Hayvan nedir, Hayvan ne demek

Hayvan; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Hayvan" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Zavallı hayvan bir saattir yüz okkadan fazla bir yükü sürüklüyordu." - Ö. Seyfettin
  • "İnce ruhlu insanlar gibi Atatürk de hayvanları severdi." - F. R. Atay

Fransızca'da Hayvan ne demek?:

animal

Hayvan hakkında bilgiler

Hayvan, canlılar dünyasının ökaryotlar (Eukaryota) üst âlemindeki hayvanlar (Animalia) âleminde sınıflanan canlıların ortak adıdır. "Hayvan" sözcüğü, günlük kullanımda esasen insan dışı nefes alan ve hareket eden şeyleri ifade etmek için kullanılırsa da biyolojik bağlamda insanı da içerir. Hayvanlar âleminin bilimsel ve Latince adı olan "Animalia" terimi ise yine Latince olan ve "yaşayan" ya da "ruh" anlamına gelen animadan türetilmiş animal sözcüğünün çoğuludur. Hayvanlar âlemini tanımlayan bir başka Latince bilimsel terim de Metazoa'dır.

Genellikle çevrelerine uyum sağlayan ve diğer canlılarla beslenen çokhücreliler alemidir. Vücutları, embriyonun bazı metamorfozlar geçirmesiyle gelişir. Ökaryotik çok hücreli organizmalardır. Besinlerini genel olarak sindirerek alırlar.

 

Hayvanların birçoğu hareketlidir ve bitkilerde tipik olan kalın hücre duvarları genellikle yoktur. Embriyonik gelişim esnasında büyük ölçülerde hücresel göçler ve doku organizasyonları görülür. Üremeleri primer (birincil) olarak seksüeldir; diploit kromozom taşıyan dişi ve erkekler mayozla haploit kromozomlu gametleri, bunlarda birleşerek diploid zigotu oluşturur.

1,5 milyondan fazla yaşayan türü tanımlanmıştır, fakat gerçek miktarın bazılarına göre 20 milyon, bazılarına göre de 50 milyondan fazla olduğu sanılmaktadır.

Hayvan ile ilgili Cümleler

  • Gelincik en şirin hayvandır.
  • Hayvan hücrelerindeki karbonhidrat oranı yaklaşık yüzde altıdır.
  • Yılanlar asla sevmediğim hayvanlardır.
  • Tavşanlar sosyal hayvanlardır.
  • Hayvanat bahçesi her pazartesi kapalı.
  • Dün kedimi hayvan hastanesine götürdüm
  • O, ev hayvanlarına düşkün değil.
  • Hayvan açlıktan öldü.
  • Hayvanat bahçesi buraya yakın mı?
  • Hayvan gibi para alıyorsunuz kafanızı kullanın illa Tom'un yardımını beklemeyin.
  • En sevdiğin dolgulu oyuncak hayvan nedir?
  • Hayvan eğitimi nasıl gidiyor?
  • Ali hayvanat bahçesine gitmemizi önerdi.
  • Hayvan değilsiniz kitapları parçalamadan içini açmadan önce özetine bakın ondan sonra okuyacaksanız okuyup, kutuphaneciye iade edin.
 

Hayvan anlamı, kısaca tanımı:

Hareket : Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Yola çıkma. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Deprem. Devinim. Davranış, tutum.

Canlı : Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Canı olan, diri, yaşayan. Hareketli, hayat dolu, dinamik. Güçlü, etkili. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Canlı yayın. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde.

Hayvan gibi : İri yarı. hayvana benzer biçimde. akılsız, duygusuz, kaba.

Hayvan bilimi : Biyolojinin, hayvanların yapı, görev, davranış ve sınıflandırmaları, yeryüzündeki dağılışlarıyla uğraşan bilim dalı, hayvanat, zooloji.

Hayvan kömürü : Kan ve kemik gibi organik maddelerden yapılıp hekimlikte kullanılan kömür.

Hayvanoğluhayvan : Hakaret içeren bir seslenme sözü. Kurnaz, işini bilen, düzenbaz, açıkgöz, uyanık kimse.

Hayvan yemi : Genellikle büyükbaş hayvanları beslemek için kullanılan besin maddesi.

Evcil hayvan : Evde bakılabilen, insana alışmış olan, evcilleştirilmiş hayvan.

Uzun hayvan : Yılan.

Vahşi hayvan : Ehlîleştirilmemiş hayvan, yabani hayvan.

