ve davranışı, özel yaşam.

Sosyal hayat : İnsanın toplum içindeki yaşama biçimi, sosyal yaşam.

Aile hayatı : Aile düzeni içerisinde sürdürülen hayat, aile olarak yaşama.

Bohem hayatı : Başıboş yaşayış.

Cehennem hayatı : Büyük sıkıntı ve üzüntülerle dolu yaşayış.

Çalışma hayatı : Düşünsel veya bedensel gücün emekçi tarafından bir mal veya hizmet üretmek için kullanıldığı süreç.

Gece hayatı : Gece eğlenceleri.

İş hayatı : Belli bir iş veya mesleği yürüten kimselerin uğraşmakta oldukları alan.

Komün hayatı : Harcamalar için gelirleri birleştirerek yaşanılan ortak hayat.

Yazı hayatı : Yazarlık süresi veya günleri.

Hayat kadınlığı : Hayat kadınının yaptığı iş, fahişelik, orospuluk. Hayat kadını olma durumu, fahişelik, orospuluk.

Hayati : Büyük önem taşıyan, önemli. Hayatla ilgili.

Hayatiyet : Yaşama gücü, canlılık.

Hayatiyetli : Yaşama gücüyle dolu, canlı.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Biçim : Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Tarz. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Biçme işi. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Herhangi bir şeyin benzeri. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl.

Şart : Olması başka durumların gerçekleşmesini gerektiren şey, koşul. Temel kural belgesi.

Yaşantı : Hayat tarzı, içinde yaşanılan şartların tümü, hayat. Yaşanılanlardan, görülenlerden, duyulanlardan, edinilenlerden sonra kişide kalan şey. Yaşanılan bir an, hayatın bir bölümü.

Meslek : Belli bir eğitim ile kazanılan sistemli bilgi ve becerilere dayalı, insanlara yararlı mal üretmek, hizmet vermek ve karşılığında para kazanmak için yapılan, kuralları belirlenmiş iş. Öğreti. Dizge. Çığır, okul, ekol. Uğraş.

Geçim : Anlaşma, uyum. Geçinme işi, geçinme araçları, geçinme, maişet.

Hareket : Deprem. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Devinim. Yola çıkma. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Davranış, tutum.

Biyolojik : Biyoloji ile ilgili, dirim bilimsel.

Sağ : Bu taraftaki yön. Katkısız. Boksta sağ yumrukla vuruş. Ekonomi ve siyasette gelenekçi (görüş). Sağlam, esen. Vücutta kalbin bulunduğu tarafın karşısında olan, sol karşıtı. Yaşamakta olan.

Olma : Olmak işi.

Kaynaşma : Huzursuzluk. Kaynaşmak işi. Kalabalığın çok olduğu bir yerde kıpırdanma, hareketlilik.

Yazgı : Tanrı'nın uygun görmesi, Tanrı'nın isteği, kader, ezelî takdir, yazı, alın yazısı, hayat, mukadderat, takdiriilahi.

Avlu : Bir yapının veya yapı grubunun ortasında kalan üstü açık, duvarla çevrili alan, hayat, hanay, sahn.

Balkon : Vücudun göğüs veya göbek bölümü. Bir yapının genellikle dışarıya doğru çıkmış, çevresi duvar veya parmaklıkla çevrili bölümü. Tiyatro, sinema vb. büyük salonlarda asma kat.

Sundurma : Yağmurdan, güneşten korunmak için yapılmış olan ve arkası bir duvara verilen çatı. Üstü kapalı balkon, evlerin önündeki taşlık. Sundurmak işi.

Hayat ağacı : Soy ağacı. mec. Beyinciğin kesitinde dıştaki boz madde bölümüne yayılarak dallanma gösteren ak maddenin oluşturduğu ağaç biçimi. mim. Binaların dış cephelerine işlenen ve uzun ömürlü olmasını sağlayan özel ağaç motifi. Beyinciğin içinde, dik geçen bir kesitte görülen ak ve boz sinir dokusunun meydana getirdiği ağaç biçimindeki oluşum. [Bakınız: beyincik ağacı] Beyinciğin corpus medullare'siyle laminae albae'sinin tümüne (beyincik mediyan kesitlerde bir ağaç görünümünde olduğu için bu adı almıştır) verilen ad, arbor vita. Beyinciğin içinde, dik geçen bir keside görülen ak ve boz sinir dokusunun meydana getirdiği ağaç biçimindeki yapı.

Hayat bilgisi : Öğrencilerin doğa, aile, toplumsal yaşayış ile ilgili gündelik olayları gözleyip incelemelerine olanak sağlamak ve onlara gerekli birtakım temel bilgileri, beceri vé anlayışları kazandırmak amacıyla okutulan ders.

Hayat devri : Canlının doğuştan ölene kadar geçirmiş olduğu değişik safhalar.

Hayat memat meselesi : ölüm kalım meselesi.

Hayat ölçünü : Toplumun ya da toplumu oluşturan grup ve kişilerin, mal ve hizmet tüketimleriyle belirlenen iktisadi gönenç düzeyi.

Hayat savaşı : Hayatın devamı için yapılan savaş; doğal seçim sırasında sadece en uygun bireylerin yaşamaya devam edebilmesi ya da kalımı ile sonuçlanan organizmalar arasında ve organizmanın çevresi ile yaptığı savaş. Hayatın devamı için yapılan savaş; doğal seçim sırasında sadece en uygun bireylerin yaşamaya devam edebilmesi ya da kalımı ile sonuçlanan, organizmalar arasında ve organizmanın çevresiyle yaptığı savaş.

Hayat süresi : Hayatın devam ettiği süre; canlı varlık olarak bulunabilme süresi. Hayatın devam ettiği süre; canlı varlık olarak bulunma süresi.

Hayat zamkı : Eklem sinovyal sıvısı ve kıkırdağının temel yapısında bulunan, kollajen, tendo ve ligament gibi bağ dokuları bir arada tutmaya yardımcı olan polisakkarit özelliğinde madde, gags, glikozaminoglikan.

Hayat-durumları yaklaşımı : Öğretim programlarının, yaşam boyunca yinelenen temel öğrenim yaşantılarına göre düzenlenmesine önem veren bir yaklaşım biçimi, bk. sürekli hayat durumları.

Hayata gözlerini yummak : ölmek.

Diğer dillerde Hayat anlamı nedir?

İngilizce'de Hayat ne demek? : adj. living

n. life, lifetime, living, vita, existence, experience, heart's blood, race

Fransızca'da Hayat : vie [la], existence [la]

Almanca'da Hayat : n. Dasein, Existenz, Herzblut, Leben, Lebensfaden, Lebenslicht, Lebensweg, Vita

Rusça'da Hayat : n. жизнь (F), существование (N), житье (N), житие (N), живот (M), прихожая (F), передняя (F)

adj. жизненный, житейский