Yabani hayvan : Ehlîleşmemiş, vahşi ve yırtıcı hayvanların genel adı.

Yırtıcı hayvan : Vahşi hayvan.

Av hayvanı : Etinden, postundan yararlanmak amacıyla veya zararlı olduğu için avlanan vahşi hayvan.

Besi hayvanı : Besiye çekilen hayvan. Beslenmek amacıyla alınan hayvan.

Deneme hayvanı : Meranın verimi veya mera üzerinde uygulanan ıslah ve düzenleyim işlemlerinin etkileri hakkında bilgi edinmek amacıyla otlatılan ve canlı ağırlık artışı veya süt verimi devamlı biçimde ölçülen hayvan.

Koşum hayvanı : Koşum atı.

Kürk hayvanı : Kürkü için üretilen veya avlanan hayvan.

Yük hayvanı : Yük taşımada kullanılan at, eşek vb. hayvanlar.

Bitkimsi hayvanlar : Mercan, sünger gibi bitki görünümünde olan hayvanlar.

Soğukkanlı hayvanlar : Vücut ısıları yaşadıkları ortamın ısısına göre değişen hayvanlar.

Kümes hayvanları : Etinden, tüyünden, yumurtasından yararlanmak üzere yetiştirilip beslenen tavuk, kaz, ördek, hindi vb. evcil hayvanlar.

Hayvan bilimci : Hayvan bilimi uzmanı, zoolog.

Hayvan bilimsel : Hayvan bilimi ile ilgili, zoolojik.

Hayvan koklaşa koklaşa insan konuşa konuşa : İnsan konuşa konuşa, hayvan koklaşa koklaşa.

Hayvanat : Hayvan bilimi. Hayvanlar.

Hayvanat bahçesi : Genellikle her tür hayvanın doğal şartlarda beslendiği, korunduğu, sergilendiği büyük bahçe.

Hayvanca : (hayva'nca) Çok kaba ve hoyrat bir biçimde, hayvancasına. Çok kaba ve hoyrat.

Hayvancağız : Kendisine şefkat ve acıma duyulan hayvan, hayvancık.

Hayvancık : Ancak mikroskopla görülebilen çok küçük hayvan. Hayvancağız.

Hayvancılık : Evcil hayvanlara bakma ve yetiştirme işi.

Hayvani : Hayvansal. Hayvanca.

Hayvanımsı : Hayvansı.

Hayvanın alacası dışında insanın alacası içinde : "hayvanların işe yarayıp yaramayacakları görünüşlerinden belli olur ancak insanların kötü huylu olup olmadıkları dışarıdan anlaşılamaz " anlamında kullanılan bir söz.

Hayvaniyet : Hayvanlık.

Hayvanlaşma : İnsanlık erdemlerini yitirme, kabalaşma.

Hayvanlaşmak : İnsanlık erdemlerini yitirmek, kabalaşmak.

Hayvanlaştırmak : Hayvan durumuna getirmek.

Hayvanlık : Hayvan olma durumu, hayvaniyet. Hayvanca davranma.

Hayvanlık etmek : Hayvanca davranmak.

Hayvansal : Hayvandan elde edilen, hayvani. Hayvanla ilgili, hayvani.

Hayvanseverlik : Hayvansever olma durumu.

Almadığın hayvanın kuyruğunu tutma : "almayacağın bir şeye alacakmışsın gibi yakın ilgi gösterme, işinde çalıştırmayacağın kimseye çalıştıracakmışsın gibi umut verme" anlamında kullanılan bir söz.

Emanet hayvanın kuskunu yokuşta kopar : "eğreti olarak kullanılmak üzere verilen şey uydurma olur, hiç umulmadık bir anda bozulur" anlamında kullanılan bir söz.

Güneş hayvancıkları : Kök bacaklılardan, ışın biçimindeki yalancı bacaklarıyla hareket eden bir hücreli hayvanlar takımı, günsüler.

İnsan konuşa konuşa hayvan koklaşa koklaşa : "insanlar konuşarak birbirlerini daha iyi anlarlar" anlamında kullanılan bir söz.

İnsan sözünden hayvan yularından tutulur : "yularından tutulan hayvan başka yöne sapamadığı gibi insan da söylediği sözün dışına çıkamaz" anlamında kullanılan bir söz.

İnsanın alacası içinde hayvanın alacası dışında : "hayvanın rengi dışındadır, bellidir ancak insanın ne düşündüğü, ne yapmak istediği kısacası içyüzü belli değildir" anlamında kullanılan bir söz.

Duygu : Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik. Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği. Duyularla algılama, his. Önsezi.

İçgüdü : Organizmayı o türe özgü olan bir amaca ulaşmaya sürükleyen davranış eğilimi. Bir canlı türünün bütün bireylerinde akıl ve düşünceden bağımsız olarak doğuştan gelen bilinçsiz her türlü hareket ve davranış, insiyak, sevkitabii.

Yaratık : Yaratılmış canlı varlık, mahluk.

Akılsız : Aklı, gerçeği görüp ona göre davranmayan, anlayışı kıt.

Duygusuz : Katı yürekli, umursamaz, hissiz. Duygusu, duyarlığı olmayan, hissiz.

Hoyrat : Güneydoğu Anadolu'da ve Irak'taki Türkler arasında tek başına söylenen bir tür ezgili deyiş. Kaba, kırıcı ve hırpalayıcı. Kaba, kırıcı ve hırpalayıcı bir biçimde.

Kızıl : Genellikle küçük yaşlarda görülen, bulaşıcı, yüksek ateşli, kırmızı renkte geniş lekeler döktüren, kuluçka dönemi üç dört gün süren tehlikeli hastalık. Bu renkte olan. Parlak kırmızı renk. Altın. Aşırı derecede olan. Komünist.

Dünya : Güneş'e yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun. İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu. Herkes. Duygu, düşünce ve hayal âlemi. Meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler, camia. Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yeryüzü. Dış, çevre, ortam.

Kaba : Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli. Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse). Taneleri iri. Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü. Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı. Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer.

Hayvan anatomisi : Hayvan yapı bilimi; hayvanların iç yapıları ile uğraşan bilim dalı. (zooloji) Hayvan yapı bilimi; hayvanların iç yapılariyle uğraşan bilim dalı.

Hayvan bahçesi : Büyük sirk hayvanlarının bulunduğu; alan.

Hayvan bakıcısı : Kafesteki hayvanlara bakan ve onları koruyan kişi.

Hayvan bakısı : Hayvan kemiklerinin ateşte çıkardıkları seslere bakarak geleceği okuma işi. bk. bakı. krş. kemikçik bakısı.

Hayvan benzeri kamçılılar : sınıfındaki protozoonlar.

Hayvan besleme : Hayvanın yaşaması, büyüme ve gelişmesi, döl ve diğer verimlerini verebilmesi için gereksinim duyduğu besin maddelerini sindirim sistemlerine uygun, yeterli miktarlarda ve oranlarda olmak üzere en ekonomik biçimde yem yedirilerek karşılanması.

Hayvan besleme uzmanı : Bir lisans veya lisans üstü diplomasını ilgili bilim dalında, bir fakülteden almış olan, yemler ve yemlerdeki besin maddeleri bilgisini hayvanların büyüme ve gelişmesine, hayatlarını sağlıklı bir biçimde sürdürmesine, üretimlerini artıracak biçimde besleme ve uygulama yeteneğine sahip zootekni, biyokimya, fizyoloji ve hatta anatomi gibi konularda bilgi birikimi olan profesyonel kişi.

Hayvan bitleri : Duyargaları beşer eklemli olup, kediden başka bütün evcil hayvanlarda, raslansal olarak insanlarda yaşayan ve onlardan kan emen, çok kalabalık bitler familyası.

Hayvan cadırı : Zararsız hayvanların barındığı çadır.

Hayvan coğrafyası : Hayvanların yeryüzündeki dağılışlarını inceleyen bilim dalı. Zoocoğrafya. Canlılar coğrafyasının, hayvanların coğrafyasal yayılışlarını ve hayvan topluluklarıyla yaşadıkları çevrenin doğal koşulları arasındaki ilişkileri araştıran kolu. bk. canlılar coğrafyası. (zooloji) (anlamdaş. Zoocoğrafya), (Yun. zoon = hayvan) Hayvanların yeryüzüdeki dağılışlarını inceleyen bilim dalı.

Diğer dillerde Hayvan anlamı nedir?

İngilizce'de Hayvan ne demek? : n. animal, beast, brute

Fransızca'da Hayvan : animal [le], bête [la], brute [la]

Almanca'da Hayvan : n. Biest, Tier, Viech, Vieh, Zoo

adj. tierisch

Rusça'da Hayvan : n. животное (N), скотина (MF)

adj. животный